Büyükşehir Belediye Başkanı’nın görevi devir aldığı yıl 1999…
Şu an 2017 yılının son aylarındayız…
İki tarih arasında kalan süre 18 yıl…
Oldukça uzun bir süre…
Bu kadar sürede sil baştan bir kadro kurulmuş olsa şimdiye çoktan oturmuş olurdu.
Büyükşehir Belediyesi’nde ise hala “oturmuş” olarak tanımlanabilecek bir kadro yapısı yok.
Sürekli değişiyor.
Değişiklikleri takip etmek çok zor…
Değişikliklere akıl sır erdirmek da olanaksız…
Bir bakıyorsunuz birileri “gözde” oluveriyor, bir de bakıyorsunuz ki “gözde” olarak nitelendirilenler “gözden düşmüş” oluveriyorlar.
“Yakın çevre” dışında kimin ne zaman, ne olacağı meçhul… He an her şey olabilirler.
“Kadro” denilince… Olayın ilginç bir yanı var.
Büyükşehir Belediye Başkanı sürekli olarak “yeni kadro” talebinde bulunuyor.
Talebi karşılıksız kalınca da “engelliyorlar”, “engelleniyorum” diye feryat ediyor.
Talebe ve karşılığına bakınca insanın “haklı” diyesi geliyor.
Ancak idari personel şemasına bakınca iş değişiyor.
Üst düzey kadrolarda “boş” olanların sayısı oldukça fazla…
Hepsi bir yana Genel Sekreter Yardımcılığı kadrolarından bile birisi boş…
Boşalalı da çok oldu.
Nedense hala doldurulamadı.
“Boş” olan yalnızca o olsa neyse…
Daire Başkanlığı kadrolarında da “boş” olanlar var.
Boşalmaları yeni değil…
Uzunca bir süredir “boş” olarak duruyorlar.
Nedense atama yapılmıyor.
Bir kişi iki Daire Başkanlığı’na birden bakıyor.
“Nasıl” mı?
Birisine asaleten diğerine de vekaleten…
İki Daire Başkanlığı’ndan sorumlu olan tek kişi falan da değil… Dün bir değişiklik olmadıysa 5 kişi…
Şimdi…
Bir yandan “ihtiyaç var” diyerek “yeni kadro” talebinde bulunacaksınız, bir yandan da Genel Sekreter Yardımcılığı ve Daire Başkanlığı gibi çok önemli kadrolara atama yapmayacaksınız…
Olacak şey mi bu?
Elbette ki hayır…
Ancak burası Eskişehir Büyükşehir Belediyesi… Olmayacak işler olduruluveriyor.
Neyse…
Başlangıçta da belirttik.
Büyükşehir Belediyesi’ndeki değişiklikleri takip etmek çok zor…
“Operasyon” süreklilik kazanmış durumda…
Geride kalan hafta gerçekleştirilen iki “operasyon” var.
Birisi Toplu Taşıma Şube Müdürlüğü’nü kapsıyor.
Şube Müdürü Süleyman Ateş görevinden alındı.
Gönderildiği yer ESKİ Genel Müdürlüğü…
Laf aramızda ESKİ Genel Müdürlüğü de “sürgün yeri” gibi bir şey oldu.
“Gözden düşmüş” olanlar emekliye ayrılmıyorlarsa oraya gönderiliveriyorlar.
Bugüne kadar gönderilenlerin sayısı baya oldu.
Süleyman Ateş’in yerine getirilen isim Aytaç Özkan…
Oldukça dikkat çekici bir isim…
Dikkat çekici kılan da ağabeyinin Soner Özkan olması…
Soner Özkan Park ve Bahçeler Dairesi Başkanı… Aynı zamanda da Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi’ni de yönetiyor.
Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi’ne Başkanı Vekili olduğunda dile getirmiştik.
O dairede görev yaparken “gözden düşmüş” olarak bir başka birime gönderilmişti.
Giderken de “şimdi buradan gidiyorum ama Daire Başkanı olarak geri döneceğim” demişti.
Dediği oldu.
Onun için de “yıldızı parladı” değerlendirmeleri yapıldı.
Evet… Yıldızı parlamış… Hem de nasıl…
Öyle bir parlamış ki, yakın çevresini bile aydınlatır olmuş.
Neyse…
Geride kalan hafta gerçekleştirilen bir başka operasyon var.
Kapsadığı birim Fen İşleri Dairesi Başkanlığı…
Yanlış anlaşılmasın “Daire Başkanı değişmiş” falan değil…
“Operasyon” teknik kadrolara yönelik...
“Kurban” olan personel sayısı için “5 üniversite mezunu teknik adam” deniliyor.
Aralarında “kadrolu” olanlar sürgüne gönderilmiş…
Onlar yine “şanslı” sayılırlar… En azından işlerinden olmamışlar.
Onlar kadar “şanslı” olmayanlar var.
“Sözleşmeli” olarak çalışanlar.
Sözleşmeleri iptal edilmiş… Daha açık bir anlatımla da işten çıkartılmışlar.
“Neden” mi?
Bu konuda yapılmış resmi bir bilgilendirme yok.
“Fısıltı” gazetesi aracılığı ile yayılanlar var.
İnanılır gibi değiller…
Kent Park bünyesinde yapılan ve yapımı “yılan hikayesi” haline dönen binaya atıfta bulunuluyor… “İmza atılmayan kesin kabul” türünden şeyler dillendiriliyor… “İnanılmaz hak ediş raporları” falan deniliyor.
Daha neler deniliyor neler.
Dedik ya… İnanılır gibi değiller.
Olay daha “taze” sayılır.
Onun için “fısıltı” dışında bilgilendirme yok.
Yakında “doğruluğu kesin” bilgiler de ortaya çıkar.
Umarız ki “inanılmaz” söylemler doğru çıkmaz…
Bekleyip göreceğiz…