“Et; üreticinin emeği, kasabın ekmeği, vatandaşın temel gıdasıdır. Bu zincirin bir halkası koparsa bütün toplum zarar görür” diyerek sözlerine başlayan Arnik, “Kemik, geçmişte tamamen değersiz veya her koşulda atık kabul edilen bir ürün değildi. İlikli ve etli kemiklerin çorba ve yemeklerde kullanımı zaten vardı. Ancak sade kemiklerin önemli bir bölümü ücretsiz veriliyor, sokak hayvanları için ayrılıyor veya düşük değerli bir ürün olarak görülüyordu. Bugün ise kemikler ayrıştırılıyor, sınıflandırılıyor ve satışa sunuluyor. Çünkü vatandaş, “Tencerede et olmasa da etin tadı ve kokusu olsun” düşüncesiyle kemiğe yöneliyor. Bugün kasap tezgâhlarında karşılaştığımız tablo üç cümleyle özetleniyor: Tencerede et değil, kemik kaynıyor. Vatandaşın ekonomik alım gücündeki yetersizlik kasap tezgâhlarına yansıdı. Et alamayan vatandaş, yemeğine etin tadını ve kokusunu verebilmek için artık tenceresinde et yerine kemik kaynatıyor.” Şeklinde konuştu.
Vatandaş artık etin kendisini değil, yalnızca kemiğini alabiliyor
“Et alamayan, tavuk almakta dahi zorlanan vatandaşın dana veya tavuk kemiğini kaynatarak sofrasına lezzet katmaya çalışması, yaşanan ekonomik daralmanın sofralardaki en açık göstergelerinden biridir” diyen Arnik, “ Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik olarak açıkça ifade ediyorum, vatandaşın alım gücünün azalması, sofrasındaki et miktarını her geçen gün düşürürken geçmişte kasaplarda ücretsiz verilen kemiklere yönelik talebi artırdı. Bir zamanlar çoğunlukla sokak hayvanları için alınan veya ücretsiz verilen kemik, bugün vatandaşın tenceresine et tadı verebilmek amacıyla satın aldığı, ekonomik değeri olan bir ürüne dönüştü. Eskiden ücretsiz verdiğimiz kemik, bugün dar gelirli ailenin sofrasındaki son çareye dönüştü. Gelinen noktada vatandaş eti kilogramla değil, gramlık paketler hâlinde satın alıyor. Kırmızı ete ulaşamayan dar ve orta gelirli aileler; tavuğa, sakatata, kıymaya, haşlamalık ve kemikli ürünlere yöneliyor. Bazı vatandaşlarımız ise artık etin kendisini değil, yalnızca kemiğini alabiliyor”
Kasap tezgahlarında artık et değil, kemik satılıyor
Arnik sözlerini şöyle sürdürdü, “Bu tablo, vatandaşın temel gıdaya erişim sorunudur. Sofradaki etin azalması, ailelerin beslenme düzeninin bozulması; özellikle çocuklarımızın sağlıklı ve yeterli protein kaynaklarına ulaşamaması demektir. Eskiden müşteriler kasaba gelerek kilogramla kıyma, kuşbaşı ya da biftek alırdı. Alım gücü düşen, ekonomik darboğazda zorlanan vatandaş cebindeki parayı göstererek, “Bana bu paraya ne kadar gelirse kemik ver,” diyor”
Alışveriş kilogramdan grama düştü
Arnik, “Kasap tezgâhlarında alışveriş kilogramdan grama düştü. Vatandaş, evine bir kilogram et götürmeyi değil, bir öğünlük yemeğe etin tadını verecek kadar kemik almayı düşünüyor. Bu yalnızca rakamlardan ibaret bir ekonomik daralma değildir. Bu, alım gücü yetmeyen vatandaşın kasap tezgâhı önündeki mahcubiyetidir. Kasap tezgâhlarında 800–1.000 TL’ye et alamayan vatandaş, 100 TL’ye kemik almaya başladı. Dana kıymanın kilogramı yaklaşık 1.000 TL, dana kemiğinin kilogramı ise ürünün çeşidine göre yaklaşık 100–120 TL’dir. Tavuk kemiğinin kilogramı yaklaşık 50 TL, kuzu kemiğinin kilogramı yaklaşık 100 TL, dana kemiğinin kilogramı ise yaklaşık 120 TL’den satılıyor. Kemiğe yönelik talep öylesine arttı ki kasaplar, vatandaşın