Şehir Gazetesi’ni ziyaret eden Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, şehir gündemine dair dikkat çeken açıklamalar yaptı. Sorularımıza samimiyetle cevap veren Başkan Ünlüce, geride bıraktığı 1,5 yıllık başkanlık dönemine dair değerlendirmelerde bulundu.
Eskişehir kamuoyunda sıkça tartışılan partiler arası geçişler, yürütmüş olduğu samimi, kapsayıcı; siyasi değil hizmet odaklı belediyecilik ve başkanlık anlayışının vatandaştaki yansımasını değerlendiren Başkan Ünlüce, Eskişehir’deki iktidar partisi mensuplarından gereken desteği alıp almadığı, anketlerde görünen 5 puanlık kaybı, Büyükşehir barınağında meydana gelen olayı, şehirde 2 gün devam eden su kesintisini açıkça yorumladı. 2026 Eskişehir Yılı’nı sabırsızlıkla beklediklerini, büyük bir heyecan taşıdıklarını ve çok sayıda projeyi hayata geçirmeyi arzuladıklarını ifade eden Ünlüce’nin konuşmasından öne çıkan satır başlıkları şöyle oldu;
Büyükşehir Belediyesi bütçe fazlası verdi. Bu konuda neler söylersiniz?
Geçmiş dönemin SGK vergi borçlarını yapılandırdık, onları ödedik. Bir taraftan carileri ödedik. Bir taraftan ise belediyelerin en büyük giderlerinden birini personel giderleri oluşturuyor. Hizmet sektörü sayılır belediyeler bir açıdan baktığımızda. Bu seneye de ciddi bir bütçe ayırdık. 13 milyarlık bir bütçeyle 2026 yılını karşılıyoruz. Özellikle 2026 yılında özel bir heyecan içindeyiz.
Bu heyecana şehri de katabilirsek ki katman katman da yayılıyor, çok hoşumuza gidiyor. Yıllar sonra dönüp bakıldığında bu 2026’da yapılmıştı densin. Hepimizin zihninde kalıcı bir şey bıraksın istiyoruz. Kederlenecek, karamsarlığa kapılacak o kadar çok şey var ki sadece ülkemizde değil dünyada da; birleştirici, Eskişehir’i motive eden bir şey istiyoruz. Geleceğe umutla baktıran, gülümseten, neşelendiren…Dünyada en eksik şey neşe gibi geliyor bana. 100 yılda bir denk gelecek bir şey bizim dönemimize denk geldi. Heyecanımız karşılık da buluyor. Esnaf hareketleniyor, biz neresinde olabiliriz, sivil toplumdan, üniversitelerden fikirler geliyor. İlk başta Baro’dan gelmişti belki meslek örgütüm de olduğu için. Akademik odalardan fikirler geldi, hazırlanarak gelmişler 2026 fikirlerini hazırlamışlar çok hoşuma gitti.
2026 Eskişehir Yılı’na özel bir logo hazırladınız? Logoda neyi nasıl anlatmak istediniz?
Biz hep ‘Düne güven yarına inan’ demiştik. Bizim bildiğimiz 5 bin yıllık tarih biliyoruz. Mutlaka bu sonraki yıllarda 7 bin 10 bin olacak daha öncelerine gidilecek. Biz eskiden bilinen en eski tarih Frig diyorduk, öğrendik ki Küllüobay’mış. Belki ileride çok daha eski yıllar çıkacak. Burası tam da adı gibi kadim bir şehir, kültürü olan bir yer. Geçmiş ile gelecek arasında bağ kuran bir logo olsun. Dedik ki 2 erken çağı, antik çağı, Frig’i o dönemleri anlatsın, 0 Selçuklu Dönemi’ni anlatsın, tekrar 2 rakamı ise Osmanlı kültürü olsun. İmparatorluğunu yüceliğini anlatsın. 6 ise Cumhuriyet dönemi ve bugüne kadar gelen dönemi anlatsın istedik. Buradan da geleceğe bir köprü kuruyoruz. Bugüne kadar gelen burada yaşayan göçmenler de dahil olmak üzere herkesi birleştiren bir şey oluşturup, buradan da geleceğe bir bakış diyelim. Frig desenleri ve renkleri var, Selçuklu motifleri yıldızları var, Osmanlı’nın kilim desenleri mevcut, Cumhuriyet dönemini anlatan renkleri desenler ve Eskişehirspor’u da koyduk.
