Serhat Tunç açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Tepebaşı Belediyesi’nde yaşanan sorunlar Ekim 202’ te yayınlanan 2024 yılına ilişkin SAYIŞTAY raporu ile artık gizlenemez hale gelmiştir. Tek sevdası sizlere hizmet olan ve Tepebaşına gönül vermiş bir kardeşiniz olarak Türkiye Cumhuriyeti Sayıştay Başkanlığı’nın sitesinde hepinizin ulaşabileceği bu elimde tuttuğum rapordaki yer alan bazı hususları sizlerle paylaşmak istiyorum. Pek tabi ki bu rapordaki değerlendirmeler ve tespitler kesinleşmiş bir mahkeme kararı niteliğinde değildir ancak basın açıklamamız sonrasında çok ciddi tespitler ve değerlendirmeler içeren bu raporun ilgilileri hakkında gerekli incelemenin ve soruşturmanın başlatılabilmesi için suç duyurusunda bulunacağımı açıklıkla belirtmek istiyorum. Belediye hizmetlerinin yapılamaz, çalışan ücretlerinin ödenemez hale geldiği Tepebaşı Belediyesi ile ilgili rapordaki en önemli değerlendirmelerden biri yerel seçimlerde Seçim Kanunu’nuna aykırı olarak halka hediye, eşantiyon niteliğinde malzemeler dağıtıldığı, açılış ve temel atma törenleri düzenlendiğidir. Raporda en dikkat çekici olan yeni yıla girildikten ve hatta birkaç ay geçtikten sonra belediyece takvim vb bastırıldığı ve başkan adayının seçim çalışmalarına yönelik harcamaların belediye bütçesinden karşılandığına ilişkin tespitlerdir. Belediye kaynakları sırf seçim kazanmak adına hem seçim mevzuatına hem de tasarruf düzenlemelerine aykırı şekilde kullanılmıştır.
Raporda Ahmet Ataç’ın Seçim Çalışmasına Yönelik Harcamaların Belediye Bütçesinden karşılandığına ilişkin açık tespitler mevcuttur. Bildiğiniz üzere belediye tarafından bir giderin yapılabilmesi için söz konusu giderin belediyenin görevi ile ilgili olması ve gider kalemleri arasında sayılmış olması, gider seçim döneminde yapılmış ise, seçim yasaklarına aykırılık teşkil etmemesi gerekmektedir. Raporda ise tam tersi şekilde 20 Milyonu aşan harcamadan söz edilmekte ve ilgili dönemde gerçekleştirilen ve aday lehine etkide bulunduğu değerlendirilen tanıtım faaliyetlerinin, kamu hizmeti tanıtımı kapsamında değil, aday lehine siyasi propaganda olarak yorumlanabilecek nitelikte olduğuna dikkat çekilmektedir. Raporda seçim sürecinde 2024 yılında 13 adet yeni duvar cephesi kiralanıp önceki 5 adet duvarla birlikte toplam 18 duvarda seçim sürecine yönelik görsellerin kullanıldığı, seçim sonrası bunların kaldırıldığı ve bu 18 duvara belediye bütçesinden toplam 15 milyon TL civarında ödeme yapıldığına da yer verilmekte, başkan adaylarının tanıtım giderleri ve seçim faaliyetleri ile ilgili giderlerin belediye bütçesinden karşılanmaması gerektiği belirtilmektedir. Bu paraların hepsinin sizlerin bizlerin parası olduğunu yeniden hatırlatmak isterim.
Basın Yayın Müdürlüğü, Kültür İşleri Müdürlüğü ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından çok sayıda doğrudan temin dosyası düzenlendiği, daha önce açık ihale yapıldığı halde 2024 yılında açık ihale yapılmadığı, fiyatların açık ihale fiyatlarının çok üzerinde gerçekleştiği, 3 müdürlük tarafından toplam 43 milyon TL + KDV lik doğrudan temin yapıldığı görülmektedir. En dikkat çekici olan düzenlenen sokak iftarları için yemek aşevinden temin edildiği halde masa toplama, organizasyon adı altında ödeme yapıldığı, seçim döneminde dağıtılan bez torba, yağmurluk, kurşun kalem, tişört gibi promosyonların bütçeden karşılandığı, siyasi katılımı olan organizasyonların bedellerinin bütçeden ödendiği, bilgilendirme toplantısı adı altında otellere ödemeler yapıldığı, Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü tarafından seçim sürecinde siyasilerin katıldığı derneklere yardım mahiyeti taşıyan organizasyonların bedellerinin bütçeden ödendiğidir.