talebini karşılayabilmek için dışarıdan kemik satın alıyor. Vatandaş artık eti değil, gramı hesaplıyor. Odamıza ulaşan saha geri bildirimlerine göre kasap işletmelerinin kilogram bazındaki satışlarında genel olarak yüzde 30–40 arasında daralma yaşanıyor. Bazı işletmelerde bu kayıp yüzde 50–60 seviyesine kadar ulaşıyor. Kasap işletmeleri; soğuk hava deposu, soğutucu dolap ve reyonlarını günün 24 saati çalıştırmak zorundadır. Satış düşse bile elektrik, kira, personel, Bağ-Kur, SGK, vergi, POS komisyonu ve diğer sabit giderler devam etmektedir. Vatandaşın alım gücü düşerken kasap esnafının maliyetleri yükseliyor. Bir tarafta evine et götüremeyen vatandaş, diğer tarafta tezgâhında satış yapamayan esnaf bulunuyor. Bu tabloya daha fazla seyirci kalınamaz. Bir tarafta yemeğine et kokusu vermek için kemik kaynatan vatandaş, diğer tarafta satış yapamadığı için tükenen kasap esnafı var” şeklinde konuştu.
Hem esnafımız hem de vatandaşımız siyasi malzemeye alet edilmemelidir
Esnafın geçim derdinde iken, siyasilerin ise seçim derdinde olduğunu kaydeden Arnik, “ Hem esnafımız hem de vatandaşımız siyasi malzemeye alet edilmemelidir.
Belediyeler kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlardır. Dar gelirli vatandaşlarımızın uygun fiyatlı ve güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak, sosyal belediyeciliğin önemli bir görevidir. Biz belediyelerin vatandaşımıza destek olmasına karşı değiliz. Aksine, ihtiyaç sahibi her vatandaşımızın sağlıklı ete ulaşmasını destekliyoruz. Ancak konu siyasi tartışmaların dışına çıkarılmalı; kamu kaynaklarıyla sağlanan destek, belediyelerin kasap işletmeciliği yapmasına dönüştürülmemelidir. Sosyal belediyecilik anlayışı hem esnafı hem de vatandaşı korumalıdır. Kamu kaynakları esnafa rakip olmak için değil, vatandaşı ve mahalle esnafını birlikte yaşatmak için kullanılmalıdır”
Kendilerini sizden üstün gören emekliliği gelmiş bürokratlarınızı sahaya çıkarın
Arnik Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye ise şu sözlerle seslendi, “Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımıza çağrımız açıktır, sağınızda, solunuzda bulunan ve görev verdiğiniz kendilerini sizden üstün gören emekliliği gelmiş bürokratlarınızı sahaya çıkarın. Esnaf ve sanatkârımıza kulak versinler vatandaşı dinlesinler. Dar gelirli vatandaşlarımıza verilecek et ve gıda destekleri, yetkili ihtisas odası olan Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odasıyla iş birliği içerisinde yürütülmelidir. Et destek kartı, sosyal kart veya kupon uygulaması; ruhsatlı, kayıtlı ve denetlenen mahalle kasaplarında da geçerli olmalıdır. Kamu desteğinin yalnızca ayrı bir perakende kanalı oluşturmak için kullanılması yerine, vatandaşın tercih ettiği kayıtlı kasapta kullanılabileceği bir model hem sosyal hem de ekonomik açıdan daha sağlıklı olacaktır. Sosyal destek, esnafı dışlayarak değil; esnafı çözümün bir parçası yaparak yürütülmelidir. Yanı başımızdaki Afyonkarahisar’da çok sayıda kesimhane ve et kombinası faaliyet gösterirken Eskişehir’de seçeneklerin sınırlı kalması, kasap esnafını özel işletmelere veya çevre illerdeki kesimhanelere bağımlı hâle getirmektedir. Üyelerimizden bazıları, kesim yaptırabilmek için Afyonkarahisar dâhil çevre illere gitmek ve gidiş-dönüş yüzlerce kilometrelik yol yapmak zorunda kaldıklarını ifade etmektedir.