Başkanlıkta 1,5 yılı geride bıraktınız. Geçirdiğiniz dönemi nasıl değerlendirirsiniz ve lansman projelerinizdeki son durum nedir?
‘Engelleniyoruz’ algısı için söylemiyorum
77 proje içinde hızlıca yapacak olduğumuz projeler vardı onları hızla hayata geçirdik. Gece ulaşımı, abonman kart gibi tek seferde olacakları hemen yaptık. Projeler 5 yıla yayıldığı ve takvimleri belirlendi. Sadece 2026 yılı nedeniyle 2027 ve 2028’de olanların bazılarını bu seneye çektik. Normalde o tarihlerde tasarladığımız projeler 2026 yılını daha yoğun yaşayalım diye bu seneye çekildi. İçinde yapamayacağımızı düşündüğümüz bir şey yok. Bir tek enerji kooperatifleri konusu oldu. Enerji kooperatifleri kurarak da ilerlemek onların içindeydi. Onunla ilgili hem yasal hem de denenmiş yerlerde başarısız örnekler olmuş o yüzden arkadaşların bir çekincesi var, üzerinde çalışıyorlar ama muhtemelen olmayacak. Onun dışında her şeyi gerçekleştiriyoruz. Sadece bizim dışımızda bir engel çıkarsa mesela Kuşak yol, maliyet olarak baktığımızda yoğun işlerden bir tanesi. Onun bürokrasi kısmı var. Almamız gereken kurumsal izinler var. Bunu karayolları da yapsa bu izinleri alması gerekiyor. Bize özel değil, ‘Engelleniyoruz’ algısı için söylemiyorum bunu. Bu izinlerin alınması gerekiyor.
Eskişehir’de iktidar partisinden gereken desteği alıyor musunuz?
Azınlıkta çalışıldığı dönemlerde bile bu şehirde çok şey yapıldığını görüyorum. Ama ben iletişim kanallarını çok güçlü ve çok açık tutuyorum. Buna çok özen gösteriyorum. Bunun da şehirde çok karşılık bulduğuna inanıyorum. Olaylara siyasi perdeden bakıldığında belki çok hoşlanılmıyor olabilir. Ama bu benim için geçerli. ‘Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var’ demiştim benim de yoğurt yiyişim bu. Ben Eskişehir söz konusu olduğunda tabi ki ilkesel bazda da önem verdiğimiz bazı şeyler var, beraber şehirdeki herkesle yol yürümek istiyorum. Bunda da hiçbir sakınca görmüyorum. Bu konuda kimle görüşmemiz gerekiyorsa, tabii Büyükşehir Belediye Başkanlığının ağırlığını taşıyacak şekilde herkesle görüşüyorum, istişare ediyorum, destek istiyorum, onlara teşekkür ediyorum; olmayanlara ‘Bunu başka türlü nasıl oldurabiliriz ‘diyerek şikayet etmeden yol yürümeye devam ediyorum.
Kapsayıcı, hoşgörülü, sakin, sabırlı yaklaşımınız kamuoyunda takdir görüyor. Bu durum mensubu olduğunuz partide zaman zaman niye agresif siyaset yapmıyorsunuz eleştirilerini beraberinde getiriyor mu?
Ben herkesin başkanıyım!
