2020 yılının yaz aylarına damgasını vuran bir olay var.
O da Kalabak Suyu dağıtımında yaşanan büyük kriz…
Tam anlamıyla bir “skandallar zinciri” oluşturuyor.
Eskişehirliler, yaz aylarının kavurucu sıcaklarında içecek su bulmakta zorlandılar. Yaşadıkları mağduriyet anlatılır gibi değil…
Su dağıtımı yapan sakalar da büyük sıkıntı çektiler. Krizin sorumlusu olmadıkları halde vatandaşlarla karşı karşıya geldiler. Dahası ciddi miktarda maddi kayba da uğradılar.
Maddi kayıp, yalnızca sakalar için geçerli değil…
“Skandallar zinciri” oluşturan büyük kriz nedeniyle oluşan kamu zararı da çok büyük.
Krizin nedenlerini, yapılan yanlışları, oluşturduğu zararları defalarca dile getirdik.
Aylarca süren kriz, son haftalarda gündemden düştü.
Ancak, kimileri unutturmak istese de henüz unutulmuş değil…
Kesinlikle de unutulmamalı…
Bu konuda Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma var.
Hangi aşamada olduğunu bilemiyoruz…
Sonucu kamuoyunda merakla bekleniyor.
Umarız ki, fazla uzamaz…
Neyse…
Dedik ya, “skandallar zinciri” oluşturan büyük kriz son haftalarda gündemden düştü.
“Vatandaş mağduriyeti” yok gibi…
Bu, “her şey düzeldi” anlamına gelmiyor.
Kalabak Su Dolum Tesislerinde üretim, kriz öncesindeki seviyesine henüz ulaşmadı.
Krizden önce piyasaya sürülen damacana sayısı 55-60 Bin idi.
Bugün piyasaya sürülen damacana sayısı ise 45 Bin kadar…
En az 15 Bin damacanalık açık var.
Bu da “kamu zararı” anlamına geliyor.
Piyasaya sürülen damacana sayısı eskisinden az olmasına karşın ciddi bir sıkıntı olmamasının nedenleri belli…
En önemlisi özel su firmalarına kaptırılan tüketiciler.
Büyük kiriz nedeniyle Kalabak Suyu bulamayan vatandaşlar, çare olarak özel firmaların pazarladığı sulara yöneldiler.
Bazıları yeniden Kalabak Suyuna dönüş yaptı.
Ancak dönüş yapmayanların sayısı oldukça fazla…
Dağıtımda ciddi sorun yaşanmamasının en önemli nedeni bu…
Bunun yanı sıra toplu damacana alımı yapan büyük işyerleri de damacana alımından vazgeçtiler. Damacana yerine pet şişede satılan suları tercih ediyorlar.
Bu ve benzeri faktörler nedeniyle “sıkıntı çözülmüş gibi” görünüyor.
Yalnız “kamu zararı” da kalıcı hale gelmiş gibi…
Bu arada dikkat çekici gelişmeler de var.
Damacana alımında ilginç bir şeyler oluyor.
2020 yılında, kriz patladıktan sonra 200 Bin adet damacana alım ihalesi yapıldı.
Daha sonra keşif artışı ile 40 Bin damacana ilave edildi.
Bugüne kadar 170 Bin damacana gelmiş durumda…
Tamamı geldiğinde 240 Bin damacana alınmış olacak.
2020 yılında ihalesi yapılan damacanaların tamamı gelmeden yeni damacana alımı için hazırlıklar başlamış.
Söylenilenlere bakılırsa İstanbul’da bazı görüşmeler yapılmış.
“Görüşmeye gidenler” olarak dillendirilen isimler Bilgi İşlem Daire Başkanı Selahattin Arpacı, Kalabak şube Müdürü Mesut Arslan ve Mesul Müdür Serkan Kaya…
Onlarının yanı sıra dillendirilen bir isim daha var.
O da Ali Çalışkan…
Emeklilik dilekçesini vermiş bir bürokrat.
“Onun ne işi var” sorusu karşılığında “akıl hocalığı yapıyor” yanıtı veriliyor.
Söylenilenler böyle…
Oldukça ilginç…
Olayda asıl ilginç bir başka yan var.
2021 yılında alınmak istenilen damacana sayısı 300 Bin…
Söylenilenlere bakılırsa “bağlantısı bile yapıldı, ihalesi hazırlanacak” imiş…
Sayı çok fazla…
“Varsın fazla olsun, bir daha sıkıntı yaşanmaz” denilebilir.
Tamam da…
2020 yılında ihalesi yapılan damacanaların tamamı geldiğinde 240 Bin damacana olacak.
Daha önce kullanılabilir damacana sayısı olarak verilen rakamlar var.
Onlar doğru ise elde 700 Bin kadar damacana olması gerekir.
240 Bin damacana eklendiğinde yaklaşık 1 Milyon damacana eder.
Şimdi 300 Bin damacana daha almak istiyorlar ya… Onlar da alınırsa damacana sayısı 1, 5 milyona yaklaşır.
Eskişehir’in nüfusu belli…
Nüfusun neredeyse iki katı kadar damacana olacak.
Gerek var mı?
Bugüne kadar verilen rakamlar doğru ise gerek yok.
Ama almaya çalışıyorlar işte…
O zaman da o “500 Bin damacana nerede” sorusu yeniden gündeme geliyor.
Dedik ya…
Gelişmeler oldukça ilginç… İlginç olduğu kadar da dikkat çekici…
“Hayra yormak” pek kolay değil… Biz yine de “hayırdır inşallah” diyelim…