Bizi farklı kılan, vatandaşla kurduğumuz güçlü bağ
Eskişehir’de sizi diğer vekillerden ayıran özellik, vatandaşlarla iç içe olmanız ve ‘Hoş geldin Bebek’ projesi, kültür gezileri, Ramazan ayındaki yemek ikramları gibi sosyal konulardaki duyarlılığınız. Hem bir iş adamı hem de vatandaşlara bu kadar yakın bir milletvekili olarak ne söylemek istersiniz?
Açık söylemek gerekirse, kendi partimiz içerisinde bizi birbirimizden ayıran bir özellik olduğunu düşünmüyorum. Hepimizin kendine özgü çalışma tarzı, öncelikleri ve sahaya bakış açısı var. Ancak diğer partilerle kıyasladığımızda bizi farklı kılan temel nokta, vatandaşla kurduğumuz güçlü bağ ve sahadaki bütüncül yaklaşımımızdır. Ben yaptığım her çalışmayı, öncelikle bu şehrin bir evladı olmanın sorumluluğuyla yürütüyorum. Eskişehir’de doğmuş, burada yaşamış ve bu şehirde kazanmış biri olarak, hemşerilerimizin hayatına dokunan her işi kendime bir görev olarak görüyorum. Tabii bir de Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı sürecimiz oldu. Bu süreçte Eskişehir’de şahsıma çok ciddi bir teveccüh gösterildi. Yaklaşık olarak her on vatandaşımızdan dördü bize destek verirken, beş vatandaşımız da Sayın Ayşe Ünlüce’yi tercih etti. Eskişehir özelinde bu tabloya bütüncül baktığımızda, partimiz adına önemli bir başarı olarak değerlendiriyorum. Şehrimizde partimizi en üst seviyede temsil ettik, etmeye de devam ediyoruz. Bu sorumluluğun bilinciyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. “Hoşgeldin Bebek” projemiz de bu anlayışın bir yansıması. Eskişehir’de dünyaya gelen her evladımızın sevincine ortak olmak ve ailelerimizin bu özel döneminde küçük de olsa bir destek sunmak istedik. Geri dönüşler son derece güzel. Özellikle kadın kollarımızın büyük emeğiyle bu çalışmayı sürdürüyoruz. Aynı zamanda sahayla bağımızı güçlendiren çok kıymetli bir çalışma oldu. Kültür gezileri kapsamında ise filomuza dahil ettiğimiz otobüsümüzle, özellikle şehrimizin farklı mahallelerinde yaşayan vatandaşlarımızı Konya’ya götürüyoruz. Konya Büyükşehir Belediyemizin katkılarıyla yürüttüğümüz bu organizasyonlarda, hem yolculuk sırasında hazırladığımız ikram paketleriyle hem de Konya’da sunduğumuz misafirperverlikle vatandaşlarımızın güzel bir gün geçirmesini sağlıyoruz. Memnuniyetin yüksek olması bizi ayrıca motive ediyor. Ramazan ayını da bu yıl gerçekten dolu dolu geçirdik. Her gün Tepebaşı ve Odunpazarı’nda ihtiyaç sahibi ailelerimize sıcak yemek ulaştırdık. Bununla birlikte şehir merkezindeki yaklaşık 40 taksi durağında çalışan emekçi kardeşlerimize ve iftar saatinde görev başında olan emniyet mensuplarımıza da düzenli olarak sıcak yemek ikramında bulunduk. Muttalip Mahallemizde gerçekleştirdiğimiz geniş katılımlı iftar programı ve hafız adayı evlatlarımızla buluşmamız da bizim için çok kıymetliydi. Bu çalışmaların tamamı, teşkilatlarımızın büyük gayretiyle hayata geçti. Bu vesileyle başta Tepebaşı ve Odunpazarı ilçe başkanlarımız olmak üzere, tüm yönetimlerimize ve mahalle teşkilatlarımıza teşekkür ediyorum.
Öte yandan Ramazan ayında kamuoyuyla paylaştığımız bir diğer önemli adım da, kadın sığınma evi projesi için bakanlığımızla imzaladığımız protokol oldu. Bu şehirde doğmuş, burada yaşamış ve bu şehirde üretmiş biri olarak, böyle bir sosyal projeyi Eskişehir’e kazandırmanın mutluluğunu tarif etmek gerçekten kolay değil. Bizim derdimiz, sadece siyaset yapmak değil, dokunduğumuz her alanda kalıcı ve anlamlı işler ortaya koymak. Eskişehir için üretmeye, sahada olmaya ve vatandaşımızla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz.
