Kalabalığa seslendikten sonra bir kez daha TBMM'ye yürümeye başlayan Özgür Özel, yeni yol haritasına dair açıklamalarda bulundu. Özel, en kısa zamanda partinin kurultaya gitmesi gerektiğini vurguladı.

Gazetecilerin "Kurultay kararı alınmazsa nasıl adımlar atacaksınız" şeklindeki sorusuna ise Özel, parti tüzüğünün verdiği her yetkiyi kullanacaklarını ifade etti.

Özgür Özel şöyle konuştu:

"Yani hukuktaki hiçbir hukukçu bu butlan kararını ve tedbir kararını hiçbir yere koyamasa da sonuçta yarın burada bir türbülans olmaması için zaten mevcut olan Meclis Grup Başkanlığı görevime dün de bir kez daha seçim yaparak ve oy kullanan arkadaşlarımızın bir eksiğiyle seçilerek yeniden Meclis Grup Başkanı seçildim.

Şimdi bundan sonra bu görevimi yapmaya devam edeceğim. Tabii burada şey de önemli, efendim işte CHP'de acaba kaç tanesi Özgür Özel'le birlikte sorusuna bugün de çok farklı ifadeler kullanıyordu ama çok sayıda milletvekilimizin de geçmiş dönemlerde bazı ifadeleri, bazı paylaşımları yapan ve bu yüzden bir başka tutumda oldukları ifade edilen çok sayıda milletvekili arkadaşımız bugün de partideki sorunun bir kurultay yapılması gerektiğini ifade ettiler.

Bu çok kıymetli. Yani artık Cumhuriyet Halk Partisi'nin kırk gün içinde bir kurultay yapması noktasında grupta bir mutabakat var, hem toplumda inanılmaz bir talep var. Zaten delegelere sorulacak olduğunda delegeler aynı delegeler o yarışmalı kurultaydan sonra iki sefer beni tam oyla yetkilendirdiler.

Yapacakları tek şey şudur: Zaman geçirmeden kurultay yapacaklarını ilan etsinler. Bu köpüren toplumsal tepkiden de boşu boşuna duyulan bu protestolardan da bir an önce kurtulsunlar. Milletin böyle bir darbeye ortak olan kimseyi Cumhuriyet Halk Partili kabul edecek sabrı kalmamış, bunu siz de görüyorsunuz.

Bizim beklentimiz, biz bir Genel Merkez olmaksızın da Cumhuriyet Halk Partisi'nin faaliyetlerini sürdürecek güçteyiz. Gördünüz parti otobüsü yoktu, bulduğumuz bir otobüsün üstüne çıktık ama bu meydanı bir pazar günü, bir bayram günü, bayram arifesinde yani kolay kolay kimsenin toplayamayacağı bu kalabalık kendiliğinden toplanıyor. Burada bir toplumsal tansiyon var. Bu toplumsal tansiyon demokrasiyi sahipleniyor. Siyasal partili demokratik rejimi sahipleniyor. Darbelere itiraz ediyor. Bunu görmek lazım.

Birlikte sekiz kilometre yol yürüdük, siz de ıslandınız biz de. Geçen arabaların istisnasız tamamı; binek araçlar, ticari araçlar her birisi kornayla, ışıkla, sesle, el sallayarak destek veriyor. Onlar CHP'li olsa partinin oyu yüzde 95 olur arkadaşlar. Onlar demokrasiye inanan insanlar. Çok partili rejime inanan insanlar. Bir partinin genel başkanını o partililerin belirleyeceğine inanan insanlar. O yüzden dayanışma gösteriyorlar.

Bu çok kıymetli. Yani her darbeden sonra toplum o darbeyle bir daha sınanır. Ben 15 Temmuz'da AK Parti hedef alındığında demokrasinin tarafında durmuştum, darbecilerin tarafında durmamıştım. 19 Mart'ta Ekrem İmamoğlu hedef alındığında da ben darbecilerin değil milletin tarafında durmuştum. Bugün de parti içinde bir darbe yapılıyor Saray eliyle. Bu darbeye karşı milletin tarafında duruyorum. Şükürler olsun ki millet de arkamızda duruyor.

Arkadaşlar onunla ilgili Siyasi Partiler Kanunu'nun, tüzüğün bize verdiği tüm yetkileri kullanacağız. İmza toplayacağız, Parti Meclisi'ni olağanüstü toplantıya çağıracağız. Parti Meclisi'nde karar kuvvetinde yapabileceğimiz ne varsa onu yapacağız. Toplumsal baskıyı artıracağız. Ve eninde sonunda yani ne olacak; Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetimi bir siyasi kapkaçla, kaptı kaçtıyla, 'ben aldım kaçtım, bende oldu, vermem kimseye' diyerek elde tutulabilecek bir yer değil.

Günü geldiğinde seçilmiş... Ben 1303 oyla seçildim. Kurultay günü geldiğinde 'ben üç gün geciktireyim' desem millet bana da tahammül etmez, olacak iş değil arkadaşlar. Yani öyle 'Saray böyle söylüyor, ben yöneteceğim', yok öyle bir şey. Saray'ın işine geldiği gibi olmaz o işler.

Buradan yürüteceğiz süreci. Bayramda şimdi Genel Merkezi koruma refleksi başka bir şeydi, doğru bir şeydi. Bayramda burada odada durmak yerine bayramda sahada oluruz. Bundan sonra biz bir oda gerektiğinde, bir çatı gerektiğinde o çatı yüce Meclis çatısıdır. Ama esas olarak sokaktayız, meydandayız, halkla birlikteyiz. Bundan sonra büyük bir iktidar yürüyüşünü hep birlikte sokaklarda, 81 ilimizde yürütmeye devam edeceğiz.

Bir siyasi partiler üyeleri, üyelerinin seçtiği delegeler marifetiyle; üyeleri, üyelerinin seçtiği delegeler ve onların seçtiği yönetimler tarafından yönetilir. Siyasi partiyi siyasi parti yapan budur. Bir siyasi partiyi kimin yöneteceğine o siyasi partinin üyesi, delegesi değil de rakibi karar veriyorsa o partiyi kapattı demektir. O partinin kapatılması, faaliyetlerine son vermesi, rakibinin istediği birisinin yönetmesinden evladır. Parti şu an fiilen kapatılmıştır.

Biz bu partiyi bir kez daha, umuyorum 9 Eylül'e kalmaz, 9 Eylül 1923 ve 9 Eylül 1992'de açılmış olan partimizi iki kez, ki ikinci darbeden sonradır, bu darbeden sonra da bir kez daha açacağız. Ümit ediyorum 9 Eylül'e kalmayız."

Kaynak: Halk TV