Parti içerisinde bununla ilgili çok ciddi bir eleştiri duymadım. Pazar toplantıları ve danışma kurulu toplantılarımız oluyor. Konuşmalarımız ve eleştirilerimiz oluyor ama bu konuda duymadım. Fakat belki şunu eleştirebilir bazı arkadaşlarımız. Eskiden parlamenter sistemle ilgili bir geleneğimiz vardı. Yapılan referandum ile birlikte anayasal değişikliklerle sonuçta artık partili bir Cumhurbaşkanımız var. Bakanlar kurulu kaldırıldı. Bildiğimiz parlamenter sistemden uzaklaştık. Belki bu anlamda o eski alışkanlıklarla karşı çıkılıyor olabilir. Elbette biz o sisteme geri dönmek istiyoruz. Eleştirebiliriz beğenmeyebiliriz, bunu da siyaset yaparak, seçim zamanı bunları anlatır, halkımızda görüşümüze katılırsa oyunu öyle kullanır. Biz de iktidar oluruz ve gereken değişiklikleri yaparız. Şu anda böyle bir yapıyla karşı karşıyayız. Ben de bu yapı içinde eleştiren arkadaşlarımı, daha çok yapıyla ilgili bir sistemle eleştirir diye düşünüyorum. Hiç kimsenin Eskişehir’e hizmet az gelsin, ‘Onunla görüşülmesin buna kapı kapatılsın’ diye derdi olabileceğini düşünmüyorum. Milletvekillerinin farklı siyaset anlayışı olabilir, genel siyasete daha yatkın şekilde siyaset yapmaları gerekiyor. Ama yerel siyasetçiler ‘Ben herkesin başkanıyım. Oy veren vermeyen herkesin başkanıyım’ diyebilmeli ve bence bunu diyenler çok başarılı oluyor. Biz de bunu dedik. Dediğimiz gibi çalışmaya devam ediyoruz. İllaki de herkesin beğenmesi gerekmiyor yaptıklarımızı. Herkesin beğeneceği birisi olmak kolay bir şey değil, o da iyi bir şey değildir. Elbette eleştirenler beğenmeyenler olacak. Önemli olan bizim vicdanen yaptığımız ve arkasında durabileceğimizi hissettirmek, hata yaparsak da bunu değerlendirip, kamuoyundan gereken özür dileyerek bildiğimiz yoldan devam etmek. Gösterdiğim tavırla ilgili yaptığım hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorum sonuna kadar arkasındayım. Böyle çalışmaya devam edeceğim.
Yapılan son araştırmalarda seçim dönemine göre 5 puanlık bir kaybınız görünüyor. Siz kamuoyunda bir kayıp yaşadığınızı düşünüyor musunuz?
Hayır. Ben sokaktaki enerjiye güveniyorum. Anket şirketleri de mutlaka bilimsel ,doğru yöntemler izliyorlardır ama bazen aradığınız hedef kitle, ulaştığınız kişiler ve o andaki ruh halleri çok önemli. İnsanlar siyasi nedenlerden dolayı doğru bir bilgi vermiyor dahi olabilir. İnsanlarda ‘Telefonum dinleniyor mu, birileri ihbar ediyor mu’ gibi endişeler oluyor. Ben sokağa çok inanıyorum. Seçim döneminde de yaşamıştım. Seçimden 15 gün önce gelen ankette yüzde 8’lik bir fark vardı, önde görünüyordum. Son iki üç hafta da hava o kadar değişti ki. Sokak mı doğru söylüyor yoksa anketler mi diye düşünmüştüm. Eğer yüzde 10’un üzerine çıkarsa aradaki fark, sokak doğru söylüyor diye düşünüyordum. 7’lerde 8’lerde kalırsa anketler doğru söylüyordu. Seçim sonuçlarında yüzde 10’un bile üzerinde olunca demek ki sokak doğru söylüyor oldu. Sokak bambaşka.
Eskişehir’deki parti geçişlerini ve üye sayılarını nasıl değerlendirirsiniz?
Genel seçimler ülkenin kaderini, bizler şehrin kaderlerini belirliyoruz
Bizim de kapımız herkese açık. Ancak geçişler, üye sayıları biraz daha şekli şeyler. Mesela Eskişehir’de AK Parti’nin üye sayısı bizim heralde 5-6 katımız. Ama son 5 dönemdir görüyoruz kimin kazandığını. Demek ki üyeden ziyade, şekli bağdan ziyade manevi his. Kapımız herkese açık derken manevi hisleri kastediyorum aslında. Önemli olan seçim döneminde özellikle genel seçim, çünkü seçilenler ülkenin kaderini belirleyen temsilciler, burada kullanılan oyla çok önemli. Yerel seçimler biraz daha kişiler ile ilgili. Siyasal ideolojilerden ziyade kişilere sevgiye bakılıyor. Genel seçimler ülkenin kaderini, bizler şehrin kederlerini belirliyoruz. Önemli olan hemşehrimizin gönlünü kazanabilmek, ‘Sorunlarla ilgili yöntemleri belirledik, ülkede ne sorun varsa biz bunları yok etmeye talibiz’i söyleyeceğiz. Şehirlerle ilgili sözümüzü söyledik zaten 2024’te. Artık genel seçimde bunları söyleyeceğiz. Kapımız herkese açık herkesin oyunu bekleriz. Bu ülkenin geleceğini birlikte yaratma konusundaki irademizi programlı ortaya koyduk kurultayımızda. Çok da inanıyoruz programımıza bunu da halkımıza çok iyi bir şekilde anlatabilirsek, kucaklaşabilirsek güzel bir Türkiye’nin geleceğini tekrar inşa etmek istiyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Büyükşehir Belediyesi barınağında meydana gelen olayla ilgili neler söylemek istersiniz?