Eskişehir için kim taş üstüne taş koyuyorsa desteklenmeli
Eskişehir’de sorunların çözümü noktasında birlik ve beraberlik sağlanabildiğini düşünüyor musunuz? Yine şehrin sorunlarının çözümü noktasında merkezi hükümet ile yerel yönetimler bir arada hareket etmeli mi sizce?
Şehrin sorunlarının çözümü söz konusu olduğunda birlik ve beraberlik zaten bir tercih değil, zorunluluktur. Eskişehir gibi potansiyeli yüksek bir şehirde, kurumlar arası uyum ne kadar güçlü olursa, ortaya çıkan sonuç da o kadar hızlı ve kalıcı olur. Merkezi hükümet ile yerel yönetimlerin birlikte hareket etmesi gerektiği konusunda en ufak bir tereddüt yok. Nitekim bugün baktığımızda, mevcut belediye yönetiminin talepleri noktasında merkezi hükümet tarafında herhangi bir sorun olmadığını açıkça söyleyebilirim. Eski pazar alanına yönelik proje süreci, hayvan barınağı için arazi tahsisi gibi birçok konuda gerekli destek ve yapıcı yaklaşım ortaya konmuştur. Ayrıca belediye başkanının, bakanlıklarımız ve ilgili genel müdürlüklerle sürekli diyalog halinde olması da önemli ve doğru bir adımdır. Bu kanalların açık olması, şehir adına bir avantajdır. Ancak burada asıl belirleyici olan şudur, merkezi hükümetin bu yapıcı ve çözüm odaklı yaklaşımına karşı, yerel yönetimlerin aynı ölçüde diyaloğa açık olup olmadığı… Yapılan eleştirilere ne kadar kulak verildiği… Şehrin menfaati söz konusu olduğunda ne kadar ortak akılla hareket edildiği… Bizim beklentimiz çok net. Eskişehir için kim taş üstüne taş koyuyorsa desteklenmeli, kim çözümün parçası olmak istiyorsa onunla yol yürünmeli. Mesele siyaset değil, mesele Eskişehir’dir.
Artık Eskişehir’in kanayan yarası haline geldi
Eskişehir’de son zamanlarda sıkça gündeme gelen eskiyen alt ve üst yapı hakkında ne düşünüyorsunuz? Yeterli çalışma yapılıyor mu sizce?
Açık konuşmak gerekirse, bu mesele Eskişehir’in artık kanayan yarası haline gelmiş durumda. Bunu görmek için çok uzağa gitmeye gerek yok, yağmur yağdığında caddelerimizin ve sokaklarımızın ne hale geldiğini hep birlikte yaşıyoruz. Özellikle ana arterler dışında kalan bölgelerde tablo çok daha ağır. Ara sokaklarda oluşan çukurlar, yıpranmış ve kullanım ömrünü tamamlamış asfaltlar artık vatandaşımızın günlük hayatını doğrudan etkiliyor. Hatta geçtiğimiz günlerde bir sokakta, bozulan asfaltın standart bir şekilde yenilenmesi gerekirken, geçici ve estetikten uzak yöntemlerle doldurulduğunu gördük. Bu, hem görüntü hem de hizmet kalitesi açısından kabul edilebilir değil. Vatandaşlarımızdan da yoğun şikâyet alıyoruz. Araçların bu yollarda zarar gördüğünü, sürüş güvenliğinin ciddi anlamda zedelendiğini herkes dile getiriyor. Bu durum sadece bir konfor değil, aynı zamanda bir güvenlik meselesidir. Şunu da artık herkes görüyor ki; yerel yönetimlerin kısa vadede üstyapı adına ortaya koyduğu en somut çözüm çoğu zaman yolların ortasına duba dikmekten öteye geçmiyor. Oysa şehrin ihtiyacı geçici tedbirler değil, kapsamlı ve kalıcı yatırımlardır. Açıkçası bu ölçekte bir üstyapı vizyonunu sahada yeterince göremiyoruz. Altyapı tarafı ise daha da kritik. Eskişehir’in en büyük problemlerinden biri altyapıdır ve bunun sonucu son dönemde yaşanan gelişmelerle de açıkça ortaya çıkmıştır. İlgili kurumda yaşanan yönetim krizinin istifayla sonuçlanması, bu alandaki sorunların artık gizlenemez hale geldiğini göstermiştir. Burada bir diğer önemli mesele de kaynakların doğru önceliklendirilmesidir. Altyapı ve üstyapı gibi temel hizmetlere ayrılması gereken bütçelerin, uzun yıllardır farklı alanlara yönlendirildiği kamuoyunda sıkça dile getirilmektedir. Bugün gelinen noktada, altyapıdan sorumlu kurumların daha fazla desteklenmesi gerekirken, bunun tam tersine bir tabloyla karşı karşıyayız. Eğer bir şehirde temel hizmetlere yeterli yatırım yapılmazsa, bu eksiklikler kaçınılmaz olarak vatandaşın günlük hayatına olumsuz yansır. Nitekim bugün Eskişehir’de de bunu yaşıyoruz. Altyapıya gereken önemin verilmemesi, üstyapıda kalıcı çözümler üretilmemesi ve kaynakların farklı önceliklerle kullanılması, şehrin bu noktaya gelmesinde etkili olmuştur. Eskişehir’in ihtiyacı çok net, günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir belediyecilik anlayışı.
