Yıllar önce yayınlanan bir reklam…
“Bisküvi denince akla ne gelir” sorusu yöneltiliyor… Yanıtı da çocuklardan alınıyor… Çocukların hep bir ağızdan verdiği yanıt da “ETİ… ETİ” oluyor.
Gerçekten de öyle…
Bugün bisküviden keke kadar çok değişik ürün dillendirildiğinde ilk akla gelen ETİ oluyor.
Öyle olması da boşuna değil…
ETİ dünya çapında tanınan devasa bir marka…
Eskişehir için de gurur kaynağı…
Eskişehir’de üretim yapan tek kuruluş o değil… Ancak onun yeri bir başka…
Damgasını taşıyan çok sayıda kurum ve tesis var.
Kanatlı Lisesi ile başlayan liste oldukça kabarık…
Sosyal Bilimler Lisesi, açılışından bu yana ziyaretçi akınına uğrayan Su Altı Dünyası ve daha neler…
Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan Arkeoloji Müzesi’nin yıkıldıktan sonra yıllarca mezbelelik halinde beklediğini anımsayanlar olacaktır.
O mezbeleliği ortadan kaldıran ve çağdaş bir müze kazandıran da yine ETİ…
Fatih Sultan Mehmet İlköğretim Okulu binası “hasarlı” olduğu için eğitime kapatılıp yıkıldı.
Arazisi üzerine yeni bir okul binası yapılıyor.
İnşaatın tabelasında yine ETİ damgası yer alıyor.
Tepebaşı Belediyesi tarafından gerçekleştirilen “Uluslararası Pişmiş Toprak Sempozyumu” artık “Eskişehir kimliği” haline gelmiş durumda…
Sempozyumda katkısı olan çok sayıda kurum ve kuruluş var.
Listenin başında da yine ETİ yer alıyor.
Sempozyumun bugünlere gelmesindeki payı gerçekten çok büyük…
Hepsi bu değil… Dahası da var.
Ama hepsini sıralamaya gerek yok.
Uzun sözün kısası “baş sıkışıklığında ilk çalınan kapı” hep ETİ oldu.
En sık çalanların başında da Eskişehirspor yöneticileri geliyor.
Çaldıkları ETİ kapısından hiç “elleri boş” ayrılmadılar.
ETİ, yıllardır Eskişehirspor’un büyük ve kesintisiz gelir kaynağı durumunda…
Kent ekonomisindeki rolü de tartışılmaz…
Eskişehir’de olup da dışarıdan aldığı tek girdi yok.
Tüm girdilerini Eskişehir’den karşılıyor.
Gerek aile, gerekse kurum olarak “vergi rekortmenleri” listesindeki yerleri de hep liste başları…
Tüm bunlar dikkate alındığında “kent milliyetçisi kuruluş” olarak tanımlamak da yanlış olmaz…
Bu kuruluşun mimarı Firuz Kanatlı…
Dünya çapında devasa bir kuruluşun mimarı olmasına karşın çok mütevazi bir kişiliğe sahipti.
“Sade ve gösterişsiz bir” yaşam sürdürmeyi tercih etti.
“Ne kadar övünse yeridir” denilecek özelliklere sahip olmasına karşın övünmeyi de övülmeyi de hiç sevmezdi.
Kendisiyle yapılan bir söyleşide diyor ki
“…Şimdi beni başarılı addediyorlar. Ben dindar bir insanım. Başarılı olmak güzel bir şey ama insanları yüzüne karşı methetmek günah. Nefsinizi kabartır. O yüzden biri bahsetmeye başladığında ‘sus’ diyorum. İyi yetişmiş bir insanım ve çok çalıştım. Bu Allah’ın takdiri…”
Yalnızca bu sözler bile kişiliğini anlamaya yetiyor.
İki yıl kadar önce yayınladığı bir mesaj var.
“…Ömrü boyunca görevini iyi yapmış insanların huzuru içinde, kurumsallaşma yolunda artık süratle yol alan ETİ’nin yönetimini gençlere devretmenin mutluluğuna eriştim. Onlara güveniyor, ETİ’yi hayalleri, yaratıcı düşünceleri ve çalışmalarıyla çok daha güzel günlere götüreceklerine inanıyor, kendilerine başarılar diliyorum.
Bugün, hayat hikayemin seksen üçüncü yılında, geriye bakıyor, bütün güzel ve zor günlerimi hatırlıyor, bu muhteşem ömrü bana lütfettiği için Yüce Allah’a bütün kalbimle teşekkür ediyorum…”
Mesajından bir bölüm böyle…
Bu mesajın üzerinden yaklaşık iki yıl geçti.
Ne yazık ki Firuz Kanatlı geri dönüşü olmayan yolculuğuna çıktı.
Kendisi Eskişehir’de doğdu… Ailesinin geldiği yer ise Gümülcüne…
Hayat arkadaşı Gülay Kanatlı gibi kendisi de Gümülcine Camii’nde son yolculuğuna uğurlanacak.
Onu unutmak olanaksız…
Unutulmayacak ve hep anılacaktır.
Mimarı olduğu kuruluş elbette ki, kurumsallaşmış olarak varlığını sürdürecektir.
Ancak şu da bir gerçek ki Firuz Kanatlı’nın boşluğu doldurulamayacaktır.
Eskişehir ve ülke adına minnet ve şükranlarla… Gittiği yerde ışıklar içinde yatsın…