Şimdi huzurunuzda başta Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç olmak üzere belediye yetkililerine soruyorum. 2024 seçimlerinde seçim yasakları süresince belediye tarafından dağıtılan malzemeleri nelerdir? Bu hediyeler hangi tarihlerde, hangi kitlelere dağıtılmıştır? Bu hediyeler nereden ne şekilde temin edilmiştir? Bu malzemelerin toplam maliyeti ne kadardır ve hangi bütçe kaleminden karşılanmıştır? Seçim Kanunu’nunca açıkça bu faaliyetler yasaklanmışken başta Belediye Başkanı Ahmet Ataç olmak üzere ita amirleri bu eylemlere nasıl cevaz vermiştir? Karar alınırken başta Hukuk İşleri Müdürlüğü olmak üzere Tepebaşı Belediyesinin herhangi bir biriminden görüş alınmış mıdır? Bu harcamalar belediye kaynaklarının kamu yararı dışında bir amaçla kullanıldığını ortaya koymaktadır. Kamu yararı dışında yapılan bu harcamalar bakımından ita amirleri ve birim amirlerine sorumlularına rücu süreci ve disiplin süreci başlatılmış mıdır? Başlatıldı ise ne aşamaya gelinmiştir?
Adli bakımdan sürecin takibi için Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunacağımızı özellikle tekraren belirtmek istiyorum. Raporda dikkat çeken başka bir husus Reklam Panolarının İşletme Hakkının Kiralanması İşinde Hatalı Uygulamalar Bulunduğu yönündeki bulgudur. Raporda Kamu İdaresine ait Billboard, CLP ve Megalight gibi açık hava reklam pano ve alanlarının 8 yıl süreyle işletme hakkının kiraya verilmesi ihalesinde, tahmin edilen bedelin hesabının hesap tutanağında gösterilmediği ve İdarenin bu reklam panolarını kullanımlarının tahmini bedel hesabında dikkate alınmadığı görülmüştür. 2886 sayılı Kanun’da belirtilen esas ve usullere göre gerçekleştirilmesi gereken süreçte Kamu İdaresine ait 73 adet Billboard, 33 adet CLP ve 1 adet Megalight’ın işletme hakkını 2886 sayılı Kanun’un 45’inci maddesine göre açık teklif usulü ile 29.03.2018 tarihinde 8 yıllığına ihale edildiği anlaşılmaktadır. Tahmin edilen bedelin ticaret odası, sanayi odası ve borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden de soruşturulmak suretiyle belirlenmesi ve bunun hesabının, hesap tutanağında gösterilmesi gerekmekteyken belirlenmediği ve tutanağın tutulmadığı raporda tespit edilmiştir.
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç başta olmak üzere belediye yetkililerine huzurunuzda soruyorum; Reklam Panolarının İşletme Hakkı kime verilmiştir? Tahmin edilen bedel ticaret odası, sanayi odası ve borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden de soruşturulmak suretiyle belirlenmesi gerekirken neden belirlenmemiştir? Belirlemeyen kişi ya da kişiler hakkında idari ve cezai herhangi bir süreç başlatılmış mıdır? Ahmet Ataç tarafından seçim kampanyasındaki billboardlar için şahsi olarak ne kadar billboard ücreti ödenmiştir? Aynı raporda otoparklarla ilgili de ciddi bulgu ve tespitler yer almaktadır. Raporda otopark gelirlerinin mevzuatta öngörülen amaçlar dışında kullanıldığı ve hesaplar arası aktarım yapıldığı; bu bulgunun önceki yıl raporunda da yer almasına rağmen devam ettiği belirtilmiştir. Sayıştay raporunda otopark gelirlerinin büyük ölçüde amacı dışında harcandığı tespit edilmiştir. Oysa otopark yönetmeliğine göre, otopark bedellerinin toplandığı hesabın “bölge ve genel otopark tesisi dışında başka bir amaçla” kullanılması yasaktır. 2024 yıl sonu itibarıyla otopark hesabında bulunması gereken ~30,1 milyon TL’nin sadece 643 bin TL’si kalmış, yaklaşık 29,46 milyon TL’si diğer hesaplara aktarılarak personel maaşları gibi cari ödemelerde kullanılmıştır. İşin en ilginci bu aykırılık 2022 yılı Sayıştay raporunda da yer almış olmasına rağmen aynı hukuksuzluğa ve usulsüzlüğe devam edilmiş olduğudur. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç başta olmak üzere belediye yetkililerine huzurunuzda soruyorum; Otopark bedellerinin kanuna aykırı biçimde başka giderlere yönlendirilmesi kimlerin bilgisi ve onayıyla gerçekleşmiştir? Bu hesabın amacı dışında kullanılması nedeniyle oluşan yaklaşık 29,5 milyon TL’lik tutar için sorumlular hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır ve bu tutarın otopark fonuna iadesi süreci için gerekli yasal süreç başlatılmış mıdır? Ayrıca, 2018 tarihli Otopark Yönetmeliği’ne açıkça aykırılık teşkil eden bu uygulama hakkında İçişleri Bakanlığı raporlama süreci tamamlanmış mıdır? Aynı hukuksuzluk devam etmekte midir? Biz sürecin takibi için de Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunacağımızı belirtmek isterim.
