YENİ Parti’yi uzun süredir yazmıyordum, malum.
Bunun sebebi her şeyin dört dörtlük gitmesi değildi elbette.
Aksine…
Gördüğüm bazı şeyleri görmezden geldim.
Bazı yanlışların üzerine gitmedim.
“Parti daha yeni kuruluyor, kuruluş amacına zarar vermeyelim” dedim.
“Biraz zaman tanıyalım” dedim.
“İnsanlar hata yapabilir” dedim.
Bazen sustum.
Bazen yazacaklarımı kendime sakladım.
Ama görüyorum ki benim suskunluğum bazılarına cesaret vermiş.
Bakın…
Ben sizi yazmıyorsam, her şeyi alkışladığım için değil.
Süreç kusursuz ilerlediği için hiç değil.
Hatta zaman zaman “Neden artık Talat Yalaz’ı yazmıyorsun?” diye eleştiri aldığımı da biliyorum.
“Hayırdır Özge, ne oldu? Artık YENİ Parti’yi yazmıyorsun” diyenler oluyor.
Ben de diyorum ki…
Şimdi zamanı değil…
Ama siz eski defterleri açmaya başladıysanız…
Benim de bazı defterleri açmam gerekebilir.
Ben o defterleri açarsam, kimse kolay kolay kapatamaz.
O yüzden kimse benim suskunluğumu yanlış anlamasın.
Kimse de yüz bulmasın.
Dayanışma gecesini eleştirdim.
O gün söylediklerimi dinleseydiniz, bugün içinde bulunduğunuz tartışmaların önemli bir kısmını belki de yaşamayacaktınız.
Ben o gün kimseye düşmanlık etmek için konuşmadım.
Birilerini hedef almak için de konuşmadım.
Partinin daha fazla zarar görmemesi için konuştum.
Bugün geldiğimiz noktada ise şunu çok net söylüyorum.
Sizin kimseyi küstürmeye hakkınız yok.
Kimsenin kuyusunu kazmaya hakkınız yok.
Kimsenin emeğini yok saymaya hakkınız yok.
Ve en önemlisi…
Kimseden intikam almaya hakkınız yok.
Siyaset kişisel hesaplaşma alanı değildir.
Parti örgütleri de kimsenin egosunu tatmin edeceği, eski husumetlerini sürdüreceği bir alan değildir.
Bir kişiyle probleminiz olabilir.
Bir kişiyle siyasi olarak anlaşamayabilirsiniz.
Birinden hoşlanmayabilirsiniz.
Hatta birbirinizden nefret ediyor bile olabilirsiniz.
Ama bütün bunlar, bir örgütün geleceğini kişisel hesaplarınıza göre şekillendirmeniz için gerekçe olamaz.
Şimdi gelelim asıl meseleye…
YENİ Parti’de Eskişehir İl Başkanlığına Talat Yalaz, Odunpazarı İlçe Başkanlığına Rahmi Çınar, Tepebaşı İlçe Başkanlığına ise Tevfik Yıldırım getirildi.
Herkes görevinde kaldı.
Buraya kadar bir sorun yok.
Ancak Odunpazarı Gençlik Kolları Başkanı Gün Barış Sevinç’in görevden alınarak yerine daha önce görevden alınmış olan Ali Eren Doğan’ın getirileceği ifade ediliyor.
Şimdi ben burada duruyorum ve soruyorum.
Neden?
Gerçekten neden?
Gün Barış Sevinç’in hangi başarısızlığı var?
Hangi gerekçeyle görevden alınıyor?
Yerine neden Ali Eren Doğan getiriliyor?
Bu kararın arkasındaki siyasi hesap nedir?
Kim, neyi hesaplıyor?
Kim, kiminle hesaplaşıyor?
Çünkü dışarıdan bakıldığında ortaya çıkan tablo hiç de hoş değil.
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor.
Bu karar gerçekten gençlik örgütünün geleceği için mi alındı yoksa bazı kişisel husumetlerin rövanşı mı alınmak isteniyor?
Eğer mesele Oğuzhan Demir ile yaşanan husumetse, bunun bedelini neden gençlik örgütü ödesin?
Ve daha da önemlisi…
Gençlik örgütünü yeniden bir kavganın içerisine sokmanın kime ne faydası var?
Ben bunun cevabını merak ediyorum.
Kimse kendisini vazgeçilmez sanmasın
Buradan özellikle söylemek istiyorum:
Hiç kimse bulunduğu koltuğu kendi mülkü sanmasın.
Hiç kimse “Ben ne dersem o olur” anlayışına kapılmasın.
Hiç kimse örgütü kendi kişisel çevresinden ibaret görmesin.
Ve en önemlisi, insan harcamak kolaydır ama insan kazanmak zordur.
Bugün görevden aldığınız bir insanın emeğini, yarın bir kararla geri getiremezsiniz.
Bugün küstürdüğünüz bir insanı yarın “Hadi gel” diyerek yeniden yanınıza çekemezsiniz.
Çünkü insanların da bir gururu, bir onuru vardır.
