Eskişehir Zenginler Odası kongre sürecine dahil olmayacaktım.
Normalde her şekilde tarafımdır.
Ama benim zenginlerden pek haz almadığımı herkes bilir.
Daha doğrusu köşe yazımı zenginleri övmek için harcamam.
Yer ayırmam.
Önemli hissettirmem.
Zaten paranın gücüyle kendilerini epey önemli hissediyorlar.
O gücün etrafında takılsınlar isterim.
“Zenginler” deyince kızmıyorsunuz değil mi?
Eeeee…
Siz bizi ayrıştırırken sorun yok.
Neyse…
Şaka şaka.
Oraya hiç girmeyeyim.
Girince çıkamıyoruz.
Benim anlatmak istediğim bambaşka.
Eskişehir Sanayi Odası seçimleri yaklaşıyor.
Kongrenin tek adaylı geçeceği malum.
Ben de “Tek aday var ama ben yine de tarafımı açıklayayım” dedim.
Celalettin Kesikbaş’ı destekliyorum.
Neden?
Bakın ben iyi okuyucuyumdur.
Satır aralarını iyi okurum.
İyi izlerim.
İnsanları dinlerim.
Sonra tarafımı belli ederim.
Birilerinin tekerine çomak sokarım.
Bu sebeple de pek hoşlanmazlar benden.
Şimdi bir de aday çıkacağına yönelik söylentiler oluşturuluyor.
Geceleri uykusu kaçacak onun da…
Kesikbaş’ın yani…
Bazen bu planlara gerçekten şaşırıyorum.
Neyse…
Geçtiğimiz günlerde projelerini anlatmak üzere bir basın toplantısı düzenledi.
Hatta yazacaktım.
Bugüne kaldı.
Efendim…
Ben pek gösterişli projelerden anlamam.
İnanın çok da ilgilenmem.
Ben toplantıya giderim.
Çağıranın yüzüne bakarım.
Güler yüzlü mü?
İnsanlarla nasıl konuşuyor?
Nasıl hitap ediyor?
Mütevazı mı?
Egosu var mı?
Kendini ne kadar önemsiyor?
Asabiyken nasıl biri oluyor?
Bunlara bakarım.
İzlerim.
Sonra kararımı veririm.
Çeker giderim.
Ben dudak uçuklatıcı projelerden anlamam.
Yüksek meblağlı projeler de pek ilgi alanım değildir.
Anlamadığım şeyi yazmam.
Çünkü benim anlamadığımı halk nasıl anlayacak?
Klişe olacak ama…
Halkın derdi bambaşka…
Ben o gün projelerden çok başka bir şeye baktım.
Kesikbaş’ı inceledim.
Güler yüzünüzü gördüm.
İnsanlara isimleriyle hitap etmenizi gördüm.
Şakalaşmanızı gördüm.
İnsanlarla kurduğunuz iletişimi izledim.
Ve samimi buldum.
Bazen insanın karar vermesi için milyonluk projelere ihtiyacı yoktur.
Bir insanın karşısındakine nasıl baktığı yeter.
Bir selam verişi…
Bir tokalaşması…
Bir ismi hatırlaması…
Bir gülümsemesi…
Bunlar bana daha çok şey anlatır.
Ben de o gün bunları gördüm.
Ve tek adaylı kongrede sizi desteklemeye karar verdim.
Size karşı sizi destekliyorum yani.
Şimdi diğer zenginlere de sesleniyorum…
Beni bir basın toplantısına çağıracaksanız, bunları kıstas alın.
Milyonluk projelerinizi anlatabilirsiniz.
Dev yatırımlarınızı sıralayabilirsiniz.
Rakamları havada uçurabilirsiniz.
Ama bilin ki ben o rakamların peşinde değilim.
Ben anlattığınız milyonluk projeye bakmam.
Gülümsemenize bakarım.
Samimi misiniz?
İnsana nasıl davranıyorsunuz?
Kendinizi ne kadar önemli görüyorsunuz?
İşte ben bunlara bakarım.
Sonra da…
Döner gelirim.
Celalettin Kesikbaş’ta o gün o samimiyeti gördüm.
Gülümsemeyi yakaladım.
Ben de tarafımı bu yazıyla belli ettim.
Döndüm, geldim.