Tüm emeği, çabayı silip atmayalım! haksızlık ve acımasızlık olur
Bizim geçtiğimiz yıllarda bir barınağımız, doğal yaşam alanımız yoktu. Tepebaşı ve Odunpazarı belediyeleri bu işi yürütüyorlardı. 2024 yılında barınağımızın temelimizi attık. Yapımına başladıktan sonra hemen ‘Yakınlarda doğal yaşam alanlarını nasıl yaratabiliriz’ diye araştırdık. Gerçekten çok güzel örnek bir barınak yapılıyor. Doğal yaşam alanlarını da hemen yapmaya başladık. Hemen yanındaki 7 dönümlük alanımızı açtık önce. Sonra yanında 40 dönümlük yerimizin tasisi geldi hemen oraya da doğal yaşam alanımızı yaptık. Düşününce 10 bin metrekarelik bir alanda barınak, 47 dönümlük bir doğal yaşam alanı. Peşi sıra ise 250 dönümlük bir yer eklenecek önce 50 dönümden başlayarak. Bu konuda çok hızlı inisiyatif alıp ilerlemeye başladık. Acele etmemizin bir nedeni de mevcut Tepebaşı ve Odunpazarı barınaklarında artık kısırlaştırma yapılamaz hale gelmişti. Eski yasada kısırlaştırdığınız hayvanı aldığınız yere geri bırakıyordunuz. Yeni yasada buna izin verilmedi. Barınakların kapasitesi zaten 250-300 hayvanlık olur normalde. Biz doğal yaşam alanımızı Tepebaşı ve Odunpazarı belediyelerinin yaptığı kısırlaştırmalar durmasınlar diye hızla açtık. Çünkü durma noktasına geldi barınakta yer kalmadığı için. Onlardan kısırlaştırdıklarını alıp doğal yaşam alanına başladık. Biz de kısırlaştırmaya başladık. Yaklaşık 200 milyonluk bir yatırım yaptık buraya. Şubat ayının sonunda bitmiş olacak.
Ne yazık ki böyle üzücü olaylar oluyor keşke olmasa. Bende barınaktan 2 tane sokak hayvanı edindim onlara bakan birisi olarak söylüyorum. Bu üzücü olaylar sokakta da ne yazık ki oluyor. Sosyal medyaya sanki bu olay açlıktan yaşanmış gibi yansıdı. Biz bu konuda zaten soruşturmamızı başlattık. Sonucu paylaşacağız. Oradaki hayvan sayısı, kullandığımız mama miktarlarını biliyoruz. Her şey standartlara uygun mamanın ölçeği vs… hiçbir sıkıntı yok fazlası var. Bunu özellikle söylüyorum bu açlıktan kaynaklanan bir şey değil. Sokakta da alfa denilen saldırgan oluşumlar var. Biz zaten öncelikle onları topladık. Sokaktaki bu sorunun önüne geçebilmek adına önce sorunlu, vatandaşımızın şikayet ettiği hayvanları topladık. Kısırlaştırmaları hızla yapılıyor. Bizim kurduğumuz alan 4-5 bin sokak köpeğine yetecek bir alan. Şu an 2 bin 100 tane var zaten. Neydeyse yarı kapasite ile orası. Elbette böyle olaylar yaşanmasın, ben de çok üzgünüm. Ama çok da iyi şeyler yapıldı orası için her şeyi, tüm emeği, çabayı silip atmayalım. Bunları yok farz etmek de haksızlık ve acımasızlık diye düşünüyorum. Tepki gösterenlere de asla bir şey demiyorum. Umarım bir daha yaşamayız, gereken bütün önlemleri de almaya çalışıyoruz.
Toplu taşımada yaşanan olay ise; yıllar önce tramvayda sokak hayvanı görününce herkes ‘Ne kadar güzel, ne kadar medeni bir şehir’ derdi. Sonra bir anda linç edildik. Niye alıyorsunuz diye? Bu olayda da niye almıyorsunuz diye linç edildik. Toplu taşımanın kendine göre kuralları var. Kutusunda korunaklı bir şekilde ise alabiliyorsunuz. Yoksa izin verilmiyor. Tabi kutusunda olsaydı güvenlik önlemi alınsaydı bir sorun yoktu. Saldırgan da olabilir arkadaşlar da önlem almak zorunda. Bu konunun doğrusu ve ortası yok. Geçtiğimiz aylarda niye alıyorsunuz diye linç edilmiştik şimdi neden almıyorsunuz diye edildik.
