CHP bölündü.
Yeni Parti kuruldu.
CHP’de ilçe atamaları da yapılmaya başlandı.
CHP Odunpazarı İlçe Başkanlığı’na Odunpazarı ile siyasi geçmiş açısından alakası olmayan Gökhan Açıker atandı.
Aslında bu bilgiyi günler öncesinden duymuştum.
Yazmadım.
“Yok canım, beni kekliyorlar” dedim.
“Bu kadarına da izin vermez, kendine böyle bir kötülüğü yapmaz” diye düşündüm.
Ama içimde bir ses de “Yaparlar abicim, yaparlar” diyordu.
Yine de bekledim.
Dün başkanlar resmen açıklandı ve Gökhan Açıker CHP Odunpazarı İlçe Başkanı olarak AK Parti tarafından ay pardon yan sanayisi tarafından atandı.
Üstelik Tepebaşı’nda yaşayan, siyasi çalışmalarını Tepebaşı bölgesinde sürdüren ve son delege seçimlerinde kendi mahallesinde (Hoşnudiye) liste dahi çıkaramayan Gökhan Bey’e, “Aday ol, benim yerime sen yersin lafları” denilmiş olsa gerek…
Çünkü kimse böyle bir işin için girecek kadar…
Neyse…
Sonuçta…
Kabul etti.
Oldu.
Ancak mesele CHP, Atatürkçülük ya da parti içi bir anlayış meselesi değil.
Bu kararın arka planındaki siyasi hesap çok daha farklı görünüyor.
Neden mi?
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’a karşı bir mesaj vermek için…
“Biz buradayız” demek için…
Birkaç kişiyle yapılan (o birkaç kişinin de alt yapısı sorgulanmalı) bir meydan okuma hamlesi olarak görülen bu tercih aslında beklenenin aksine herkesi güldürdü.
Baya baya kahkaha atıldığını duydum.
Çünkü siyaset sadece karşı tarafa mesaj vermekle yapılmaz.
Siyaset örgüt yönetme, insanlarla bağ kurma ve krizleri yönetebilme işidir.
Siyaseti bilen bir insan, böylesine kritik bir görevlendirmede sadece hesaplaşmayı değil, sonrasını da düşünür.
Bu yüzden bu tercih bana göre bir siyasi hamleden çok bir siyasi acemilik görüntüsü veriyor.
Normal şartlarda bu yazıyı kaleme almayacaktım.
Çünkü Gökhan Bey’in çok fazla öne çıkan bir siyasi profil olmadığını düşünüyorum.
Parlatmak da istemiyorum.
Üzerimden prim kasmasını da…
Çünkü…
Pasif bir karakter olduğunu tanıyan bilir.
Yönetilmeyi sever.
Hatta bazen başkası onun yerine düşünür.
Öyle bir yorgunluk hali…
Malum…
Bir ilçe başkanının sahip olması gereken iletişim gücü, örgüt tecrübesi ve kamuoyu karşısındaki temsil kabiliyeti bu görev için belirleyici unsurlardır.
Bir ilçe başkanı sadece makamda oturan kişi değildir.
Basının karşısına çıkar.
Partililerle iletişim kurar.
Örgütü bir arada tutar.
Hiçbiri Gökhan Bey’de yok!
Yakından tanıyorum.
Ben kendisini sadece elinde çantasıyla çay içerken gördüm.
Yemin ederim!
Valla bak!
He birde çayın yanında dedikodu var!
Artık o hafta kimi küstürdüyse…
Allah kerim.
Sınırsız sallamak bedava!
Neyse işin şakası…
İşte asıl mesele de burada başlıyor.
Çünkü gerçekten herkes siyaset yapmamalı…
Hele hele herkes ilçe başkanı asla olmamalı!
Kırılabilir bu sözlerime…
Ama gerçekleri yazmak benim işim.
Çünkü kendisine bir dönem saygı da duydum.
Ama enteresan siyasi çıkışlarını fark ettim.
Şok oldum.
Üzüldüm de…
“Yok, Özge sen kimseye güvenme” dedim.
Örnek mi vereyim?
Hatırlayanlar olacaktır…
Kemal Kılıçdaroğlu döneminde sert değişim çağrıları yapan, sosyal medya paylaşımlarında “değişim” vurgusu öne çıkan birçok isim vardı.
Bunlardan biri de Gökhan Açıker’di malum.
Aşırı hararetli ama…
Ne laflar yedim.
Kendisiyle birkaç kelam etme imkanı bulduğum için diyorum.
Bende o zaman Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı olması gerektiğini savunanlardanım ama…
Bilmiyoruz ki AK Parti’yle ortak çalışıyor.
O erken fark edenlerdendi diye düşünürdüm.
Tecrübe diye baktım.
Hatta bu göreve gelmeden önce tebrik ettiğim de olmuştur içimden…
Örneğin şöyle paylaşımları vardı:
“Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu sonuçlar üzerine gereğini yapınız.”
“Artık yeter, değişim şart!”
“Demokrasi değişimle nefes alır.”
Bombalıyordu sosyal medyasında…
Bu sözler dün söylendi.
Elimde kayıtları var.
Bugün ise bambaşka bir noktada yeni bir görev başladı.
İşte beni hayrete düşüren kısmı orası…
Bildiğiniz dünkü söylediklerini unutmuş, Kemal Kılıçdaroğlu’nu savunuyor.
Hatta ilçe başkanlığını yapıyor.
Ya da savunur gibi yapıyor.
Bilemiyoruz artık!
Neyse…
Bak sen şu kır saçlı adama…
Bence Kemal Bey tekrar gözden geçirsin kararı.
Çünkü dün başkasına yapılanlar, yarın size yapılır.
Her şey sırayladır.
Benden söylemesi…
İlk iş örneğin il başkanını devirmek olarak görülebilir.
Çünkü sistemi genelde öyle çalışır.
He meydanın 3-5 kişisiyle tabi…
Aslında…
Siyasetin en zor tarafı da budur.
Dün söyledikleriniz, bugün attığınız adımlarla birlikte yeniden değerlendirilir.
Bir göreve gelmek kolaydır.
Asıl mesele, o görevin hakkını verebilmektir.
Ve dünkü söylediklerinizin arkasında durabilmektir.
Velhasıl KEMAL…
Kır saçlı adam…
Eskiden o saçların dertten, mücadeleden ağardığını düşünürdüm.
Meğer senin saçlar…
Neyse söylemeyeyim…
Başkası yüzünden yediğin hakaretler koymaz da benim yaptığım iki eleştiri ağır gelir sana…
Hıncını benden çıkarırsın…
Şimdi sen de mahkeme yolunu tutarsın.