YENİ Parti İl Başkanı Talat Yalaz ve yönetimi gazetemize bir ziyaret gerçekleştirdi.
Nazik ziyaretleri için teşekkür ederiz.
Ziyarette YENİ Parti’nin yaklaşan kongre sürecini de konuştuk.
Özellikle “üyenin söz sahibi olacağı” bir kongre süreci vurgusu dikkat çekti.
Güzel…
Üyenin söz sahibi olması, siyasi partiler açısından elbette önemli.
Ancak tam da burada Orkun Kılıç güzel bir soru yöneltti:
“Üye söz sahibi olacaksa, başkanı üyeler belirleyecekse yönetimi kim belirleyecek?”
Bu soruyu ben de Talat Yalaz’a sordum.
“Yönetim nasıl belirlenecek?” dedim.
Yalaz’ın verdiği yanıt oldukça açık:
“Yönetimleri kazanan kişi, milletvekilleri, belediye başkanları, genel merkezden gelecek bir heyet ile oturup, genel merkezin belirlediği kriterlere göre yönetime yazacak. Kriterlere göre hazırlanacak.”
Şimdi burada biraz durmak gerekiyor.
Çünkü ortaya ilginç bir tablo çıkıyor.
Başkanı üyeler seçecek.
Yönetimin oluşumunda ise genel merkez söz sahibi olacak.
Peki, o zaman üyenin iradesi nerede başlayıp nerede bitecek?
Elbette genel merkezin belirli kriterler ortaya koyması, örgütlerin belli kurallar çerçevesinde hareket etmesi savunulabilir.
Talat Yalaz da bunun daha demokratik bir yöntem olduğunu, il başkanının gücünü tek başına kullanmasının önüne geçeceğini söylüyor.
Bu yaklaşımın kendi içerisinde anlaşılabilir bir tarafı var.
Fakat başka bir soru da karşımızda duruyor:
Eskişehir’deki üyelerin birlikte çalışacağı yönetimi, Eskişehir’deki üyeler değil de genel merkezin belirlediği kriterler ve genel merkezden gelecek heyet ne ölçüde belirleyecek?
Bu heyet Eskişehir’i ne kadar tanıyor ve biliyor?
Demokrasi sadece sandıkta oy kullanmaktan ibaret değil.
Sandığa giden üyenin tercihinin, seçimin sonrasında da ne kadar karşılık bulduğu önemli.
Eğer üye il başkanını seçiyor ama başkanın oluşturacağı yönetim üzerinde genel merkez belirleyici oluyorsa, burada üyeye ne kadar alan bırakıldığını tartışmak gerekir.
Bir başka ifadeyle…
Üye başkanı mı seçiyor yoksa başkanın hareket alanını da genel merkez mi belirliyor?
Bunu zaman gösterecek.
Çünkü kongre sonrasında ortaya çıkacak yönetim, bu sistemin ne kadar yerel iradeye, ne kadar genel merkez iradesine dayandığını da gösterecek.
“Üyenin söz sahibi olduğu kongre” iddiası kulağa oldukça demokratik geliyor.
Ama demokrasi açısından asıl sınav, üyelerin sadece sandıkta değil, sandıktan sonra da ne kadar söz sahibi olacağıdır.
Başkanı üyenin seçtiği, yönetimin oluşumunda ise genel merkezin belirleyici olduğu bir modelle karşı karşıyayız.
Bunun ne kadar demokratik, ne kadar merkeziyetçi olduğu tartışılır.
Benim açımdan asıl soru şu:
Madem söz sahibi olan üye, neden kendi yönetimini de belirleyemiyor?
Belki YENİ Parti yönetimi bunun gerekçesini kongre sürecinde daha ayrıntılı biçimde anlatacaktır.
Biz de takip edeceğiz.
Çünkü mesele sadece bir il yönetiminin nasıl oluşturulacağı değil.
Mesele, “üye söz sahibi olacak” denilen bir siyasi yapıda, son sözün gerçekten kime ait olduğu.