Eskişehir’de Haller Gençlik Merkezi’nde düzenlenen zirveye Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Vali Yardımcısı Hasan Çiçek, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Türkiye Belediyeler Birliği temsilcileri ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu katıldı.
Zirvede konuşan Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Sivil Toplum ve Temel Haklar Program Yöneticisi İpek Seda Geçim Bakır, Türkiye’de sivil katılımın güçlendirilmesinin demokratik yerel yönetişim açısından önemine dikkat çekerek, Avrupa Birliği’nin bu alandaki desteklerinin sürdüğünü ifade etti.
Bakır, şöyle konuştu:
“Bugün Anadolu'nun kalbinde yer alan, tarihiyle geleceği, kültürüyle yeniliği ustalıkla buluşturan Eskişehir'de sizlerle birlikte olmak çok mutluluk vericidir. Porsuk Çayı'nın hayat verdiği sokakları, UNESCO'nun Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan tarihi Odunpazarı evleri, dünyada yalnızca bu topraklarda çıkarılan lületaşının zarif işçiliği ve Kırım Tatar kültürünün izlerini taşıyan zengin mutfağıyla Eskişehir, geçmişle geleceğin mirasını harmanlayan vizyonuyla örnek şehirlerimizden biridir. Ancak Eskişehir'i özel kılan yalnızca tarihi ve kültürel zenginlikleri değil, Anadolu ve Eskişehir Osmangazi Üniversitelerinin kazandırdığı enerjik ve üretken genç nüfusu, canlı sanat ortamı, müzeleri, tiyatroları ve bilimle beslenen dinamik yapısıyla Eskişehir, yaratıcılığın, yenilikçiliğin ve katılımcılığın güçlü bir merkezi hâline gelmiştir. Eskişehir yalnızca öğrencilerin eğitim aldığı bir şehir değil, gençlerin fikir ürettiği, sanatın toplumu dönüştürdüğü ve vatandaşlarının kent yaşamına aktif olarak katıldığı bir yaşam laboratuvarıdır. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz sivil katılım zirvesi için bundan daha anlamlı bir buluşma noktası düşünemiyorum. Çünkü güçlü demokrasiler yalnızca kurumlarla değil, fikirlerini paylaşan, sorumluluk alan, yaşadığı topluma katkı sunan aktif vatandaşlarla inşa edilir. Nasıl ki Porsuk Çayı şehrin iki yakasını birbirine bağlıyorsa sivil katılım da farklı görüşleri, kurumları ve vatandaşları ortak bir gelecek etrafında buluşturan en güçlü köprüdür. Bugün burada bir araya gelen kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar da işte bu ortak geleceğin inşasına katkı sunmak üzere aynı amaç etrafında buluşmaktadır. Belki de bu nedenle Eskişehir, katılımın yalnızca bir kavram değil, günlük yaşamın doğal bir parçası olarak hissedildiği şehirlerimizden biridir. Bugün burada vatandaşların, sivil toplum kuruluşlarının, kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin ve özel sektörün birlikte çalışarak daha katılımcı, daha kapsayıcı ve daha dirençli yerel yönetimler inşa etmesi amacıyla toplandık. Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu adına aramıza bulunduğunuz için hepinize teşekkür ederim. Buradaki varlığınız, demokratik yerel yönetişimin temelinde yer alan katılım, gönüllülük ve iş birliği kültürünün giderek güçlendiğini göstermektedir. Avrupa Parlamentosunun merhum başkanı David Sassoli'nin sözleriyle Avrupa projesi hiç kimsenin geride bırakılmaması fikri üzerine kuruludur. Bu da ancak hiç kimsenin kenarda durmayı seçmemesiyle mümkündür. Gönüllülük ve aktif vatandaşlık, birliği bir arada tutan bağlardır. Bu sözler, Avrupa Birliği'nin Türkiye'de sivil katılım alanındaki desteğine yön veren değerleri mükemmel bir şekilde özetlemektedir. Avrupa Birliği, güçlü demokrasilerin yalnızca