ETO Meclisi toplantısında Yönetim Kurulu Başkanı Metin Güler’e yöneltilen eleştiriler var.
“Antalya’daki komite toplantısı” ve “Kosova gezisi” ile ilgililer.
Eleştirileri yönelten de Mustafa Önder…
“Bizim Antalya’daki toplantıdan ve Kosova gezisinden haberimiz olmadı. Her türlü konuda bilgilendirme yapılırken Kosova gezisi konusunda neden haber verilmedi? Antalya toplantısından da haberimiz olmadı. Bilgimiz olsaydı yapmamanızı söylerdik…”
“Hamamyolu konusunda da, trafik sorununda da müdahil olmalıyız. Odamız etkin olmuyor…”
Ve benzeri sözler…
Toplantı ve gezi ile ilgili eleştirilerin anlamı belli…
“ETO parası çarçur ediliyor” demeye getiriliyor.
“İlk kez deniliyor” değil…
Daha önce de bir meslek komitesi üyesi benzeri eleştirilirde bulundu.
Yalnızca eleştirilerde bulunmakla da kalmadı.
“Toplantıya tepki” olarak komite üyeliğinden istifa etti.
O zaman da dile getirdik…
Gerek toplantı gerekse gezi ETO için “bir ilk” değil…
Böylesi organizasyonlar yıllardır gerçekleştiriliyor.
Yurt dışı gezilerinin haddi hesabı yok.
Bugüne kadar yapılan yurtdışı gezilerine bakıldığında “gidilmeyen ülke kalmadı” dense yeridir.
“Gizli saklı yapılmış” da değiller.
Onun için biliniyorlar.
En iyi bilenlerden birisi de Mustafa Önder…
Uzunca bir süredir ETO Meclisi’nde yer alıyor.
Dahası yönetim kurulunda yer almışlığı da var.
Hangi ülkelere gezi yapıldığını çok iyi biliyor.
Dahası böylesi gezilerin düzenlenmesinde pay sahibi de olmuştur.
Dün ses çıkartmadığı, hatta düzenleyicileri arasında yer aldığı organizasyonlar için bugün ETO başkanını suçluyor.
Sergilediği tavır ilginç…
Nedeni de belli… Seçimler…
ETO Başkanı Metin Güler de bunu biliyor.
Dile getirdi de zaten…
“…Bunlar burada konuşulacak meseleler midir? Bunları söylemek bize yakışmaz ama ben bu odanın daha bir kere çayını bile içmedim. İçtiğim her çayın parasını ödedim. Makam arabasına binmiyorum, şahsi arabama biniyorum.
Biz bunları neden konuşuyoruz, Ticaret Odası seçimleri var da ondan. Nisan ayında yapılacak seçimlere kadar bu konuları gündeme getirecekler. Ama bizim bu konularla değil daha çok çalışmakla meşgul olmamız lazım…”
Metin Güler’in söyledikleri bunlarla sınırlı değil… Bütçe ile ilgili de bilgiler verdi.
“…2012 yılında 154 Bin 792 lira açık vermiş bütçe. Yani 154 Bin 792 lira eksiye geçmiş. 2013 yılında ise sadece 162 Bin lira bütçe fazlası var.
O zaman ne vardı ortada? Devam eden 74 Milyonluk fuar kongre merkezi mi? Yeni hizmet binası mı, müze mi, yeni eğitim merkezleri mi?
Bakın 2014 yılına, yani görevi devraldığım yıla. Gelir gider farkı artı 4 Milyon 192 Bin lira. 2017 yılının ilk dokuz ayında da tam 4 Milyon lira bütçe fazlası sağlamış odamız. Yılsonuna kadar bütçe fazlamızın 6 milyona ulaşmasını bekliyoruz…”
Bütçe ile ilgili olarak ortaya konulan rakamlar dikkat çekici…
Yapılan kıyaslama “eleştiri” anlamını da taşıyor.
Kıyaslama yapılan dönemin başkanı da belli… Harun Karacan…
Mustafa Önder ve Nuri Temizsoy o dönemin önemli isimlerinden…
Yapılan kıyaslama ve Metin Güler’in yönelttiği sorular karşısında bir şeyler söylemeleri gerekirdi.
Gerekeni yapmak şöyle durusun dinleme gereği bile duymadılar.
Metin Güler “eleştirilere yanıt vermek” için kürsüye çıkarken onlar da toplantıdan çıktılar.
Doğal olarak “konuşmayı biliyorsanız dinlemesini de bileceksiniz. Etikten bahsediyorlar ama etik kurulları bilmiyorlar” eleştirisine muhatap oldular.
Metin Güler’in yönelttiği bu eleştiriye “haksız” demek olanaksız…
“Söyleyeceğini söyleyip gitmek” olmuyor.
Her şeyden önce yanıtları dinlemek gerekiyor.
Neyse…