Ayrıca kamu kurumlarından, özel şirketlerin yemekhanelerinden artan yemekleri alıp işleyeceğiz. Makinemizi aldık, kurumlarla görüşmeler yapılıyor. Hazır mama stoğumuz var ama bunu da yapmak istiyoruz. Çevresel bir fayda ve sıfır atık anlayışıyla bunu yapacağız. Yakında başlıyoruz.
Arabasız pazar uygulamasına dair neler söylersiniz? Geri dönüşler nasıl oldu?
Şöyle bir isteğimiz var aslında konunun özü o. Yol kapatmak işi sadece buna dikkat çekmek için. Ana fikrimiz şehirler zaten araba trafiğinden yorgun ve yoğun bir gündem yaşıyor. Eskişehir halkında ‘Pazar günleri ben araba kullanmayacağım ya da mecbur kalmadıkça binmeyeceğim’ gibi bir şey geliştirebilir miyiz. 400 bine yaklaşan bir araba sayımız var. İstiyoruz ki Pazar günleri daha az araba kullanalım, şehri araba gürültüsünden, kirliliğinden, trafiğinden arındıralım. İşin felsefesi ve özü bu. Böyle bir kültür oluşsun istedik. Arkasında olduğumuz ve devam etmesini istediğimiz bir uygulama. Şehirlerin ve insanların dinlenmeye ihtiyacı var. Eleştiriler oldu, trafiği daha da yoğunlaştırdınız diye ama ölçümlemelerini yaptık, durmuş bir şey yok. İnsanlara alıştıkları rutini bozdurmak kolay bir şey değil.
Şehirde yaşanan yaklaşık 2 günlük su kesintisine dair değerlendirmeniz nedir? İhmal var mı?
En kötüsünü ön görüp paylaşmak gerekirdi
Biz konuyu çok yönlü takip ettik. Su kesintisi çok zor bir şey. Özellikle 24 saatten sonra insanların hayatını çok zorlaştırıyor. Çok yönlü araştırdık, herhangi bir ihmal yok. Ama orada bir iletişim hatası olduğunu kabul ediyoruz. Arkadaşlarımıza da bunu söyledim. Açık ve şeffaf bir şekilde bilgi paylaşılamadı. Arızayı gidermeye o kadar endekslenmişler ki sosyal medyada ne paylaşıyoruz diye bakmamışlar bile. Onların belki de daha kısa sürede biteceğini düşündüğü bir şey büyüdü. Altyapıyı ilgilendiren şeyler böyle oluyor açınca görüyorsunuz. Yeraltındakini açınca, sorunları fark ediyorsunuz. Ama tabi ki en kötü ne kadar uzayabiliri ön görüp ona göre duyurusunu yapıp, işe başlamak gerekebilirdi. İletişimde bir hata olduğunu düşünüyorum, kopukluk olmuş. İnsanlar şunu bekler, suyun en geç ne zaman geleceğini bilmek ister. Ama ondan erken gelirse de sevinir. Örneğin kesinti 36 saat sürecek dersiniz 24 saatte su verilirse bu güzel bir şey. En kötüsünü ön görüp paylaşmak gerekirdi. Böyle sorunlar sık yaşadığımız şeyler değil. Eskişehirliler böyle bir şeyi yaşamadıkları için yadırgadılar. Arkadaşlarımız çok çabuk aksiyon alıyor. Altyapımızın gücünü ve donanımı çok iyi biliyoruz. Biz her arızada söylenenden çok önce su veriyoruz zaten. Daha önceden çok iyi işler yaptığımızdan oldu, hiç böyle bir kesinti yaşamamıştık.
Kuraklık sorunu yaşayan şehirler giderek artıyor. Eskişehir’de bir su krizi yaşanır mı? Tasarruf tedbirleri uygulayacak mısınız?