kurumlar aracılığıyla değil, aynı zamanda aktif ve katılımcı vatandaşlar sayesinde inşa edildiğine yürekten inanmaktadır. İnsanlar ile kamu kurumları arasındaki güven ve güçlü bir sivil toplum; kapsayıcı, dayanıklı ve demokratik toplumların temelini oluşturmaktadır. Bu anlayışla Avrupa Birliği, 2023 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından uygulanan Türkiye'de Demokratik Yerel Yönetişimin Güçlendirilmesi için Sivil Katılımın Desteklenmesi Projesi'ne 6 milyon euro kaynak sağlamıştır. Proje; sivil toplum kuruluşları ile kamu kurumları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine, gönüllülüğün teşvik edilmesine ve Türkiye genelinde daha katılımcı yerel yönetim anlayışının yaygınlaştırılmasına önemli katkılar sağlamıştır. Proje uygulama döneminin sonuna yaklaşırken bu zirve; bizlere elde edilen başarıları değerlendirme, çıkarılan dersleri paylaşma ve sürdürülebilirliği birlikte ele alma fırsatı sunmaktadır. Daha da önemlisi bu süreçte katkı sunan farklı paydaşları bir araya getirmektedir. Aynı zamanda bugün yapılacak tartışmalardan ortaya çıkacak fikirleri, deneyimleri ve önerileri dikkatle dinlemek için de önemli bir fırsattır. Bu görüşler; Avrupa Birliği'nin Türkiye'de sivil katılımcı yönetişim ve yerel demokrasi alanlarında gelecekte sağlayacağı desteğin şekillendirilmesine de katkı sağlayacaktır. Projenin ortaya koyduğu sonuçlar son derece etkileyici ve kayda değerdir. Manisa, Trabzon, Eskişehir, Elazığ, Çanakkale, Mersin ve Gaziantep olmak üzere 7 pilot ilde hazırlanan sivil katılım stratejileri ve eylem planları, tasarım aşamasından uygulama aşamasına geçmiştir. Bu stratejiler, katılımcı yönetişimin farklı sektörlerdeki yerel kalkınma süreçlerine başarıyla entegre edilebileceğini göstermektedir. Öte yandan sivil katılım görev güçleri, yalnızca danışma mekanizmaları olmanın ötesine geçmiş, yerel düzeyde katılımın, diyaloğun ve iş birliğinin kurumsallaşmasına katkı sağlamıştır. İspanya ve Hollanda'ya gerçekleştirilen teknik çalışma ziyaretleri sayesinde katılımcılar; gelişmiş yerel yönetişim modellerini ve kapsayıcı sivil katılım uygulamalarını yerinde inceleme fırsatı bulmuş, aynı zamanda uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımı güçlendirilmiştir. Bir diğer önemli başarı ise kapsamlı eğitim programları, ağ oluşturma faaliyetleri ve deneyim paylaşımı etkinlikleri yoluyla kapasite ve ortaklıkların güçlendirilmesi olmuştur. Sivil Katılım Küçük Hibe Programı kapsamında 3 milyon euronun üzerinde kaynak tahsis edilerek Türkiye genelinde 36 yerel proje desteklenmiştir. Bu girişimler, yerel aktörlerin kendi toplumlarının ihtiyaçlarına uygun yenilikçi çözümler geliştirmelerine olanak sağlarken sivil toplum ile kamu kurumları arasındaki iş birliğini de güçlendirmiştir. Proje aynı zamanda Türkiye'de gönüllülüğe ilişkin politika ve mevzuat çerçevesinin güçlendirilmesine de önemli katkılar sunmuştur. En az bunun kadar önemli olan bir diğer husus da projenin sürdürülebilir kalkınmayı, kapsayıcı yönetişimi ve demokratik katılımı güçlendirmek amacıyla kadınların güçlenmesine verdiği destektir. Avrupa Birliği için bu, toplumsal cinsiyet eşitliğinin ilerletilmesi, kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımının artırılması anlamına gelmektedir.”
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ise Eskişehir’in güçlü sivil toplum yapısına vurgu yaparak, proje kapsamında oluşturulan sivil katılım mekanizmalarının kente kalıcı katkılar sunduğunu söyledi.
