HABER AKIŞI

Yarattıkları krizin faturasını işçilere ödettiriyorlar

 Tarih: 10-10-2019 11:55:30
Vedat Alp

Büyükşehir Belediyesi’nde oluşan yeni bir kriz var.

“İzin krizi” denilebilir.

Nasıl oluştuğu malum…

Daha önce “taşeron işçisi”, şimdi de “şirket işçisi” konumunda bulunan işçilerin yıllık izin hakları kullandırmamış…

Doğal olarak izinler de biriktikçe birikmiş…

Birikme ile oluşan süre kısa değil…

200 güne kadar ulaşanlar var.

Bu işçilerin yıllık izin süreleri belli…

En kıdemlisi 22 gün izin hakkına sahip…

200 güne ulaşması için 5 yıl izin kullandırılmamış olması gerek…

İnanılır gibi değil, ama gerçek…

Müfettiş incelemesi ile tespit edildi.

Müfettiş incelemesi sonunda “biriken yıllık izinlerin 2019 yılı sonuna kadar kullandırılması” talimatı verildi.

Talimat verilmesine verildi de nasıl uygulanacak?

Uygulanmasının yaratacağı sonuç belli…

“Personel sıkıntısı” oluşacak…

Şu an oluşmuş durumda…

Formüller üretiliyor.

Aralarında yasallığı tartışmalı olanlar da var.

Uygulandıklarında ciddi sorunlar oluşabilir.

Bu kesin de umursayan kim?

Neyse…

Biriken yıllık izinlerin eritilmeye başlamasıyla birlikte, Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki birimlerde ciddi sıkıntılar oluştu.

Sıkıntı oluşan birimlerin başında da ESKİ Genel Müdürlüğü geliyor.

Zaten doğru dürüst yapılamayan iş ve hizmetler iyice aksıyor.

Durma noktasına geldikleri bile oluyor.

Bulunan çare de “izne çıkan işçiyi evden getirmek”.

İzinde olan işçiler evlerinden çağrılıp çalıştırılıyor.

Aslında işçilerin bunu kabul etmeme hakları var.

Var olmasına var da “işten atılma korkusu” daha ağır basıyor.

İzinlerini kesip çalışmaya geliyorlar.

Yapılan “yasal” değil…

Bu işin bir yanı…

İzne çıkan işçinin maaşı düşüyor.

Ciddi kayıpları var.

İzinden gelip “ekstra çalışma” karşılığında “mesai ücreti” bari ödense… Ama ne gezer?

“Mesai ücreti” isteniyor.

İsteğe karşı verilen bir yanıt var.

“Ne mesai ücreti? Biz onlara iş veriyoruz ona şükretsinler. Elleri mahkum gelip çalışacaklar.”

Yanıtı veren Genel Müdür Yardımcısı konumunda bulunanlar…

Sergilediği şu tavra bakın…

Beyefendi, bir kamu kurumu değil de “esir kampı” yöneticisi sanki…

Kendileri “tuzu kuru” denilecek sınıftan…

Yüksek maaşın yanı sıra “yönetim kurulu üyeliği” ve benzeri türden ekstra gelirleri de var.

Borç harç geçinen işçilerin halinden anladıkları yok.

Oluşan krizin ve yarattığı sıkıntının sorumlusu işçiler değil…

En küçük bir payları yok.

Sorumlu belli…

“Ben yaparsam olur” anlayışı ile “keyfi yönetim” sergileyen iş bilmez bürokratlar.

Kendi yarattıkları krizin faturasını, olayda hiç kusuru bulunmayan işçilere ödettiriyorlar.

Olacak şey değil…

Ancak olduruluyor işte…

Aslında olaya müdahil olması, işçilerin haklarını savunması gereken bir sendika var.

Ancak varlığı kağıt üzerinde…

Başında bulunanlar kendi üyesi olan işçiler ve “şirket işçisi” konumunda bulunan işçiler büyük haksızlıklarla karşı karşıya kalırken kıllarını bile kıpırdatmıyorlar.

Anlamak da kabullenmek de olanaksız…

HABER ARŞİVİ
Yukarı