Bizim odağımız makamlar değil, hizmettir
Genel Merkez tarafından size önümüzdeki süreçte belediye başkan adaylığı gibi bir görev verilirse tutumunuz ne olur?
Bizim siyasi geleneğimizde görev talep edilmez, görev tevdi edilir. Bu noktada takdir; başta Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, parti kurullarımızındır. Bizler de verilen her görevi en iyi şekilde yerine getirmekle mükellefiz. Ancak bugün itibarıyla gündemimizde belediye başkan adaylığı gibi bir konu yok. Ben şu an Eskişehir milletvekiliyim ve sorumluluğum bu şehre en iyi şekilde hizmet etmek. Önümüzde 2028 genel seçimleri var. Bizim temel hedefimiz; Cumhurbaşkanımızı yeniden seçtirmek, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak parlamentoda en güçlü şekilde temsil edilmek. Elbette 2024 yerel seçimlerinde bir adaylık süreci yaşadık ve sahada güçlü bir çalışma ortaya koyduk. Bu süreçte bize destek veren, teveccüh gösteren tüm hemşerilerimizin hakkını ve hukukunu korumak da bizim sorumluluğumuzdur. Şehirde yapılan çalışmaları yakından takip etmek, varsa eksikleri ve yanlışları dile getirmek, çözüm önerilerimizi ortaya koymak bugün itibarıyla en öncelikli görevimdir. Diğer taraftan, aynı zamanda partimizin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesiyim. Bu sorumluluk çerçevesinde hem partimizin çalışmalarında aktif rol almaya hem de yasama faaliyetlerimizi en verimli şekilde sürdürmeye gayret ediyoruz. Özetle, bizim odağımız makamlar değil, hizmettir. Bugün sahada olmak, vatandaşımızla iç içe olmak ve Eskişehir için çalışmak bizim asli vazifemizdir. Yarın ne görev verilirse verilsin, biz o görevi de aynı anlayışla yerine getiririz.
“Şehrin mevcut yapısı, bugünkü nüfus ve yapılaşmayı kaldırmakta zorlanıyor”
Sizce Eskişehir’in acil çözülmesi gereken sorunu nedir?
Eskişehir’in en acil çözülmesi gereken sorunları; şehir yapısından yolların durumuna ve trafiğe kadar uzanan ve artık kronik hale gelmiş başlıklardır. Şehrin mevcut yapısı, bugünkü nüfus ve yapılaşmayı kaldırmakta zorlanıyor. En küçük yağışta yaşanan su taşkınları bunun en açık göstergesi. Diğer taraftan yolların hali ortada, birçok noktada adeta köstebek yuvasına dönmüş durumda. Bu sorun sadece kenar mahallelerde değil; Huzur, Gündoğdu, Sütlüce, Yeşiltepe, Esentepe gibi merkeze yakın bölgelerde de ciddi şekilde hissediliyor. Buna rağmen yapılan çalışmaların daha çok sınırlı ve geçici kaldığını, kalıcı çözümler üretmekten uzak olduğunu görüyoruz.