Ünlüce, 2026 hedeflerinin belirlenmesinde yaklaşık 10 bin vatandaşın görüşlerinin alındığını ve 26 yerel projenin hayata geçirildiğini aktardı.
Ünlüce, şöyle devam etti:
“Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, UNDP tarafından uygulanan ve ana faydalanıcısının Türkiye Belediyeler Birliği, eş yararlanıcısının da İçişleri Bakanlığı olduğu ve bizim de yedi pilot şehirden biri olma gururunu yaşadığımız bu önemli çalışmanın bir parçasıyız. Çalışma başladığından beri, zaten çok güçlü bir sivil toplum ağı olan Eskişehir'de bunun nasıl daha da güçlenebileceğini hep beraber görmüş olduk.
Bir masanın etrafında yerel yöneticilerimiz, kamu kurumlarımız, sivil toplumun değerli paydaşları, meslek odalarımız, mahalle temsilcilerimiz, muhtarlarımız, kısacası bu şehirde yaşayan ve fikrini sunmak isteyen herkes toplandı. Kent konseylerinin de çok önemli destek ve katkı sunduğu çalışmanın bir parçası oluştu. Bununla beraber önemli bir stratejik plan çıktı ve buna ilişkin bir eylem planı hazırlandı. Toplam üç adet stratejik hedef belirlendi ve bunun alt faaliyetleri belirlenerek bir yol yüründü. Biz hem stratejik planımızı yaparken hem de 2026 hedeflerimizi ortaya koyarken bu çalışmadan çok faydalandık.
2026 bizim için özel bir yıl. Plakamız 26 ve biz 2026 yılını Eskişehir yılı olarak ilan ederken aynı zamanda sivil katılım görev gücüne de çok güvendik. Çünkü onlardan şöyle bir çalışma istedik: Stratejik planımızı hazırlarken yaklaşık 10.000 hemşehrimize ulaştılar. Bir taraftan da 2026 hedeflerini belirlerken halkımızdan, vatandaşımızdan aldığımız toplam 26 projeyle kendi yönümüzü çizdik.
Yine bununla beraber bizim Sivil Toplumu Güçlendirme Merkezimiz kuruldu. Belki şehir dışından gelen misafirlerimiz bugün orayı ziyaret etme şansı bulurlarsa tanıtmayı çok isteriz çünkü bu çalışma sonucunda çıktı. İklim Eylem Merkezimiz de yine bu çalışmalarla beraber oluştu. Dolayısıyla bu çalışmalar, sadece kâğıt üzerinde kalan bazı çalışmalar gibi olmadı. Bizim için kâğıt üzerinde kalmadı; bütün şehrin sahiplendiği ve bu sahiplenmeden de şehrimizde kalıcı, kurumsallaşan yapıların oluştuğu bir çalışmaya dönüştü.
Bu nedenle biz bu çalışmanın içinde olmaktan gurur duyduk. Bizleri pilot il olarak seçen, önümüzü açan ve burada bulunan tüm kurumlarımıza kentim adına teşekkür ediyorum.
Bizim kentimizin şöyle bir iddiası var: Dengeli kalkınan bir şehir olmak istiyor. Çünkü Eskişehir tam da Anadolu'nun kalbinde, bozkırın ortasında bir yıldız gibi parlarken hemşehrilerine şunu vadediyor: "Ben sadece gençlik şehri olmayacağım. Ben sadece emekli şehri olmayacağım. Ben sadece bir sanayi şehri olmayacağım. Ben sadece tarımın yapıldığı bir şehir olmayacağım. Ben her yönüyle gelişen, her yönüyle kalkınan bir şehir olacağım." Büyüyen demiyoruz, kalkınan diyoruz çünkü biz nüfusun aşırı arttığı, kontrolsüz arttığı bir şehir de olmak istemiyoruz. O yüzden kaliteli göçe, nitelikli göçe de önem veriyoruz ve bütün yönleriyle, bütün zenginlikleriyle dengeli kalkınan bir şehir olmayı vadediyoruz tüm Türkiye'ye.
