Yalaz açıklamasında şu ifadelere yer verdi, “AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu tarafından, Eskişehir Büyükşehir Belediyemize ve Tepebaşı Belediyemize yönelik olarak son günlerde dile getirilen iddialar üzerine, kamuoyunu doğru bilgilendirme ve gerçekleri açıklama zorunluluğu doğmuştur.
Öncelikle ifade etmek isterim ki; kentimizin önemli kültür ve turizm değerlerinden biri olan Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, Eskişehir Büyükşehir Belediyemize aittir. Müze, belediyemizin imkânlarıyla işletilmekte olup elde edilen gelirin tamamı belediye bütçesine kaydedilmekte, hiçbir şekilde herhangi bir kişi ya da şahsi hesaba aktarılmamaktadır. Müzede yer alan balmumu heykellerin sanatsal tasarım ve yapım süreci, Eskişehir’e ve Türkiye’ye sayısız kültürel değer kazandırmış olan değerli hocamız Yılmaz Büyükerşen tarafından, tamamen sanatsal katkı ve bağış iradesi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Heykellerin üretiminde kullanılan malzemelerin bedelleri belediye bütçesinden karşılanmış; bu eserler üzerinden Sayın Büyükerşen’in şahsına yönelik tek kuruşluk bir gelir dahi söz konusu olmamıştır.
Müzenin işletilmesi; güvenlikten danışmaya, yönetimden diğer tüm hizmet alanlarına kadar tamamen Eskişehir Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundadır. Müze bünyesinde görev yapan tüm personel belediye kadrolarında çalışmakta ve maaşları belediye bütçesinden ödenmektedir. Gelirlerin kullanımı şeffaf, denetlenebilir ve kayıt altındadır. Elde edilen gelirler; ihtiyaç sahipleri ile öğrencilerin eğitim ve sağlık giderlerinde kullanılmakta, tüm harcamalar belediyenin bütçe ve kesin hesaplarında yer almakta ve ilgili denetim mercilerinin incelemesine açıktır. Büyükşehir Belediyemiz, ödeme ve tahsilat süreçlerini de mevzuata uygun şekilde yürütmektedir”
Bu başarıyı yok saymaya yönelik algı saldırıları beyhudedir
Yalaz açıklamasına şöyle devam etti, “Öte yandan Nebi Hatipoğlu’nun Tepebaşı Belediyesi ve Belediye Başkanımız Ahmet Ataç hakkında kullandığı dil, siyasi eleştirinin çok daha ötesine geçmiş; yaş üzerinden küçümseyici, alaycı ve tehditkâr bir üsluba dönüşmüştür. Yerel yöneticiliği kişisel yaşa indirgemek ne ahlakidir ne etiktir ne de siyasidir. Böyle bir dil, sadece ama sadece bu dili kullanan ağızlara yakışır. Eleştiri yapılacaksa vizyon, hizmet ve icraatlar üzerinden yapılır. Başkanlarımızınhemşehrilerimizden aldıkları büyük desteklerihazmedemeyenler, başkanlarımızı seçimle yenemeyenler algılarla yıpratmaya çalışmaktadır, ama bu nafile bir çabadır.
Ahmet Ataç’ın Tepebaşı’nda ortaya koyduğu belediyecilik anlayışı; Alzheimer Merkezi ve Huzurevi, Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, Özel Çocuklar İçin Montaj Atölyeleri, İki Elin Sesi Var Çocuk ve Gençlik Senfoni Orkestraları, Gençlik Merkezleri, Gökkuşağı Kafeler, Deneyimli Kafeler, Etüt Merkezleri, Belde Evleri, Başta Pişmiş Toprak Sempozyumu ve Sanat Çalıştayı olmak üzere kültür, sanat ve sosyal yaşam projeleri ile insan odaklı sosyal belediyeciliğin somut bir modelidir. Tepebaşı Belediyesi, Ahmet Ataç’ın liderliğinde yalnızca yerelde değil, uluslararası alanda da “Akıllı Kent Gelişimi” kategorisinde küresel model ödülü almış, dünyaya örnek gösterilen bir yerel yönetim olmuştur. Bu başarıyı yok saymaya yönelik algı saldırıları beyhudedir. Gerçekleştirilen bütün projeleri bir kenara bırakalım, Ahmet Ataç, Tepebaşı denildiğinde akla sadece nüfusu 80 binlerde olup, Eczacılık Fakültesinin oradaki SGK Bloklarıyla bilinen, yalnızca konutlarıyla değil kimliğiyle de gölgede kalmış bir semti bugün yüz binlerce insana yuva yapmış olup, “Hayat Tepebaşı’nda” sloganını dillere pelesenk ettirerek yepyeni bir Tepebaşı yaratmıştır. Öyle ki, Ahmet Ataç’ın belediye başkanı olmasıyla 1999’dan beri hayata geçirilen projelerle, toplumsal dayanışmayla sosyal demokrat belediyeciliğin en önemli örneklerinden birisi haline gelen Tepebaşı, ülkemizin en yaşanabilir ilçeleri sıralamasında sekizinci sıraya yerleşmiştir.
