"Lületaşı üstünde taşı" sloganıyla yürütülen projeler kapsamında, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait motifler takıdan pipoya, tespihten broşa kadar geniş bir yelpazede sanat eserine dönüşüyor.
Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü Lületaşı Usta Öğreticisi Şeyda Caran, enstitü bünyesinde gerçekleştirilen lületaşı çalışmaları ve üretim süreçleri hakkında önemli bilgiler verdi. Kentin "beyaz altını" olarak bilinen lületaşının dikiş ve cam gibi farklı atölyelerle iş birliği içerisinde işlendiğini kaydeden Caran, üretimin her aşamasında kadın emeğinin ön planda olduğunu vurguladı.
"Lületaşını üstünde taşı sloganıyla tarihi motifleri işliyoruz"
Çalışmalarında tarihi dokuya sadık kaldıklarını ifade eden Şeyda Caran, "Lületaşından hemen hemen aklınıza gelebilecek her şeyi yapıyoruz. Kolye, tespih, pipo, broş gibi ürünlerin yanı sıra genelde proje ağırlıklı çalışıyoruz. ‘Lületaşı üstünde taşı' sloganıyla yola çıkarak Selçuklu ve Osmanlı döneminden motifleri çalışmalarımıza yansıtıyoruz. Bu süreçte sadece kendi atölyemizde değil; dikiş ve cam gibi farklı atölyelerle de ortaklaşa tasarımlar yapabiliyoruz" dedi.
"Ürünlerimiz sergi ve Milli Eğitim projelerinde yer alıyor"
Üretilen eserlerin kullanım alanlarına değinen Caran, "Hazırladığımız projeler sergi amacıyla kullanılıyor; Milli Eğitim Bakanlığı ve Valilik bünyesindeki çalışmalarda yer alıyor. Örneğin 'Bohça İstanbul' projesine ürünler gönderiyoruz. Burada kadın ağırlıklı bir ekibimiz var ve kadınlarımızın el emeğiyle işleme yapıyoruz" ifadelerini kullandı.
Hem sanat hem kazanç: Ev ekonomisine destek
Lületaşı üretiminin ekonomik boyutuna da dikkat çeken Caran, son olarak şunları söyledi:
"Satışa yönelik üretimlerimiz de aralıksız sürüyor. Lületaşı ile kadınlarımızın ev ekonomisine destek oluyoruz. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olduğumuz için maaşımız ve sigortamız mevcut, burada güvenle çalışıyoruz. Ürettiğimiz her bir üründen kazanç sağlayarak lületaşını ekonomik bir değere dönüştürüyoruz."





