“Okullar, kapısından girerken gönül rahatlığıyla, güven duygusuyla adım atılması gereken yerlerdir” diyen
Eğitim-Sen Şube Başkanı Özkan Demirkol, “Bir eğitim emekçisi ve öğrencilerimizden çok sayıda canımızı kaybettik. Acımız derin ve söylenecek sözlerin tükendiği noktadayız. Okullar, kapısından girerken gönül rahatlığıyla, güven duygusuyla adım atılması gereken yerlerdir. Oysa bugün nefretin, şiddetin mekânları haline gelmişlerdir. Evet, her iki olayda da ağır güvenlik ihlallerinin olduğu açıktır. Eğer gerekli tedbirler alınsaydı failler önlenebilir, saldırılar engellenebilirdi. Fakat bugüne kadar her bir şiddet vakasında hep şunu söyledik: yaşananlar tek başına ele alınamaz, şiddet münferit değildir. Okullarda yalnızca son bir yılda can kaybı ve yaralanmayla sonuçlanan en az 5 vaka yaşandı. Kamuoyuna yansımayan yüzlerce, binlerce şiddet vakası mevcut.
Şiddet kendiliğinden ortaya çıkmaz. Bugün bu şiddet, toplumsal yapıdaki derin çelişkiler, kutuplaştırıcı siyaset, eşitsizlik, yoksulluk, geleceksizlik, umutsuzluk, dışlanma, kenara itilme ortamında ortaya çıkmaktadır. İşte bugün 14-16 yaşında çocuklardan failler yaratan bu sistemin kendisidir!
Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlamak, güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamı yaratmak en temel kamusal yükümlülüktür. Tüm okullar ve eğitim süreçlerinin tamamında şiddet kalıcı ve bütünlüklü olarak son bulmadan, sorumlular hesap vermeden alanları terk etmiyoruz.
Yaşanan saldırılarda hayatını kaybeden eğitim emekçisi ve öğrencilerimizin yakınlarına başsağlığı, yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Acılarını yüreğimizin en derinlerinde hissediyoruz.
Eğitim Sen olarak, eğitimin kamusal, demokratik ve eşitlikçi niteliğini savunmaya, okulları şiddetin değil yaşamın ve özgürlüğün mekânları haline getirmek için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Tüm eğitim emekçilerini ve toplumsal kesimleri güvenli, eşit ve özgür bir ülkede yaşam talebiyle mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz”