Gençlik örgütü kimsenin hesaplaşma alanı değildir
Birilerini ödüllendirirken diğerlerini cezalandırma görüntüsü verirseniz, gençlerin siyasete olan inancını zedelersiniz.
Bugün “Benim adamım” diyerek birini öne çıkarırsanız, yarın başkasının “adamı” geldiğinde aynı sistem sizi de vurur.
Bu yüzden söylüyorum:
Kişisel hesaplarınızı örgütün üzerine koymayın.
Ve şimdi benim sabrımı zorlamayın!
Bir süredir sizi yazmıyorum diye bunu kendinize verilmiş bir kredi olarak görmeyin.
Ben sadece sustum.
Hepsi bu.
Görmedim sanmayın.
Duymadım sanmayın.
Bilmiyorum sanmayın.
Sadece bazı şeylerin düzelmesini bekledim.
Ama artık bazı kararlar o kadar açık şekilde tartışma yaratıyor ki susmanın da bir anlamı kalmıyor.
O nedenle açıkça söylüyorum:
Kendinize gelin.
Gün Barış Sevinç’le yola devam edin.
Gençlik örgütünü yeni bir kavganın içerisine sokmayın.
Eski defterleri yeniden açmayın.
Kişisel husumetleri siyasi kararların merkezine koymayın.
Kimseyi harcamayın.
Kimseyi küstürmeyin.
Kimsenin kuyusunu kazmayın.
Ve kimseden intikam almaya kalkmayın.
Çünkü bunun sonu kimse için iyi olmaz.
Ben bugüne kadar birçok şeyi yazmadım.
Bazı olayların üzerine gitmedim.
Bazı insanların yaptığı hataları görmezden geldim.
Çünkü YENİ Parti’nin daha fazla yıpranmasını istemedim.
Ama bundan sonra aynı anlayışı sizden de bekliyorum.
Siz de kendi içinizde birbirinizi tüketmeyin.
Birbirinizle savaşmayın.
Birbirinizi itibarsızlaştırmayın.
Çünkü dışarıdan düşman aramanıza gerek yok.
Eğer birbirinizi tüketirseniz, zaten kendi kendinizi bitirirsiniz.
Ve şunu da unutmayın:
Benim susmam, söyleyecek sözüm olmadığı anlamına gelmez.
Benim yazmamam olan biteni takip etmediğim anlamına gelmez.
Benim geri çekilmem, kimsenin istediği gibi at koşturabileceği anlamına hiç gelmez.
Ben bugüne kadar parti zarar görmesin diye sustum.
Ama partiyi korumakla yanlışları örtbas etmek arasında çok ince bir çizgi vardır.
O çizgiye fazla yaklaşmayın.
Çünkü o çizgiyi aşarsanız, artık ben de susmam.
Kimseyi tehdit etmiyorum.
Kimseye gözdağı vermiyorum.
Sadece yıllardır gazetecilik yapan biri olarak gördüğüm yanlışları yazacağımı söylüyorum.
Ve emin olun…
Ben konuşmaya başladığımda, “Keşke Özge yine sussaydı” demeyin.
Çünkü ben bir kez eski defterleri açarsam, o defterlerde kimin ne yaptığı, kimin ne söylediği, kimin nerede durduğu tek tek ortaya çıkar.
O yüzden son kez söylüyorum:
Kendinize gelin.
Bu parti kimsenin kişisel çiftliği değil.
Bu örgütler kimsenin intikam sahası değil.
Bu gençler kimsenin siyasi hesaplaşmasının figüranı değil.
Ve bu koltuklar kimsenin tapulu malı değil.
Bugün sahip olduğunuz makamlar yarın elinizden alınabilir.
Ama bugün kırdığınız insanların hafızası kolay kolay silinmez.
Gün Barış’la devam edin.
Gençliği kavganın değil, siyasetin merkezine koyun.
Kişisel hesaplarınızı bir kenara bırakın.
Birbirinizden nefret etseniz bile bu partinin geleceği için kenetlenin.
Ben artık uyarımı yaptım.
Ve Talat Yalaz, bana bak!
“Benim olan bitenden yine haberim yoktu” diyerek yine bu işin içinden çıkmaya çalışma.
Eğer gerçekten örgütten olup bitenden haberin yoksa kusura bakma ama o zaman önce kendi parti içindeki etkinliğini ve yönetme kabiliyetini sorgulaman gerekir.
Çünkü il başkanı olmak sadece koltukta oturmak değildir.
Örgütünde kim ne yapıyor, kim kiminle hesaplaşıyor, hangi karar neden alınıyor, kim küstürülüyor, kim ödüllendiriliyor; bunları bilmek zorundasın.
Yok eğer bütün bunlardan haberin varsa ve yaşananlara rağmen sessiz kalıyorsan, o zaman da başka bir soru çıkar ortaya…
Bu kararların neresindesin?
Ve bundan sonra “haberim yoktu” bahanesinin arkasına saklanırsan, sana soracağım soru çok basit olur:
Madem hiçbir şeyden haberin yok, o zaman sen tam olarak neyin il başkanısın?