Yurtman, çevrenin korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların yaşam hakkının da savunulması anlamına geldiğini ifade ederek, “Dünya Çevre Günü’nde bir kez daha hatırlatıyoruz ki doğa bize değil, biz doğaya muhtacız. Yaşam alanlarımızı, suyumuzu, toprağımızı ve havamızı korumak artık bir tercih değil, zorunluluktur” dedi.

“Türkiye Ekolojik bir alarm döneminden geçiyor”

Türkiye’nin iklim krizine karşı en kırılgan bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer aldığını vurgulayan Yurtman, yanlış sanayileşme politikaları, kontrolsüz madencilik faaliyetleri ve doğal kaynakların aşırı tüketiminin ekolojik yıkımı hızlandırdığını belirtti.

“Bedelini tüm toplum ödüyor”

Kuruyan göller, azalan su kaynakları ve hava kirliliğinin çevresel tahribatın somut göstergeleri olduğunu dile getiren Yurtman, “Doğal kaynaklarımız ekonomik rant uğruna geri dönülmez biçimde yok ediliyor. Bunun bedelini ise tüm toplum ödüyor” diye konuştu.

Alpu Ovası’nda yapılması planlanan kömürlü termik santrale karşı verilen mücadelenin çevre hareketi açısından önemli bir kazanım olduğunu hatırlatan Yurtman, bugün ise Eskişehir’in farklı çevresel tehditlerle mücadele ettiğini söyledi.

Özellikle siyanürlü altın ve gümüş madenciliği projelerinin kentin dağlarını, ormanlarını ve su kaynaklarını tehdit ettiğini belirten Yurtman, “Başta Alpagut, Atalan ve Mihalıççık bölgeleri olmak üzere birçok noktada doğamız ciddi bir baskı altındadır. Eskişehir’in akciğerleri olan ormanlarımız ve su havzalarımız madencilik projeleriyle parçalanmak isteniyor” ifadelerini kullandı.

“Porsuk Çayı alarm veriyor”

Kentin en önemli su kaynaklarından biri olan Porsuk Çayı’nın da ciddi risk altında olduğunu kaydeden Yurtman, endüstriyel ve evsel atıkların yanı sıra yanlış su politikalarının çayın geleceğini tehdit ettiğini söyledi.

“Porsuk yalnızca bir su kaynağı değil, Eskişehir’in yaşam damarıdır” diyen Yurtman, su varlığının her geçen yıl azaldığına dikkat çekerek nehir yatağının temizlenmesi ve su kaynaklarının korunması için acil önlem alınması gerektiğini vurguladı.

“Verimli tarım arazileri korunmalı”

Alpu Ovası ve Sakaryabaşı başta olmak üzere Eskişehir’in önemli tarım alanlarının amaç dışı kullanım ve kuraklık tehdidi altında bulunduğunu ifade eden Yurtman, tarım topraklarının sanayi ve madencilik projelerine açılmasının gıda güvenliğini de riske attığını söyledi.

ESÇEVDER’den Altı Maddelik Çağrı

Sadık Yurtman, sürdürülebilir bir gelecek için merkezi ve yerel yönetimlere altı başlıkta çağrıda bulunduklarını belirterek şu talepleri sıraladı:

“Fosil yakıt yatırımlarından vazgeçilerek yenilenebilir enerji projelerine öncelik verilmesi,
Eskişehir’de doğayı tehdit eden madencilik faaliyetlerinin durdurulması,
Su kaynaklarını koruyacak kapsamlı bir Su Kanunu’nun çıkarılması,
Tarım arazileri ve su havzalarının yasal güvence altına alınması,
İklim krizine karşı yerel yönetimlerin ve sivil toplumun ortak çalışacağı acil eylem planlarının hazırlanması,
Yeşil alan ve geri dönüşüm projeleri için yerel yönetimlere daha fazla destek sağlanması.

“Doğamızı ranta teslim etmeyeceğiz”

Açıklamasının sonunda Eskişehir’in doğal varlıklarını koruma kararlılıklarını vurgulayan ESÇEVDER Başkanı Sadık Yurtman, “Dağlarımızı madencilere, nehirlerimizi kirleticilere, ovalarımızı rant projelerine teslim etmeyeceğiz. Eskişehir’in havasına, suyuna ve toprağına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bu mücadele yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların yaşam hakkı mücadelesidir” dedi.

Yurtman, Dünya Çevre Günü’nün çevre sorunlarına dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak açısından önemli bir fırsat olduğunu belirterek tüm vatandaşları doğayı koruma mücadelesine destek vermeye çağırdı.

Muhabir: Nilay Erdoğan