Alternatif sunmadan yapılan her uyarı karşılıksız kalır
Trafik ise bir diğer önemli başlık. Eskişehir’de yıllardır şehir içi ulaşımı rahatlatacak alternatif projelerin hayata geçirilmediğini görüyoruz. Ana arterlerde park eden araçlar nedeniyle fiilen tek şeride düşen trafik, özellikle sabah ve akşam saatlerinde ciddi bir yoğunluğa neden oluyor. Şehir içi ulaşım artık vatandaşın günlük hayatını zorlaştıran bir probleme dönüşmüş durumda. Aynı şekilde otopark meselesi de çözülemeyen bir diğer alan. Vatandaşa “araç park etmeyin” demek çözüm değildir. Alternatif sunmadan yapılan her uyarı karşılıksız kalır. Bugün yapılan küçük ölçekli düzenlemeler ise ihtiyacın çok gerisinde kalmaktadır. Biz bu sorunların çözümü noktasında seçim döneminde somut ve uygulanabilir projeler hazırlamıştık. Örneğin, Eskişehir genelinde planladığımız 15 adet katlı kavşakla, 24 aylık bir süreçte bunların en az 5 tanesini tamamlamış olacaktık. Bu sayede küçük sanayiden Osmangazi Üniversitesi’ne gitmek isteyen bir vatandaşımız, hiçbir trafik ışığına takılmadan rahat ve konforlu şekilde ulaşım sağlayabilecekti. Yine en temel sorunlardan biri olan otopark konusunda da, başta Hoşnudiye, İstiklal ve Gökmeydan olmak üzere şehir merkezindeki birçok mahallemize katlı otopark sistemleri kazandırmayı vaat etmiştik. Bu projelerin de 24 aylık süreçte önemli bir kısmını, yaklaşık yüzde 75’ini tamamlamış olacaktık. Yani planlama yapılırsa, enerji harcanırsa ve gerçekten yapmak istenirse 24 ay çok ciddi bir süredir. Ancak maalesef bugün baktığımızda bu sürenin büyük ölçüde boşa geçtiğini ve şehrin acil çözülmesi gereken sorunlarına yeterince eğilinmediğini görüyoruz. Özetle; Eskişehir’in ihtiyacı günü kurtaran değil, kalıcı ve bütüncül bir şehircilik anlayışıdır.
Sürecin sonuna doğru yaklaştığımızı ifade edebilirim
Eskişehirlilerin çevre yolu talebi var biliyorsunuz, bu konudaki çalışmalar hangi aşamada?
Eskişehir’de çevre yolu ihtiyacı olduğu açık ve biz de bunu her platformda dile getiriyoruz. Bu kapsamda Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığımızla ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz ile görüşmelerimiz devam ediyor. Sürecin sonuna doğru yaklaştığımızı ifade edebilirim. İnşallah en kısa zamanda, ilgili tüm paydaşlarımızla birlikte bu konuda somut bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaşacağız. Şunu da özellikle belirtmek isterim, bizim yaklaşımımızda, hangi hizmetin merkezi hükümetin sorumluluğunda olduğu açıkça ifade edilir ve gereği yapılır. Aynı yapıcı yaklaşımı yerel yönetimlerden de beklemek en doğal hakkımızdır. Ancak çevre yolu meselesini değerlendirirken teknik bir gerçeği de göz ardı etmemek gerekiyor. Bugün çevre yolundaki yoğunluğun tamamı transit geçişten kaynaklanmıyor. Mevcut veriler, dışarıdan gelen transit trafiğin toplam yoğunluk içindeki payının yaklaşık yüzde 20-25 seviyelerinde olduğunu gösteriyor. Bu elbette önemli bir oran ama tek başına sorunun kaynağı değil. Asıl yoğunluk, özellikle sabah ve akşam saatlerinde çevre yolundan şehir içine giriş noktalarında oluşuyor. Sanayi bölgesinden başlayıp Alpu, Otogar ve Anadolu Üniversitesi kavşaklarına kadar uzanan hat üzerinde yaşanan sıkışıklığın temel nedeni, şehir içi yolların bu yükü taşıyamaması. Üç-dört şeritli bir akıştan çıkıp, park eden araçlar nedeniyle fiilen tek şeride düşen bir şehir içi trafikle karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu da doğal olarak yoğunluğun çevre yoluna kadar geri yansımasına sebep oluyor. Dolayısıyla sadece çevre yolu yapmak tek başına yeterli bir çözüm olmayacaktır. Eğer şehir içinde alternatif ulaşım aksları oluşturulmaz, trafik akışı rahatlatılmazsa; yapılacak çevre yolunun sağlayacağı rahatlama sınırlı kalır. Belki yüzde 20-25’lik bir iyileşme olur ama vatandaşın günlük hayatına yansıyacak büyük bir rahatlama için şehir içi ulaşımın da eş zamanlı olarak planlanması gerekir. Bugün sahada şunu da görüyoruz: Vatandaşlarımız şehir içinde daha kısa mesafeleri kat etmek yerine, yoğunluktan kaçmak için çevre yoluna yöneliyor. Bu da çevre yolunun beklenenden daha fazla yüklenmesine neden oluyor. Özetle; çevre yolu Eskişehir için bir ihtiyaçtır ve bu konuda önemli bir aşamaya gelinmiştir. Ancak kalıcı çözüm, çevre yolu ile şehir içi ulaşımın da bütüncül bir şekilde ele alınmasından geçmektedir.