Bu duygularla bu iddiamıza, bu vizyonumuza ışık tutan tüm paydaşlara teşekkürü bir borç biliyorum. Bu çalışmaların burada kalmayacağına, geleceğe taşınacağına ve gelecek yıllarda da bu katılım gücünün, bu vizyonun önümüzdeki bütün çalışmalara da ışık tutacağı inancıyla hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”
Eskişehir Vali Yardımcısı Hasan Çiçek de sivil katılımın demokratik yönetişimin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, kamu, yerel yönetimler ve sivil toplum arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Çiçek, şunları söyledi:
“Bugün burada bir projenin; bir şehrin kurumlarıyla, sivil toplumuyla, üniversitesiyle, vatandaşıyla birlikte yürüdüğü üç yıllık bir yürüyüşün anlamlı bir kilometre taşı için toplanmış bulunuyoruz. Sivil katılım projesi güçlü bir fikre dayanıyor: Güçlü demokrasiler fikrine. Güçlü demokrasi fikri de güçlü yerel yönetimlerin ana bileşenidir. Güçlü yerel yönetimler sadece kamunun değil; sivil toplumun, üniversitenin, muhtarın, kadının, gencin, dolayısıyla şehrin tüm dinamiklerinin karar süreçlerine dahil olmasıyla mümkün olmaktadır. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yıllara dayanan bu yakın iş birliği, bugün burada Eskişehir'de somut bir karşılık buluyor. Eskişehir, ülkemizde proje kapsamında pilot olarak seçilen ana bileşenlerden, ana illerden biridir. Bu seçim elbette tesadüfi değildir. Eskişehir'in kamu-sivil toplum iş birliği konusundaki birikimi ve şehrin tüm dinamiklerinin ortak çalışma kültürüne açıklığının bir ürünüdür. 2023 yılı ocak ayında başlayan bu süreçte Eskişehir'in sivil katılım vizyonu adım adım şekillendirildi. Hazırlanan Eskişehir Sivil Katılım Stratejisi ve Eylem Planı ile belirlenen geniş bir yelpaze, toplumun istifadesine sunuldu. Bu; masada kalan, tasarım ya da kâğıt üzerinde kalan bir proje ya da uygulama değildi. Bu, pratiğe kavuşan, günü ve zamanı geldikçe dinamik bir şekilde güncellenen ve aktive edilen bir süreçti, bir yol haritasıydı. Bu yol haritasının somut meyvelerini bu şekilde, bu toplantı salonunda idrak etmek hepimizi mutlu ediyor. Değerli katılımcılar, bu projenin kanaatimize göre en kıymetli mirası, belki de bir tek faaliyetten ya da belgeden oluşması değil, bir iş birliği kültürü oluşturmasıdır. Malumlarınız olduğu üzere kurumlar proje yaparken, uygularken, oluştururken temel anlamda kendi görev alanlarına giren alanlarda proje yapıp hayata geçirmeye çalışmaktadırlar. Ama burada sivil toplumun, yerel yönetimin ve devlet organlarının katılımıyla beraber oluşan iş birliği kültürü geleceğe ışık tutmaktadır. Bu kurumlar artık projelerini sadece tek başına değil, birlikte yapıp birlikte uygulayıp ve birlikte sahip çıktıklarına da şahitlik etmekteyiz. Kamu kurumlarının proje kapasitesi, ancak çok aktörlü, çok paydaşlı çalışma deneyimleriyle olgunlaşabilmektedir. Atölye çalışmaları, her görev gücü oturumu, kurumlarımızla birlikte iş yapma refleksi; ortak dil geliştirme ve uygulama becerilerini artırmaktadır. Eskişehir'de tasarlanacak her yeni projenin, her yeni Avrupa Birliği destekli girişimin de temelini oluşturacaktır. Bu şehrin kurumsal hafızası, işte böyle proje ve deneyimler ile inşa edilmeye devam edecektir. Aslında projenin uygulama alanına baktığımızda, temel anlamda demokratik kurumları inşa etmek, devletle toplum arasında iş birliğini geliştirmektir. Aslında projenin iki tarafı var: Bir tarafta devlet, diğer tarafta toplum. Bu bizi devlet-toplum ilişkilerine götürüyor. Devlet