Raporda gecekondu fonu gelirlerinin amacı dışında cari harcamalarda kullanıldığına ilişkin tespitler de mevcuttur. 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve Gecekondu Kanunu’na göre Hazine taşınmaz satışlarından aktarılan paylar özel bir fon hesabında toplanıp sadece gecekondu önleme, ıslah projeleri gibi amaçlara tahsis edilmesi gerekmekteyken Sayıştay bulgularına göre mevzuatın izin verdiği konular dışında harcanmıştır. Bu konuda da başta Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç olmak üzere belediye yetkililerine huzurunuzda soruyorum; Gecekondu Fonu’nda toplanan gelirlerin 2024 yılı içinde belediyenin rutin giderlerine harcanmasının yasal dayanağı nedir? Kanunen sadece belirli kentsel dönüşüm ve gecekondu projelerinde kullanılması gereken bu kaynağın başka amaçlara kullanılmasına kim veya hangi birim karar vermiştir? Fonun amacı dışında kullanımından doğan toplam kamu zararı ne kadardır? Sayıştay raporu sonrasında bu tutarın fon amacına tahsis edilmesi için süreç başlatılmış mıdır? Bu ihlalin tekrarlanmasında sorumluluğu olan yöneticiler hakkında herhangi bir disiplin süreci veya yasal süreç başlatılmış mıdır?
Mal ve hizmet alımlarının doğrudan temin limitinin altında kalacak şekilde kısımlara bölünerek gerçekleştirildiği; bulgunun önceki yıl raporunda da yer almasına rağmen devam ettiği de rapordaki önemli bulgulardan bir tanesidir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 5. maddesi, ihtiyaçların uygun şartlarla ve rekabetle karşılanmasını zorunlu kıldığı ve “eşik değerlerin altında kalmak amacıyla mal ve hizmet alımlarının kısımlara bölünemeyeceği” hükme bağlandığı halde tam tersi davranıldığına ilişkin raporda bulgular mevcuttur. Raporda aynı nitelikteki işlerin ihale eşiğinin altında kalması için parçalara ayrılarak doğrudan temin usulüyle alındığı belirtilmiştir. Özellikle Basın Yayın Müdürlüğünün, 2024 yılında 26,8 milyon TL tutarında baskı ve benzeri işleri onlarca parçaya bölerek doğrudan teminle gerçekleştirdiğine Tasarruf Tedbirleri Konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgelerine aykırı davranıldığına dikkat çekilmiştir. 600 ile 740 bin TL aralığında kalan bu işlerin toplama bakıldığında açık ihale ile yapılması gerektiği açıktır. Kamu İhale Genel Tebliğinde bu tarz eylemlerin mevzuata aykırı olduğu ve sorumluluk doğuracağı vurgulanmaktadır. Tepebaşı Belediyesinde hukuka aykırı bu uygulamalarla rekabet engellenmiş, kaynaklar verimli kullanılmamış ve potansiyel olarak işi alanlar lehine haksız avantaj sağlanmıştır. Ben yine başta Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç olmak üzere belediye yetkililerine huzurunuzda soruyorum 2024 yılında Basın Yayın Müdürlüğü başta olmak üzere çeşitli birimlerce gerçekleştirilen ve toplamı milyonlarca lirayı bulan doğrudan temin alımlarının parçalanarak yapılmasının gerekçesi nedir? Aynı mahiyetteki ihtiyaçlar neden toplulaştırılarak ihale yöntemiyle karşılanmamıştır? Bu kararı kim veya hangi ihale komisyonu vermiştir? Ve kimlerden alım yapılmıştır? Doğrudan temin limitlerinin altında kalmak için alımların bölünmesinin diğer eylemler gibi Türk Ceza Kanununu nezdinde suç oluşturabileceği takdirinizdedir. Bu konuda belediye yönetimi gerekli önlemleri alarak, gelecekte benzer ihlallerin yaşanmaması için bir denetim mekanizması kurmuş mudur? Saydamlık ve rekabeti tesis etmek adına 2026 yılı alımlarında gerekli adımlar atılmış mıdır? 