Kesim, nakliye, akaryakıt, personel, zaman kaybı ve soğuk zincir giderleri arttıkça bu maliyetler kaçınılmaz olarak kasap tezgâhındaki fiyatlara yansımaktadır. Sonuçta hem esnafımız hem de vatandaşımız zarar görmektedir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin modern mezbaha yapımını gündemine almasını ve proje çalışmalarının ilerletilmesini önemli buluyoruz. Ancak bu yatırımın yalnızca planlarda kalmaması; ihale, yapım ve hizmete giriş takviminin kamuoyuyla net olarak paylaşılması gerekmektedir. Biz bu yatırımın karşısında değil, bir an önce tamamlanmasının takipçisiyiz. Eskişehir’in modern mezbahası artık bir tercih değil; üretici, kasap esnafı, tüketici ve halk sağlığı açısından zorunluluktur”
Makam koltuklarınızdan kalkın
Arnik sözlerini şöyle sürdürdü, “Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne çağrımızdır: Teknik altyapısı ve hijyen yeterliliği denetlenen ruhsatlı kasaplara, özel onay belgesiyle kontrollü tavuk parçalama yetkisi verilmelidir. Esnaf ve sanatkârımızdan yüksek aidatlar toplayan, makam odalarından çıkmayan sözde sektör temsilcilerine sesleniyorum: Makam koltuklarınızdan kalkın, protokol masalarından ayrılın. Makam araçlarınıza binin, özel şoförlerinizle birlikte esnaf ve sanatkârımızın arasına inin; kasap esnafının tezgâhına bakın. Esnafı dinleyin, vatandaşı dinleyin, çözüm üretin. Esnaf size saltanat süresiniz diye o makamlarda yetki vermedi.Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik olarak Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonuna, ticaret odalarının ilgili meslek komitelerine ve kendisini sektör temsilcisi olarak tanımlayan bütün yapılara açıkça sesleniyorum: Kasap esnafı kan kaybederken, vatandaş eti kilogramla değil gramla alırken ve çocukların sofrasındaki protein azalırken sessiz kalamazsınız. Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre kırmızı et üretimi, 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 10,5 azalarak 1 milyon 885 bin 130 tona geriledi. Sığır eti üretimindeki düşüş ise yüzde 11,5 oldu. İthalat, kısa süreli bir fiyat müdahalesi sağlayabilir; ancak kalıcı çözüm değildir. Yerli hayvancılık güçlendirilmediği, anaç hayvan sayısı artırılmadığı ve üretici maliyetleri düşürülmediği sürece aynı sorunlar tekrar yaşanacaktır. Bizim çağrımız kimseyi suçlamak, belediyelerin sosyal desteklerini siyasi tartışmaya dönüştürmek veya kurumları karşı karşıya getirmek için değildir. Amacımız büyüyen tehlikeyi göstermek ve uygulanabilir çözümler üretmektir. Ancak sorumluluk makamında bulunanların sessizliğini de kabul etmiyoruz. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik olarak bir kez daha açıkça ifade ediyorum, vatandaşın tenceresi boşalırken kasap esnafının tezgâhı kapanmaya terk edilemez. Üreticiyi yaşatan, mahalle kasabını koruyan ve dar gelirli vatandaşın sağlıklı ete ulaşmasını sağlayan acil bir eylem planı hayata geçirilmelidir. Valiliğimizin koordinasyonunda; Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odasının katılımıyla acil bir çalışma masası kurulmasını talep ediyoruz. Vatandaşın kemiğe, kasap esnafının ise kapanma noktasına sürüklendiği bu ağır tablo görmezden gelinemez”





