“Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı…”
Sıkça dile getirdiğimiz bir yöntem…
Kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanıyor.
Sürekli uygulandığı kurumlardan birisi de Büyükşehir Belediyesi…
Yöntemin özü belli…
Adına “hizmet alımı” denilse de hizmet alındığı falan yok.
İşçi alınıyor.
Alınacakları işi alan firmanın belirlemesi söz konusu değil… Belediyenin başında bulunanlar belirliyorlar.
Alınan işçilerin nerede ve nasıl çalışacakları da yine belediyenin başında bulunanlar tarafından belirleniyor.
Tüm bunlar ücretler için de geçerli… Hangi işçinin ne kadar maaş alacağına belediyenin başında bulunanlar karar veriyorlar.
Maaşlar çok farklı…
“İyi de işi alan firmanın rolü ne” mi?
Ne rolü olacak?
Yalnızca maaşların ödenmesinde aracı oluyor. Hepsi bu…
Tabi ki “karşılıksız” değil…
Yüklü miktarda kazanç elde ediyor.
Firma tercihi konusunda da “rivayetler muhtelif”…
Neler söyleniyor neler…
Evet… Firma “keyfi” olarak belirlenmiyor.
Yapılan bir ihale var.
Ancak ne hikmetse ihalelerde işi üstlenen “patron” hep aynı oluyor.
Bazen firmanın adı değişse bile “patron” değişmiyor.
Kazanç hep aynı kasaya giriyor.
“Hile, hurda var” denilmesin sakın…
Büyükşehir Belediye Başkanı’nın olduğu yerde “hile, hurda” diye bir şey olabilir mi?
Elbette ki hayır…
Yapılması şöyle dursun lafı bile edilemez.
Olay tamamen “tesadüftür” efendim…
Neyse…
Konumuz o değil zaten…
“Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı” yöntemi ile çalıştırılan personel sayısı az değil…
31 Aralık 2016 tarihi itibariyle sayıları 1.450 idi…
Yeni yılla birlikte sayıları daha da arttı.
1.800 kadar varlar.
Maliyetleri de az değil…
Yalnızca 2 aylık tutar 10 Milyon Türk Lirası’na yakın…
Yıllık tutarı siz hesaplayın.
Büyükşehir Belediyesi’nde memur ve kadrolu işçi olarak çalışanlar da var.
Sayıları, “personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı” yöntemi ile çalıştırılanlar, kamuoyunda bilinen tanımlamayla da “taşeron işçiler” kadar yok.
“Taşeron işçi” sayısı yeni yılla birlikte yaklaşık 400 kadar arttı.
Nedeni, nasılı meçhul…
Sayı artmasına arttı da “iş güvencesi” diye bir şey söz konusu değil…
Uzunca bir süredir tam anlamıyla “diken üzerinde” gibiler.
Mart ayında “toplu çıkartma” söz konusu oldu.
“Çıkartılacaklar listesi” bile hazırlandı.
Ancak referandum gündeme gelince “toplu çıkartma” askıya alındı.
Referandumdan sonra askıdan indirildi.
İndirilmekle de kalınmadı, uygulamaya konuldu.
Ancak o zaman da “Adalet yürüyüşü” devreye girdi.
Cuma günü “pazartesi işe gelmeyin” denilen işçilere bir gün sonra “işe gelin, çalışmaya devam edeceksiniz” denildi.
Denilmesine denildi de “toplu çıkartma” gündemden yine kalkmadı.
Yöntem değiştirildi.
“Toplu çıkartma” yerine “azar azar çıkartma” tercih edildi.
Bu şekilde işten çıkartılanlar var.
Sayıları çok fazla olmadığı için kamuoyuna yansımadılar.
Geçtiğimiz hafta yine işten çıkartmalar oldu.
Bu kez sayı biraz fazla… İlk tespitlere göre 35 kişiler.
Hepsi aynı birimden…
Daha önce hazırlanan listede yer alan isimler.
Hazırlandığında dile getirmiştik… Liste oldukça kabarık… Yaklaşık 400 isim içeriyor.
İşten çıkartılanların sayısı bugüne kadar çıkartılanlarla sınırlı kalmayacağa benziyor.
Çıkartmalar devam edecek gibi…
O liste, hazırlandığında gizli kalmadı.
Yer alanlar listede olduklarını biliyorlar.
Son çıkartmalarla birlikte “işten çıkartılma korkuları” iyice artmış durumda…
Dedik ya… Tam anlamıyla “diken üzerinde” gibiler.
Bu durumda olan işçiler nasıl çalışabilirler?
“Verimli” olmaları söz konusu bile olamaz…
Kış “kapıya dayanmış” durumda…
Böylesi bir dönemde işinden olan insanlar ne yapabilir ki?
İşleri çok ama çok zor…
Öyle olmasına öyle de onların halini düşünen kim?
Şimdi “işten çıkartmalar kaçınılmaz” diyenler çıkabilir.
Söyledikleri “doğru” da olabilir.
Ancak “haklı” denilemez…
Öyle denilebilmesi için öncelikle haksızlıkların ve ayırımcılıkların ortadan kaldırılması gerekir.
“Özel yevmiye zamları” yapılacak, belediye bünyesinde aynı aileden işe almalarla “aile lobileri” oluşturulacak, ne iş yaptıkları meçhul “yakın çevre” yerlerinde tutulacak, ESKİ Genel Müdürlüğü’ne ha bire personel alınacak… Sonra da “hükümet gelirlerimizi iyice kıstı, işçi çıkartmak zorundayız” denilecek…
“Haydi canım sende” derler adama…
Daha da çok şey söylenebilir. Ama neyse…