Eskişehirspor’da yönetim 22 Kasım tarihinde olağanüstü kongreye gidiyor. Bu konuyla ilgili somut adımlar atıldı. Sinan Özeçoğlu ve yönetiminin nasıl işbaşına geldiğini defalarca yazdık ve kamuoyu da yakından biliyor. Adeta bu ateş çemberinin içine Özeçoğlu ittiriliverdi. Kongre salonunda kongre tamamlanmadan önce Özeçoğlu’nun mazbatası bile hazırlanıp, mazbatası kongre salonunda kendisine takdim edildi. Çünkü kaybedecek bir dakika bile yoktu.

Kongre salonunda ve kulislerde ne sözler verildi ne vaatlerde bulunuldu. Ama kongrenin ardından nasılsa Özeçoğlu ve arkadaşları sorumluluğu aldı denilip herkes bir kenara çekildi. Bu arada kulübün içinde bulunduğu vahim durum kamuoyu ile defalarca paylaşıldı. Buna rağmen kamuoyunda birkaç küçük kıpırtı dışında ne sorunlar karşısında destek sözleri tutuldu, ne de konuya duyarlılık gösterilip çareler aranması yoluna gidildi. Kısacası yönetim kaderiyle baş başa bırakıldı.

 Özeçoğlu’da doğal olarak, “Benim gücüm bu, benden buraya kadar” dedi ve 22 Kasım tarihinde kongre yapılması için harekete geçti…

+++

TARAFTAR DAHA NE YAPSIN?

Gelişmelere sadece taraftar gurupları duyarlılık gösterdiler. Yönetime destek için ikinci kez bir kurultay gerçekleştirdiler. Kurultayın sonunda manifesto gibi bir bildiri yayınlandı. Daha doğrusu manifestodan öte ültimatom gibi cümleler ile kamuoyuna bir çağrı yapıldı. Taraftarlar kulüp başkanı Özeçoğlu ile buluşup görev kalması için ikna etme çabası da gösterdiler. Sonuçta Özeçoğlu, “Yokum!” mesajının altını kalın cümleler ile çizdi. Bu saatten sonra ne olur bilmiyorum. Ama bu kadar somut gelişmeye rağmen Eskişehirspor ile daha önce uzaktan, yakından ilgili olan veya olması gereken kesimlerden hala bir ses çıkmış değil. Bu şartlarda yeni bir yönetim oluşma ihtimali de giderek zayıflıyor. Daha önce “kayyuma kalmasın” çabaları bu defa gösterilir mi? Pek gösterileceğe de benzemiyor.

 +++

HERKES ENKAZIN ALTINDA KALIR

 Eğer bu saatten sonra bir şeyler yapılmaz ise, Eskişehirspor kendi kaderi ile baş başa bırakılırsa o zaman “biz ne yaptık?” sözleri asla bir şeye yaramaz. Derler ki “son pişmanlık fayda etmez!” iş bu noktaya doğru gidiyor. Vakit bu vakittir. Birileri eğer bir şeyler yapmak niyetindeyse son dakikaya kalmadan, saniyede ‘DUR’ levhası kaldırmadan bugünden yapmalı. Yaklaşık 1 milyon nüfusa sahip bir kentin Eskişehirspor’un bütün yükünü kaldırması belki mümkün olmayabilir ama en azından gemiyi yüzdürmek anlamında bazı çözümler üretebilmesi mümkündür. Geçmişe takılıp kalarak, geçmişle hesaplaşmanın faturasını bugüne keserek yarım asrı devirmiş bir büyük çınarın yok olup gitmesine gönlümüz ne kadar razı olur? Geçmişte şöyle olmuştu, böyle olmuştu diyerek bir efsanenin göz göre eriyip muma dönmesine gönlü razı olmayanların bir şeyler yapma vakti bugündür.

Genel kurula itiraz etmek mümkün değil, genel kurul yapılsın, tüm gerçekler konuşulsun, yeni bir yol haritası çıkarılsın ve Eskişehirspor’un anayasası yeniden yazılsın… Bu kulüp sahipsiz bırakılmasın. Çünkü bu tarih bir daha yazılmaz, ancak tarih bugün sahip çıkmayanları enkazın altına süpürür.