Sezonun 13 haftası geride kaldı.
Eskişehirspor son maçında Rizespor ile karşılaştı.
Maçın sonucu beraberlik... Yenilgi de olabilirdi galibiyette…
Sonuç kimin umurunda…
Stadyumda oynananın adı “maç”…
Ancak oluşan havanın maçla uzaktan yakından ilgisi yok.
Gözler sahada oynanan futbolda olsa da kafalar başka yerdeydi… Gözleri saran hüzün, yürekleri kaplayan derin endişeydi.
Eskişehirspor sevdalıları kara yastalar…
Nedeni malum…
Geçmişten devir olan büyük enkaz yetmezmiş gibi bir de “yönetim krizi” oluştu.
Oluşma nedeni için kısaca “verilen sözlerin tutulmaması” denilebilir.
“Destek sözü” verip de tutmayanları yeniden sıralamaya gerek yok.
Kendilerini biliyorlar… Cümle alemce de biliniyorlar.
Yönetim krizinin çözüleceği zemin belli… Genel kurul…
29 Kasım 2017 tarihinde toplanacaktı.
Ne yazık ki toplanamadı.
Hoş toplansa ne olacaktı ki?
Yönetim krizinin çözülmesi söz konusu bile değildi.
Genel kurul için belirlenen ikinci tarih 29 Kasım 2017…
Bu kez toplanmama olasılığı yok.
Katılan üye sayası ne olursa olsun toplanacak.
Toplanacak da ne olacak?
“Yönetim krizine çözüm bulunacak” demek olanaksız…
Geride kalan sürede “olumlu” sayılabilecek en küçük bir gelişme yok.
Durum dün ne ise bugünde öyle…
Bunun nedeni de belli…
“Yönetim krizi” için devreye girmesi gerekenlerin tavrı…
Onca çağrı yapıldı.
“Gelin Eskişehirspor’a sahip çıkın” denildi.
Ne yazık ki hepsi boşuna…
Duvardan ses geldi de onlardan “çıt” bile çıkmadı.
Çağrıları duymamaları düşünülemez.
“Mısır’daki sağır sultan” bile duyduktan sonra onlar da duymuşlardır.
Ancak duymazdan geldiler.
İnanılır gibi değil…
Sergiledikleri tavır inanılmaz olduğu gibi kabul edilemez de…
Daha önce de defalarca dile getirdik.
Bir kez daha yineleyelim…
Kişisel düşünceleri şu veya bu olabilir.
Futbolu sevmiyor olabilirler… “Topu görse kabak zanneder” dinelebilecek kadar ilgisiz olabilirler.
Aynı şekilde futbolu sevseler bile Eskişehirspor’u sevmiyor, bir başka takımın taraftarı olabilirler.
Bunların hiçbir önemi yok.
Kişisel yaklaşımları ve tercihleri ne olursa olsun hiç fark etmez…
Bugün bulundukları konumlar nedeniyle üstlendikleri görev ve sorumluluklar var.
Eskişehir’e hizmet vermek, Eskişehir’in sorunlarına çözüm aramak, Eskişehir’e dair her türlü gelişmeyle ilgilenmek zorundalar.
Eskişehirspor’un Eskişehir için taşıdığı önem tartışılabilir mi?
Elbette ki hayır…
Eskişehirspor için “Eskişehir’in en önemli değerlerinden birisidir” deniliyor.
Sözde değil gerçekten de öyle…
Onlar da sıkça diyorlar zaten…
Ne yazık ki, yalnızca diyorlar.
Dediklerinin gereğini yapmıyorlar.
Eskişehirspor, “Eskişehir’in en önemli değerlerinden birisi” ise “Eskişehir’e karşı görev ve sorumluluk” sahibi olanlar Eskişehirspor’a kayıtsız kalabilirler mi?
Elbette ki hayır…
Kişisel tercih ve düşünceleri ne olursa olsun Eskişehirspor’a dair gelişmelere kayıtsız kalamazlar.
Eskişehirspor’la ilgilenmek, sorunlarına çözüm aramak zorundalar.
Bugün bulundukları konumlar bunu gerektiriyor.
Yarın o konumlardan ayrıldıklarında istedikleri gibi davranabilirler.
Eskişehirspor’la hiç ilgilenmeyebilirler… Lafını bile ağızlarına almayabilirler.
O konumlarda bulundukları sürece bunu yapamazlar.
Ne yazık ki yapıyorlar.
Eskişehirspor bugün yok olma tehlikesi ile karşı karşıya…
Karşı karşıya olmanın ötesinde tehlike tam anlamıyla kapıya dayanmış durumda…
Eskişehirspor sevdalılarının “kara yasta” olmaları boşuna değil…
Kapıya dayanan büyük tehlikeyi görüyorlar.
Onun içindir ki üzüntüden kahroluyorlar, gözyaşı döküyorlar.
Artık ümitleri de kalmadı.
Konumları gereği Eskişehirspor’la ilgilenmek zorunda olanların ilgisizliği büyük ümitsizlik yaratıyor.
Ümitsizlik ile birlikte büyük öfke de yaratıyor.
Eskişehirspor sevdalıları ateş püskürüyor.
Büyükşehir Belediyesi’nin kapısına siyah çelenk koydular…
Hep birlikte “yazıklar olsun” diye haykırdılar.
Artık söylenebilecek tek söz de o zaten…
Evet… Yazıklar olsun…