Bu tablo keşke hiç yaşanmasaydı
Eskişehirspor sizin için ne ifade ediyor ve şuan ki mevcut durumuna gelme süreci ile ilgili ne söylemek istersiniz?
Eskişehirspor benim için siyaset üstü bir değerdir. Bu şehirde yaşayan herkes gibi ben de Eskişehirspor’u bir kulüpten öte, ortak bir aidiyet ve güçlü bir kimlik olarak görüyorum. Bu noktaya gelme sürecine baktığımızda; 2009 yılında 1. Lig’den Süper Lig’e çıktığımız dönemde kulübün başkanlığını yürütüyordum ve takımı sıfır borçla devretmiştik. Siyasete atıldığım süreçte ise maalesef amatöre düşmüş ve yaklaşık 1 milyar TL borç yüküyle karşı karşıya kalmış bir Eskişehirspor gördük. Elbette bu tablo keşke hiç yaşanmasaydı. Ancak bizim bakış açımız net, önümüze bakmak zorundayız. Bugün önemli olan, Eskişehirspor’u yeniden hak ettiği yerlere taşımaktır. Ben de bir Eskişehirspor sevdalısı olarak, geçmişten bugüne elimden geldiğince kulübümüzün yanında olmaya gayret ediyorum. Her sezon özellikle transfer süreçlerinde destek vermeye çalışıyoruz. Mümkün olduğunca maçlara katılıyor, kritik deplasmanlarda takımımızın ve yönetimimizin yanında yer alıyoruz. Son olarak takımımızın bir üst lige çıkması noktasında prim desteği sözü verdik. Bununla birlikte şehrimizin tüm dinamiklerine; seçilmişlerine, iş insanlarına ve Eskişehir’e gönül veren herkese destek çağrısında bulunduk. Çünkü Eskişehirspor’un yeniden ayağa kalkması ancak bu şehirde oluşacak güçlü birlik ve beraberlikle mümkündür. Bugün amatörden başlayıp adım adım yükselen bir Eskişehirspor var. Üçüncü lige çıktık, inşallah play-off sürecini de başarıyla tamamlayarak ikinci lige yükseleceğimize inanıyorum. Sonrasında hedefimiz çok net: Eskişehirspor’u yeniden 1. Lig’e ve Süper Lig’e taşımak. Unutmayalım ki, amatör ligde dahi on binlerce taraftarıyla oynayan bir şehir takımından bahsediyoruz. Bu güçle, bu inançla ve oluşan sinerjiyle Eskişehirspor’un yeniden eski günlerine döneceğine yürekten inanıyorum. Benim için Eskişehirspor bir sevda meselesidir. Gücüm ve imkanım el verdiği sürece de bu sevdanın yanında olmaya devam edeceğim.
Okuyucularımıza son olarak ne söylemek istersiniz?
Öncelikle Şehir Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Sayın Murat Keskin’e ve tüm emekçi arkadaşlarınıza teşekkür ediyorum. Bizim derdimiz Eskişehir. Bu şehirle dertleniyor, bu şehrin daha iyi bir noktaya gelmesi için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Eskişehir’in hak ettiği değeri görmesi, daha güçlü, daha yaşanabilir bir şehir olması için gayretimizi sürdüreceğiz. Bu vesileyle sizlere ve kıymetli okuyucularınıza da teşekkür ediyorum.






