Eskişehir’in Mihalgazi ilçesine bağlı Alpagut ve Atalan mahallelerinde yapılması planlanan altın ve gümüş madeni projesine karşı yürütülen hukuki ve toplumsal mücadelede önemli bir gelişme yaşandı. Eskişehir 2. İdare Mahkemesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ÇED olumlu kararının yürütmesini durdurdu.

Kararın ardından Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu bileşenleri, yöre sakinleri, meslek odaları ve siyasi temsilciler bir araya gelerek değerlendirmelerde bulundu. Açıklamalarda, yaklaşık 2,5 yıldır sürdürülen mücadelenin hukuki açıdan önemli bir aşamaya ulaştığı belirtilirken, esas karar verilinceye ve bölge madencilik faaliyetlerine tamamen kapatılıncaya kadar mücadelenin devam edeceği ifade edildi.

AYDEMİR: "BİZ HÂLÂ BURADAYIZ"

Eskişehir Ekoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cevat Aydemir, basın açıklamasında mücadelenin başlangıcından bu yana yaşananları hatırlatarak süreç içerisinde çeşitli baskı ve karalama girişimleriyle karşılaştıklarını öne sürdü.

Aydemir, 15 Ağustos 2024 tarihinde gerçekleştirilen halkın katılımı toplantısından bir gün önce Cengiz Holding'in başmühendisinin bir köylüyü jandarma komutanının yanında ölümle tehdit ettiğini iddia ederek olayla ilgili herhangi bir işlem yapılmadığını söyledi.
Dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İlbet Çelik'in platform üyelerini ve bölge halkını terörist olarak nitelendirdiğini öne süren Aydemir, o dönemde yaşananlara ilişkin soruşturma izni talep ettiklerini ancak sonuç alamadıklarını belirtti.

Madene karşı mücadele eden yurttaşlara yönelik sosyal medya üzerinden karalama kampanyaları yürütüldüğünü savunan Aydemir, şirketin bölgede alışveriş kartları dağıttığını ve Mihalgazi Belediye Başkanı'nın madene karşı çıkan bölge sakinlerine doğal gaz hizmeti verilmeyeceğini söylediğini iddia etti.
Aydemir, "Dönemin valisi bugün görevde değil. Dönemin il müdürü de görevde değil. Ama biz hâlâ buradayız. Bu ülkenin ve bu şehrin topraklarını vahşi madenciliğe, yağma ve talan projelerine teslim etmemek için canla başla mücadele ediyoruz" dedi.
Mihalgazi, Sarıcakaya ve Alpagut bölgesinin Türkiye'nin en verimli tarım alanlarından biri olduğunu belirten Aydemir, bölgede yılda 10-12 kez ürün alınabildiğine dikkat çekti.

2025 yılında Maden Kanunu'nda yapılan değişiklikleri de eleştiren Aydemir, söz konusu düzenlemelerin maden şirketlerinin talepleri doğrultusunda gerçekleştirildiğini savundu.

Aydemir, Cengiz Holding'in Antalya'da kasım ayında düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'nin bileşenleri ve sponsorları arasında yer almasına da tepki göstererek, platform olarak zirvede protesto gerçekleştireceklerini açıkladı.

TUNCER: "TOPRAKLARIMIZI HİÇBİR ZAMAN VERMEDİK"

Alpagut Mahallesi sakini Halime Tuncer, mücadele sürecinde kendilerini yalnız bırakmayan herkese teşekkür ederek bölge halkının topraklarından vazgeçmediğini söyledi.

Zaman zaman umutlarının kırıldığı dönemler yaşadıklarını ancak dayanışma sayesinde mücadeleye devam ettiklerini belirten Tuncer, "Biz hiçbir zaman Cengiz Holding'e tarlalarımızı vermedik, vermek de istemiyoruz. Kimsenin umudu kırılmasın. Çünkü topraklarımız bizim için en değerli varlığımız" ifadelerini kullandı.
Mücadelenin yalnızca Alpagut ve Atalan'la sınırlı olmadığını vurgulayan Tuncer, İliç başta olmak üzere Türkiye'nin farklı bölgelerinde benzer sorunlarla karşılaşan yurttaşlara da seslendi.

Tuncer, "Aç yaşayabiliriz ama gıdasız, ormansız ve susuz yaşayamayız. Diğer bölgelerde mücadele eden insanlar da çabalarından asla vazgeçmesinler" dedi.

ÜNAL: "TÜRK ADALETİNE GÜVENİM ARTTI"

Yeniden Refah Partisi değil, YENİ Parti Mihalgazi İlçe Başkanı Hasan Ünal da mahkemenin kararının Türk adaletine olan güvenini artırdığını söyledi.
Mihalgazi, Sarıcakaya ve Sakarya Vadisi'nin doğal güzelliklerine dikkat çeken Ünal, bölgenin tarımsal üretim ve yaşam açısından taşıdığı önemin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Mücadele sürecinde umudunu kaybettiği zamanlar olduğunu ancak hiçbir zaman vazgeçmediğini belirten Ünal, doğaya, su kaynaklarına ve tarım alanlarına zarar verebilecek projelere karşı mücadele eden herkese teşekkür etti.

TABİP ODASI: "VAHŞİ MADENCİLİK BÜYÜK BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU"

Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu adına konuşan Genel Sekreter Dr. Nesrin Küçük, Alpagut-Atalan altın ve gümüş madeni projesinin hayata geçirilmesi durumunda bölgenin tarım alanları, ormanları, akarsuları ve yeraltı su kaynaklarının zarar görebileceğini söyledi.