Çok yakında kapımızı çalacak en büyük sorun…
Meteoroloji verilerine göre Eskişehir yüksek risk grubunda. Durum hiç iç açıcı değil. Şehirlerde su kurulları vardır ve her sene değerlendirmeler yapılır. Eskişehir’de Valilik, biz, DSİ, ilçe-il belediyeleri bunun paydaşı. Çifteler’de bizden sayaç takmamızı istediler. Popülizm yapmadık, geri adımda atmadık. Birçok kişi oy vermeyeceğiz falan dedi. İnsanlar çok memnun olmadı ama geri adım atmadık, su kurulu ne karar verirse buna uyuyoruz. Eskişehir’de sulu tarımdan vazgeçilmesi gerekiyor. Tarımsal sulamada su kurulunun kararlarına uyulacak. Suyumuzun yüzde 70’inden fazlası tarımsal sulamada kullanılıyor. Evlerde kullanılan su yüzde 10 civarlarında. Tarımda suyu daha az kullanacağımız politikalar geliştirmeliyiz. Böyle kullanmaya devam edersek su krizi kesin zaten. Olmayacağı söylemek hayal olur. Önlemler ciddi şekilde uygulanır, popülizm yapılamazsa, şehirlerin büyümesi, geleceğe taşınması, sanayileşmesi her konu suya göre oluşursa, yani bir şehirde ikinci üçüncü sanayi bölgesi kurulacak mı, şehrin su kaynağı yetiyor mu, maden ocakları açılacak mı bu madenlerde ne kadar su gidecek şehrin suyu buna yetiyor mu bunlara bakılması lazım. Maden ruhsatı verme yetkisi ben de değil ama içme suyunu çeşmelerden akıtma görevi bende. Madenler kullanacaksa ben o suyu nasıl sağlayacağım. Ya da tarımsal suyu verme yetkisi bende değil ben tarıma çok su verip içme suyunu veremeyeceksem, yani buralarda çok yönlü yetkiler var bu yetkiler tamamen su politikasına göre değerlendirilse biz Eskişehir’de su krizi yaşamayız. Böyle devam edersek çok yakında kapımızı çalacak en büyük sorun su krizi.
Yeşiltepe ile ilgili bir gerginlik yaşanmıştı, vatandaşın büyük bir tepkisi olmuştu! Son durum nedir?
“Vatandaşlar belediye alınmadı” haberleri doğru değil
Daha önce Tepebaşı Meclisi’nde sonrasında da Büyükşehir Meclisi’nde bir durum yaşandı. Hemşehrilerimize aslında söyledik, normalde belediye meclislerine vatandaşın sözlü katılımı çok olağan bir şey değil. Ben kaç yıl genel sekreterlik yaptım, şimdi de başkanlık yapıyorum böyle bir uygulama yok zaten. Ama hemşehrilerimiz oraya kadar gelmiş, derdini anlatmak istemiş, biz de geri çevirmeyelim dedik aranızdan bir temsilci seçin o konuşup, derdini anlatsın. Biz de belediye olarak meclis üyeleri olarak neden böyle yaptık anlatalım. Binlik planlar Tepebaşı Belediyesi’nde yapıldı, onay için de bize geldi. İki belediyeden de oy birliği ile geçti. O gün konuşulan konu itirazlardı, planlar zaten daha önceden geçmişti. İtirazlar görüşülüyordu. Yeşiltepeli arkadaşlardan biri söz aldı konuştu, biz de niye böyle yapıldığını anlattık. Bine yakın itiraz vardı, bunların önemli bir kısmı kabul edildi. Geri kalanlardan bazıları ise parsel bazındaki itirazlar. Dolayısıyla geriye çok az itiraz kaldı. Çok büyük bir bölümü kabul edilmişti zaten. Artık tansiyon düşecektir. İmar planları biraz böyledir aslında. “Vatandaşlar belediye alınmadı” gibi haberler yapıldı, zaten mecliste vatandaşın konuşması gibi bir usul yok. Koltuk tartışmalarında ise sadece ön koltuğu aldık. Onlara da çok rahat oturabilir vatandaşlarımız. Alma sebebimiz ise daha önce az kişi geldiği için biz onu çok farketmemişiz orada böyle bir tehlike olduğunu, o gün kalabalık ve karmaşa olunca insanlar düşebilirdi. O gün bir olay yaşanmadığına sevindim. Oturma yeriyle ilgili bir sıkıntı yok. Bu durum vatandaşı korunmak için yapıldı. Dediğimiz gibi aslında böyle bir usul yok, zaten meclis üyesi halkı temsilen gelen kişiler. Zaten itirazın varsa iletileceksin, orada görüşülecek meclis üyeleri de fikirlerini söyleyecek ve karar verilecek. Ama biz vatandaşımız Yeşiltepe’den kalkıp gelmiş, dertlerini anlatmak istiyorlar, söz vermemek gibi bir şey yapmak istemedik. AFİFE NUR AKALIN