Buna rağmen Nebi Hatipoğlu’nun kamuoyuna sunduğu iddialar; resmî denetim raporlarında yer almayan, belgeye dayanmayan, kulaktan dolma ifadelerle süslenmiş bir algı siyaseti niteliği taşımaktadır. Bir milletvekilinin görevi, dedikodularla değil belgelerle konuşmaktır. Sayıştay raporlarında dahi yer almayan iddiaların gerçekmiş gibi sunulması kabul edilemez. Nebi Hatipoğlu’nun tehditkâr ifadeleri, AKP iktidarının yaratmak istediği korku ikliminin yansımasıdır. Siyaset, eleştiriyi tehditle, algıyla karıştırmadan, seçmenin emaneti olan iradeye saygı gösterilerek yürütülmelidir. Belediyelerimizce, kentimizin çocuklarına, yaşlılarına, gençlerine kısacası her bir yurttaşına dokunan hizmetler; algı operasyonlarının gölgesinde bırakılmayacak kadar kıymetlidir, değerlidir.
Ayrıca ‘ben yaptım oldu anlayışıyla’ Odunpazarı ilçemizi bölüp, yeni bir belediye kurmak düşüncesi neden ve nasıl gündeme gelmiştir? Halk iradesiyle seçimleri kazanamayanlar bin bir fırıldak ile belediyelerimizi kazanabileceklerini mi zannetmektedirler? Bu entrika zihniyeti ilçelerimizi değil ikiye, bine de bölseler sandıkta yok olmaya mahkumdur!
Ve kamuoyunun dikkatinden kaçmaması gereken önemli bir husus da şudur:
Nebi Hatipoğlu, 2023 seçimlerinde İYİ Parti’den milletvekili seçilmiş, seçmenin emanet ettiği oylarla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmiş; kısa süre sonra partisinden ayrılarak, seçildiği yerin tam karşısında konumlanan başka bir siyasi kanada geçmiştir. Bu tercih, seçmen iradesine ve halkın verdiği yetkiye sadakat gösterilmediğinin son derece somut bir örneğidir. Henüz bu siyasi savrulmanın hesabını kamuoyuna açık ve ikna edici biçimde verememiş bir ismin, halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarımızı tehditkâr bir dille hedef alması, siyaseten de ahlaken de kabul edilemezdir.
Kamuoyunda borsa manipülasyonları iddialarıyla anılan, lüks yaşam tarzıyla sıkça gündeme gelen; emeğin, alın terinin ve yerel yönetimlerin kamusal sorumluluğunun ne anlama geldiğinden bihaber bir anlayışın, sosyal belediyeciliği hedef alması şaşırtıcı değildir. Ancak bilinmelidir ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler, tehditlere boyun eğmez! Hesap vermesi gerekenler halktan aldığı yetkiyi kişisel ve siyasal çıkarlar uğruna boşa düşürenlerdir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; Şeffaflık, hesap verebilirlik, kamu kaynaklarının doğru kullanımı ve sosyal belediyecilik ilkeleriyle hareket ediyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu ilkeleri gölgelemeye yönelik hiçbir ithama sessiz kalmayacağız. Kentimizin kültürel mirası ve sosyal belediyecilik anlayışı üzerinden yaratılmak istenen algıları reddediyor; tüm hemşehrilerimizi resmî bilgi ve belgelere dayalı açıklamaları dikkate almaya davet ediyoruz.Bizim siyasetimiz, rantın değil halkın; ayrıcalığın değil emeğin; tehditkâr dilin değil demokratik meşruiyetin siyasetidir. Bu çizgiden de bir adım geri atmayacağız.
Siyaset; tehdit diliyle, isnatla ve karalama ile değil; hukukla, belgeyle ve halkın iradesine saygıyla yapılır. Aksi halde bu yolun sonu bellidir:
Sandıkta mahkûmiyet, kamuoyunda mahcubiyet”