Yaklaşık 2,5 yıldır süren mücadelede hekimler olarak yer aldıklarını belirten Küçük, vahşi madenciliğin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı.
ÇED raporunda bölge halkının sağlığının nasıl etkileneceğine ilişkin yeterli değerlendirmenin bulunmadığını savunan Küçük, madencilik faaliyetlerinde kullanılması planlanan siyanürün yanı sıra arsenik, kurşun, cıva, antimon ve kadmiyum gibi ağır metallerin oluşturabileceği sağlık risklerine dikkat çekti.

Küçük, madencilik faaliyetlerinin yalnızca kimyasal risklerle sınırlı olmadığını; gürültü, toz, susuzluk, iş ve maden kazaları, tarımsal üretimden uzaklaşma, göç ve ruhsal sorunların da önemli halk sağlığı sorunları arasında bulunduğunu ifade etti.
Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararını halk sağlığı açısından önemli bulduklarını belirten Küçük, "Bu başarı Eskişehir halkının mücadelesinin sonucudur. Bu başarının Eskişehir'den ülkemize bayram armağanı olmasını diliyoruz" diye konuştu.

YEDEK: "HENÜZ DAVAYI KAZANMIŞ DEĞİLİZ"

Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu Avukatı Mert Yedek ise mahkeme kararının hukuki kapsamına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Davanın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 18 Ekim tarihinde verdiği ÇED olumlu kararının iptali istemiyle açıldığını belirten Yedek, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi, Eskişehir Barosu, Eskişehir-Bilecik Tabip Odası, çeşitli meslek örgütleri ve bölge sakinlerinin de hukuki sürece katıldığını söyledi.

Yedek, mahkemenin henüz davanın esasına ilişkin nihai bir karar vermediğinin altını çizerek, "Biz henüz davayı kazanmış değiliz. Mahkeme şu aşamada yürütmenin durdurulması kararı verdi. Ancak davada artık önemli bir aşama da kalmadı. Bilirkişi raporu geldi, itirazlar yapıldı ve bu itirazlar yerinde görülmedi. Dolayısıyla biz, dava konusu projenin iptal edileceğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
Yürütmenin durdurulması kararının yaklaşık bir yıl sonra verilmesini eleştiren Yedek, bu tür kararların hukuka aykırı olduğu ileri sürülen işlemlerin doğurabileceği zararları önlemek amacı taşıdığını belirtti. Yedek'e göre kararın bu kadar geç verilmesi, yürütmenin durdurulması mekanizmasının koruyucu işlevini zayıflatıyor.
Bilirkişi raporunun ve mahkeme kararının, geçmişte proje hakkında yapılan açıklamaların da yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini savunan Yedek, projenin Avrupa standartlarında olduğu ve tarımsal üretimi etkilemeyeceği yönündeki açıklamaları hatırlatarak kamuoyunun nasıl bilgilendirildiğinin sorgulanması gerektiğini söyledi.

"SADECE ALPAGUT DEĞİL, SAKARYA HAVZASI ETKİLENECEK"

Projenin etkilerinin yalnızca Alpagut ve Atalan mahalleleriyle sınırlı olmadığını belirten Yedek, Sakarya Nehri ve Sakarya Havzası'nın taşıdığı öneme dikkat çekti.
Su kaynaklarının idari sınırlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Yedek, bir havzada yaşanabilecek olumsuzlukların çok daha geniş bir coğrafyayı etkileyebileceğini ifade etti.

Bilirkişi raporunda halk sağlığı, tarım alanları, orman varlığı ve su kaynakları üzerindeki etkilerin birlikte değerlendirildiğini belirten Yedek, projenin yalnızca bazı teknik eksikliklerin giderilmesiyle yeniden uygulanabilir hâle getirilebileceği görüşüne katılmadıklarını söyledi.
Yedek, mevcut projenin iptal edilmesinin aynı bölgeye gelecekte başka madencilik projelerinin getirilmesini engellemeyeceğine de dikkat çekti.
Bu nedenle Alpagut ve Sakarya Havzası'nın madencilik faaliyetlerine kapatılması gerektiğini savunan Yedek, şirketin yürütmeyi durdurma kararına uyup uymadığının yakından takip edileceğini belirtti.

"MÜCADELE ESAS KARAR VERİLENE KADAR SÜRECEK"

Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararının ardından bölge halkı ve platform bileşenleri, hukuki sürecin takipçisi olacaklarını açıkladı.
Yedek, şirketin bölgede başka ruhsatlarının da bulunduğunu hatırlatarak ilerleyen dönemde yeni projelerle karşılaşılabileceğini ifade etti.
Mevcut kararın önemli bir kazanım olduğunu ancak mücadelenin sona erdiği anlamına gelmediğini vurgulayan Yedek, Alpagut ve Sakarya Havzası'nın doğasını, tarım alanlarını, ormanlarını, su kaynaklarını ve halk sağlığını korumak için çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.
Platform bileşenleri ve yöre sakinleri, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararını mücadele açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirirken, davanın esasına ilişkin nihai kararın da ÇED olumlu kararının iptali yönünde sonuçlanmasını beklediklerini dile getirdi.

Muhabir: Ceren Atıcı