Hoppala bu nereden çıktı diyorsunuz değil mi? Çok basit bir cevabı var.  Birkaç gün önce 70 günlük evli çiftin hikayesini okudunuz. Ne olmuş “yollarına güller saçılan eş?”  Gülleri saçan eş tarafından hamile olan kadın bilmem kaç bıçak darbesi ile nerede ise hayatından oluyormuş. Yetmedi İstiklal Mahallesi’nde yine kadınlarında aralarında bulunduğu kişiler arasında çıkan kavgada yaralanan ve gözaltına alınanlar olmuş. 

Anlattıklarım son birkaç gün içinde haber içeriğine sahip olaylar. Ankara’da, İstanbul’daki guruplar arasında çıkan silahlı kavgalar, ölümler yaralanmalar… Sahi neyin nesi?  Bu kadar gerilimin sebebi ne olabilir? Tabii ki ÖFKE… Öfke ile ilgili ne söylense azdır. Sonradan pişmanlıkla biten cinayetler, kavgalar ve toplumsal gerilimin altında yatan ilk sebep öfke.

Son dönemde alınan onca önleme, yapılan onca denetime ve nerede ise suç ve suçluya nefes aldırmayacak derecedeki uygulamalara rağmen bu kadar olay oluyorsa toplumsal anlamda öfkemize yeniliyoruz demektir. Peki, sadece öfke ile izah edilebilir mi bunca olay? Ben sanmıyorum. Toplumsal anlamda bir öfke kontrolü eğitimine ihtiyacımız var öncelikle bu tespiti yapalım. Ardından da dikkat çekmek istediğim bir başka gerçekte insanların şiddet içeren TV dizilerindeki bunca sanal kahramanı gördükten sonra bilinç altında oluşan hikayelerine de bir el atmak gerek… Sizlere bir soru daha haksız mıyım?

+++

 EĞİTİMCİLER NE DİYOR DİNLEYİN

Son bir ayın toplumsal anlamda en anlamlı ve gündemin en önündeki konularından birisi TEOG’un kaldırılması ve yerine konulacak yeni bir orta eğitime geçiş modeli, diğeri üniversiteye giriş sınavı ile ilgili yeni yapılan düzenlemeler oldu. Eğitim iş kolu sendikalarından son iki gün içerisinde peş peşe açıklamalar geldi sınav düzenlemeleri ile ilgili.

Eğitim Bir Sen 1 nolu Şube Başkanı Muammer Karaman “Öğrencileri seçen ve yerleştiren bir sınav sistemine değil, öğrencileri hayata hazırlayan bir eğitim sistemine ihtiyacımız vardır.” Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Haydar Urfalı, “Yaşanan belirsizlik ve kaos ortamı eğitim-öğretim sürecinin asli unsurları olan öğretmen ve öğrencilerimizi tedirgin etmekte bu ise moral ve motivasyon kaybına neden olmaktadır."   Eğitim Sen Şube Sekreteri Kemal Koçak,“Eğitim Sen olarak, YÖK’e ve hükümete çağrımız çocuklarımızın ve gençlerimizin emeğine saygı duymaları ve geleceklerini ilgilendiren böylesi önemli bir konuda alelacele hareket etmemeleridir” diyor. Birileri bu eğitimcilerin söylediklerine kulak verir mi? Talepler makul değil mi?

+++

KUMARBAZLAR KAYBEDİYOR…

Son dönemde kumar baskınlarının ardı arkası kesilmiyor. Kumar oynayan ve suçüstü yakalananlara kesilen cezalar hepsini üst üste koyduğumuzda çok ciddi rakamlara varıyor. Aslında kumarbazlar her defasında kaybediyorlar. Ancak kazanacakları umudu(!) ile yine vazgeçmiyorlar anlaşılan. Benim takıntım şu, bu kumarbazlara kesilen cezalar tahsil ediliyor mu, ediliyorsa nasıl ediliyor? Bence bu kumarbazlara peşin para cezası uygulaması yapılsa galiba işin rengi hafif, hafif değişir. Cezasını ödemeyenleri, ödeyemeyenleri de bir kamu hizmetinde cezanın miktarına göre çalıştırmak fikrine ne dersiniz?