4734 Sayılı Kanun kapsamındaki istisnai yöntemlerle yapılan alımlarda %10 hesabı aşılmasına rağmen Kamu İhale Kurulu uygun görüşünün alınmadığı; bulgunun önceki yıl raporunda da yer almasına rağmen devam ettiği de Sayıştay Raporunda belirtilmiştir. 4734 sayılı Kanun ve ilgili Tebliğ hükümlerine aykırı bu uygulamalar nedeniyle belediyenin daha yüksek maliyetle karşı karşıya kalabileceği de hepinizin takdirindedir. Yapacağımız suç duyurusu sonucunda bölünerek yapılan alımlar nedeniyle belediyenin ne kadar zarara uğradığı ya da uğratıldığı tespit edilecektir. Bu konuda da başta Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet ATAÇ olmak üzere belediye yetkililerine huzurunuzda soruyorum. Sorumluluk doğuran bu işlemlerle ilgili görevliler hakkında disiplin işlemi veya herhangi bir rücu süreci başlatılmış mıdır? Başlatılmadıysa neden başlatılmamıştır? Oysa Sayıştay Raporunda 4734 Sayılı Kanun’un 21. (pazarlık) ve 22. (doğrudan temin) maddeleri kapsamında yapılan alımlar belediye bütçesinin %10’luk limitini aştığı halde Kamu İhale Kurulu’ndan gerekli uygun görüşün alınmadığı belirtilmiştir. Bu oranın (%10) üzeri Merkezi İhale Kurumu’nun iznine tabi iken, öngörülen ödeneklerin mal alımı için %15’ine, hizmet alımı için %22’sine ulaşılmak suretiyle %10 sınırının aşıldığı ve uygun görüş için Kamu İhale Kurumuna başvuruda bulunulmadığı tespit edilmiştir. Bu husus doğrudan temin limitinin mal alımlarında %50 hizmet alımlarında %100’den fazla aşıldığını, ihale yapılması gerekirken yapılmadığını, kendi belirledikleri şirketlerden teklif alınarak ihalesiz alım yapıldığını ortaya koymaktadır. Bu durum biraz önce bahsetmiş olduğumuz doğrudan temin parçalama uygulamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, kamu alımlarının planlanması ve sınırlandırılması kuralının ciddi biçimde ihlal edildiği ortadadır. Bu durumun hukuki ve cezai sonuçlarının olduğu takdirinizdedir.
Başta Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet ATAÇ olmak üzere belediye yetkililerine huzurunuzda soruyorum. Belirlenen limitlerin aşılacağı öngörüldüğünde, önlem alınmamasının nedeni nedir? Neden Kamu İhale Kurumu’ndan izin istenmemiştir? %10 sınırının aşılması suretiyle yapılan alımlar ve parçalanan alımlar tek tek incelenmesi gerekmektedir. Sorumlular hakkında herhangi bir işlem başlatılmış mıdır? Tarafımızca bu konuyla ilgili de suç duyurusunda bulunulacaktır. Raporda Tepebaşı Belediyesinin mülkiyetindeki bazı taşınmazların ihale yapılmaksızın, sadece ecrimisil alınarak üçüncü kişilere kullandırıldığı da tespit edilmiştir. Ecrimisilden bahsedilebilmesi için bir işgalden söz edilmesi gerekmekte olup, işgal söz konusu olması durumunda ise tahliye sürecinin başlaması kaçınılmazdır. Ecri misil karşılığı bir yerin kullandırılması belediye kaynaklarının etkin kullanımını engellediği gibi, ilgili alanları kullananlara haksız avantaj sağlamakta ve belediyeyi muhtemel gelir kaybı ile karşı karşıya bırakmaktadır.