ile toplum arasında inşa edilecek köprü görevini de elbette sivil toplum örgütleri yüklenerek yürüteceklerdir. Devlet, anayasamıza göre iki ana bileşenden oluşuyor. Bunlardan birisi merkezî idare, diğeri de yerel yönetimlerdir. Merkezî idare ve yerel yönetimlerin iş birliği içerisinde çalışması, anayasamızın temel amaçlarından biridir. Peki, bizi; toplumu, devleti, devletin organlarını ve ülkenin siyasal geleceğini planlamak üzere oluşturulan kurum ve kurulların dört yıl ya da beş yıl gibi sürelerle hem merkezî idare hizmetlerini yürütmesi hem yerel hizmetlerin yürütülmesi konusunda toplumlar, halklar demokratik bir şekilde sandık başına giderler; dört yıllığına ya da beş yıllığına kendilerini yönetecek grupları ve kesimleri seçerler, organizasyonları tercih ederler. Bu bir siyasal tercihtir, demokrasinin ön koşuludur. Ancak dört ya da beş yıllık süre içerisinde toplumun devletle sürekli iletişim ve etkileşim hâlinde bulunması gerekiyor. Buna da yönetişim deniyor. İşte bu, bireyden daha örgütlü hâlde bulunacak olan sivil toplum örgütlerinin yükleneceği bu misyon çok önemlidir. Yine konunun iki tarafı var. Bunlardan biri devletin, yani devletin merkezî idare kurumlarının ve yerel yönetimlerin sivil topluma bakış açısıdır. Sivil toplumu kabul ediyor mu, bir hukuki varlık olarak değerlendiriyor mu, kendisini tanımlarken onların görüş ve fikirlerine bir açıklık arz ediyor mu, bunlar kıymetlidir. Son yıllarda ülkemizde çıkan mevzuat düzenlemelerinde ve imzalanan uluslararası sözleşmelerde kamu kurumlarının ve yerel yönetimlerin sivil toplum örgütlerinin görüşlerine açık olması konusunda devlet ve kamu taahhüt altına girmiştir ve son yıllarda çıkan mevzuatlarda bunu kolaylaştıran hükümler mevcuttur. Bunun en somut örneği kent konseylerinin oluşumu ve gelişimidir. Ama bu bir etki-tepki meselesidir ve arz-talep meselesidir. Diğer taraf da sivil toplum örgütleridir. Acaba sivil toplum örgütlerinin kapasitesi ve potansiyeli, devlet organlarına etki etmeye yeterli midir, değil midir. İşte bu proje, sivil toplum örgütlerinin kurumsal kapasitesini artırmaya yöneliktir. Kamunun karar alma sürecinde, yasa yapma sürecinde, belediye meclislerinin karar alma sürecinde, encümenin karar alma süreçlerine etki edilebiliyor mu. İşte etkinin temel kaynağı da şu olacaktır: Sivil toplum örgütlerinin kendi faaliyet alanları ya da koruduğu küme ya da kişilerle ya da gruplarla ya da savunuculuğunu yaptığı haklarla ilgili bir fikrinin ve bir görüşünün olması gerekiyor. Bu fikri ve görüşü etkili kanallarla kamu kurumlarına ulaştırabildiği zaman kamu kurumları kısa, orta ya da uzun vadede her türlü bu fikirleri değere almak zorunda, kıymete almak zorunda kalacaktır. Eskişehir Valiliği olarak bu iş birliği kültürünün korunması ve büyütülmesi konusunda üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Koordinasyonu güçlendirmek ve derinleştirmek konusundaki kararlılığımız devam edecektir. Bugün burada onurlandıracağımız tüm kurum ve kişilere, bu sürece emek veren tüm paydaşlara valiliğimiz adına en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Sivil katılım projesinin Eskişehir'deki bu başarılı yolculuğunun ülkemizin diğer şehirlerine de ilham vermesini temenni ediyorum. Eskişehir Sivil Katılım Zirvesi'nin hayırlı olmasını, şehrimize ve ülkemize katkı sağlamasını temenni ediyor, hepinizi bir kez daha saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Selametlikler dilerim.”
Zirve plaket töreniyle sona erdi.





