Doğa ve Yaşam Platformu, Alpu Esence’de yapılması planlanan altın-gümüş maden ocağı projesine karşı itiraz dilekçesi kampanyası başlattı. Eskişehir Ekoloji Derneği tarafından kurulan stantta vatandaşlardan imza toplanırken, kampanyanın salı ve cumartesi günleri olmak üzere 15 gün boyunca sürdürüleceği belirtildi.

Toplanan imzaların Eskişehir Valiliği’ne sunulacağını ifade eden Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç, projenin bölge halkının istemediği bir yatırım olduğunu savundu.

“Toplantı yapılmadı, tutanakları istiyoruz”

22 Temmuz’da Alpu Esence’de gerçekleştirilen halkın katılımı toplantısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özkoç, toplantının fiilen gerçekleştirilemediğini söyledi.

Özkoç, “Çünkü oradaki bölge halkı kendi bölgelerinde, yörelerinde bu altın gümüş maden ocağını istemiyorlar. Şirket bilgilendirmek istedi ama halk buna tepki gösterdi ve toplantı yapılmadı” dedi.

Toplantının ardından Bakanlık ve İl Müdürlüğü yetkililerinin tutanak tuttuğunu belirten Özkoç, söz konusu tutanakların toplantıya katılan vatandaşlara ve sivil toplum kuruluşlarına verilmediğini dile getirdi. Özkoç, tutanakların kendilerine teslim edilmesini istediklerini belirterek, “Bizim en doğal hakkımız, acaba o tutanakta ne yazdılar” ifadelerini kullandı.

“8 yılda 335 milyon ton kazı yapılacak”

Projenin yaklaşık 20 bin dönümlük ruhsat alanına sahip olduğunu söyleyen Özkoç, ÇED alanının ise yaklaşık 1 dönümden fazla olduğunu ifade etti.

Projede kırma, öğütme ve eleme işlemlerinin yapılacağını aktaran Özkoç, çıkarılacak cevherin Sivrihisar’ın Kaymaz ilçesine taşınarak burada işleneceğini belirtti.
Özkoç, projede 8 yıllık bir işletme ömrü öngörüldüğünü ancak maden projelerinde zaman içerisinde kapasite artışlarının gündeme gelebildiğini savundu. Proje kapsamında 8 yılda toplam 335 milyon ton kazı yapılmasının öngörüldüğünü belirten Özkoç, bunun yaklaşık 8 milyon tonunun Kaymaz’a taşınarak işleneceğini söyledi.

“Alpu Ovası Türkiye için kıymetli”

Alpu Ovası’nın yalnızca Eskişehir açısından değil, Türkiye tarımı açısından da önemli olduğunu vurgulayan Özkoç, bölgenin birinci derece büyük ova statüsünde bulunduğunu belirtti.

Bölgede buğday, arpa ve ayçiçeği gibi ürünlerin yetiştirildiğini söyleyen Özkoç, projenin ön ÇED raporunda yeterli ve aydınlatıcı bilgi bulunmadığını ileri sürdü.
Özkoç, özellikle projenin kullanacağı suyun miktarı ve su kaynağının nereden sağlanacağına ilişkin bilgilerin raporda net olmadığını savundu.

Maden faaliyetlerinin çevre ve canlı yaşamı üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Özkoç, siyanürün Esence’de kullanılmayacağını ancak çıkarılan cevherin Kaymaz’da siyanürlü işlemden geçirileceğini söyledi.

Özkoç, maden sahalarında ağır metallerin açığa çıkmasının temel risklerden biri olduğunu belirterek, “Bu ağır metaller yer altındayken masumken ama yer üstüne çıktığında havadaki oksijenle, suyla hepsi birer zehire dönüşüyor. Dolayısıyla asıl tehlike ağır metallerdir” dedi.

Aydemir: “Verimli topraklarda holdinglerin cirit atmasını istemiyoruz”

Eskişehir Ekoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cevat Aydemir ise Eskişehir’in farklı bölgelerinde yürütülen maden ve kapasite artışı projelerine karşı verdikleri mücadeleleri anlattı.

Sarıcakaya ve Alpagut’taki projelere değinen Aydemir, Alpagut’taki projeyle ilgili hukuki sürecin devam ettiğini ve bilirkişi heyetinin kendileri lehine rapor hazırladığını söyledi.
Demirli Mahallesi’nde Eczacıbaşı’nın bentonit maden ocağı kapasite artışına ilişkin de mücadele yürüttüklerini belirten Aydemir, burada da bilirkişi raporunun lehlerine olduğunu ve mahkemeden olumlu bir karar beklediklerini ifade etti.

Çukurhisar’da ise Sabancı Holding’in çimento fabrikasına yönelik kalker ve kil madeni kapasite artışı projesine karşı çalışma yürüttüklerini aktaran Aydemir, bu süreçte henüz bilirkişi heyetinin inceleme yapmadığını söyledi.

Aydemir, maden şirketleri ve holdinglerin ülkenin en verimli topraklarına yöneldiğini savunarak, “Biz tamamen verimli ve bereketli topraklarda bu holdinglerin öyle cirit atmasını, oradaki yaşam alanlarımıza ve tarım alanlarımıza müdahale etmesine karşı topyekûn bir mücadele sergilemek istiyoruz” diye konuştu.

“Bütün halkımızla birlikte mücadele edeceğiz”

Mücadelenin belediyeler, sivil toplum kuruluşları, milletvekilleri ve siyasi partilerin katılımıyla sürdürülmesi gerektiğini ifade eden Aydemir, iktidar partisi AK Parti ve MHP’ye de çağrıda bulundu.

Aydemir, AK Parti milletvekillerinin bugüne kadar Eskişehir sınırları içerisindeki maden mücadelelerine ilişkin yeterince açıklama yapmadığını öne sürerek, siyasi partilerin bölgedeki halkın taleplerini dikkate alması gerektiğini söyledi.

Alpu ve çevresindeki vatandaşların projeye karşı olduğunu savunan Aydemir, 22 Temmuz’daki halkın katılımı toplantısında muhtarların ve bölge halkının madene karşı olduklarını dile getirdiklerini belirtti.

Aydemir, “Muhtar istemiyor, halk istemiyor, şehir merkezinde yaşayan sivil toplum örgütleri istemiyorsa o zaman iktidarın da maden şirketleriyle konuşması lazım. Çıkması lazım bu topraklarımızdan diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Doğa ve Yaşam Platformu’nun başlattığı itiraz dilekçesi kampanyası kapsamında toplanacak imzaların, kampanya sürecinin tamamlanmasının ardından Eskişehir Valiliği’ne sunulacağı bildirildi.

Muhabir: Ceren Atıcı