Ben şimdi başta Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç olmak üzere belediye yetkililerine huzurunuzda soruyorum Belediyenin mülkiyetindeki otopark ve halı saha gibi alanlar, hangi gerekçeyle yıllardır ihalesiz olarak ecrimisil karşılığı kullandırılmaktadır? Kullananalar kimlerdir? Ne kadar süre kullanmışlardır? Bu yerlerden tahsil edilen ecrimisil tutarları, söz konusu taşınmazların olası ihale kira bedelleriyle kıyaslandığında belediye aleyhine bir kayıp oluşmuş mudur? Varsa bu kamu zararının tutarı nedir? İlgili taşınmazlar çoktan tahliye edilip ihaleyle kiraya verilmesi gerekirken yapılmamasının sorumluları kimlerdir? Bu sürecin gecikmesi nedeniyle sorumlular hakkında bir inceleme yapılmış mıdır? Raporda, Tepebaşı Belediyesinin ambalaj atıklarının toplanması ve geri kazanımı işine dair imtiyaz hakkını hiçbir bedel almaksızın, ihalesiz olarak özel bir firmaya bıraktığı da tespit edilmiştir. Oysa katı atıkların toplanması belediyenin imtiyazları arasındadır ve bu hizmetin yürütülmesi belediyenin sorumluluğundadır. 2886 Sayılı Kanun gereğince de belediye imtiyazlarının özel şirketlere devri ancak rekabete açık bir ihale ile ve bedel karşılığında yapılabilir. Denetçiler, ambalaj atığı toplama işinin gelir getirici bir faaliyet olduğunu, toplanan atıkların satılarak kazanç sağlandığını vurgulayarak bu işin en yüksek bedeli teklif eden şirkete ihale edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Tepebaşı Belediyesi hem yasal prosedürü işletmemiş hem de bu imtiyazdan herhangi bir gelir elde etmemiştir. Bu konuda da başta Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet ATAÇ olmak üzere belediye yetkililerine huzurunuzda soruyorum Ambalaj atıkları toplama ve ayrıştırma hizmeti, hangi tarihten beri ve hangi firmaya ihalesiz olarak devredilmiştir? Bu devir karşılığında belediyeye hiçbir gelir sağlanmamasının sebebi nedir? Bu iş kimlere peşkeş çekilmiştir ve burada kimlere rant sağlanmıştır? Normal koşullarda ihale edilseydi belediyenin elde edebileceği tahmini gelir ne kadardır ve bu ihalesiz devir nedeniyle yıllar içinde uğranılan gelir kaybı hesaplanmış mıdır? 2886 sayılı Kanun hükümleri ve rekabet ilkesi bu kadar açıkken, ilgili imtiyaz hakkının bedelsiz devrine onay neden verilmiştir? Bu kararda imzası veya talimatı olan sorumlu kişiler hakkında herhangi bir soruşturma veya disiplin işlemi başlatılmış mıdır? Söz konusu hizmetin belediye tarafından veya ihale yoluyla yürütülmesi için bir ihale hazırlığı var mıdır ve ne zaman tamamlanacaktır? Tepebaşı ilçemizin sınırları dışındaki ilçelerde Büyükşehir adayı olma hayali kurarak yaptığı programlarda harcadığı paralar tıpkı Büyükşehir Belediye Başkanı olma hayali gibi uçup gitmedi mi? Kaynakları hoyratça fütursuzca peşkeş çektiğiniz için Tepebaşı halkı hakettiği hizmeti 1999 yılından beri alamamaktadır. 27 yıldır belediye başkanı olarak yönettiğiniz Tepebaşı Belediyesi bir bakklal dükkanından daha kötü yönetilmektedir. Sayın Ataç 27 yıl değil diyebilir. Doğru 1 Dönem kaybetti. İyi ki de kaybetti. 2004-2009 yılları arasında Tepebaşımız Ak Belediyecilikle tanışmış, şuan Ataç’ın oturduğu Tepebaşı Belediye binası dahil birçok hizmetle Tacettin Sarıoğlu başkanımızın döneminde buluşmuştur. Hayat Tepebaşında diyerek yaptığınız propogandayı Baksan sokaklarında, Tepebaşının önemli mahallelerinden Esentepe’de ,Yeşiltepe’de, Şarhöyük’de , Fevzi Çakmak’ta ,Ertuğrulgazi’de , Çamlıca’da Sazova’ da ve Şirintepe gibi birçok mahallemizin sokaklarında gezdiğimde gülümseyerek hatırlıyorum. 150 sayfayı aşan raporda, 53 adet bulguya yer verilmiştir. Bu bulgular arasında oldukça ciddi tespitler yer almaktadır. Bir kısmını yukarıda saymış olduğum iş bu raporda yer alan tespitlerle ilgili yöneltmiş olduğum sorulara cevap beklediğimi ve hukuki süreci ciddiyetle takip edeceğimi özellikle belirtiyorum. Belirttiğim bu usulsüzlükler ile alakalı Sayın Ataç’ın bir itirazı varsa dilediği platformda tartışmaya hazırım. saygılarımı sunuyor sizleri muhabbetle selamlıyorum.





