Bir sezon daha geride kaldı.
Eskişehirspor’un sezona dair tek hedefi vardı.
O da düştüğü yerden kalkıp layık olduğu yere yükselmek…
Başkaca bir hedefi olamazdı zaten…
Sezon boyunca hedefe çok yaklaşıldığı dönemler oldu.
“Oldu”, “olacak” denildi.
Ancak büyük fırsatlar kaçırıldı.
Sonuçta da Süper Lig’e doğrudan yükselen iki takımdan birisi olunamadı.
Neyse ki, Süper Lig’e yükselmek için bir fırsat daha vardı.
İki engel aşıldığında hedefe ulaşılacaktı.
Engellerden ilki kolay aşıldı.
İkinci engelin aşılması konusunda da en küçük bir kuşku yoktu.
Bu konuda geçmişte kalan başarılı deneyimler var.
Onların da etkisiyle engelin aşılmasına kesin gözle bakıldı.
Eskişehirspor sevdalıları “oldu bu iş” diyerek Antalya’ya akın ettiler.
Üzerlerine düşeni fazlasıyla da yaptılar.
Sahada mücadele eden takıma büyük destek sağladılar.
“Keşke olmasaydı” denilebilecek işler de oldu.
Ancak onları da büyütmemek, “maç heyecanına vermek” gerek.
Takım ikinci yarıda öne geçmeyi başardı.
Normal sürenin son dakikalarına kadar üstünlüğünü korudu da…
“Oldu bu iş” deniliyordu ki, rakibin golü geldi.
Uzatma dakikalarında değişen bir şey olmadı.
İş penaltılara kaldığında yine en küçük bir kuşku yoktu.
En büyük güvence de kaleci Boffin idi.
Maç boyunca önemli kurtarışlar yapan Boffin, penaltı kurtarmayı da başarabilirdi.
“Penaltı kaçırılacağı” akılların ucundan bile geçirilmiyordu.
Ne yazık ki, akılların ucundan geçmeyen oldu.
Penaltı kaçıran üç futbolcu var.
Ahmet Kamil, Uğur ve Semih... Deneyimli futbolcular.
Penaltı kaçırmaları olacak şey değil…
Ne yazık ki oldu.
“Büyük şanssızlık” dışında söylenilebilecek bir şey yok.
Şans Göztepe’den yana oldu.
Eskişehirspor, layık olduğu yerin kapısından geri döndü.
Akılların ucundan bile geçirilmeyen bir sonuç.
İnanmak da katlanmak da olanaksız…
Üzülmemek, kahrolmamak elde değil…
Eskişehirspor sevdalıları tam anlamıyla şok geçirdiler.
“Stat başlarına yıkıldı” dense yeridir.
Yığılıp kaldılar.
Eskişehir’de kalanların durumu da çok farklı değil…
“Zafer kutlaması” için hazırlanan kent ölüm sessizliğine büründü.
Kentte gülen yüz bulmak olanaksız…
Koca kent yasa bürünmüş durumda…
Bu durumdan kurtulmak çok kolay değil… Günler geçse de acısı yaşanır.
Ancak gerçekler de ortada…
Artık ne yapılsa boşuna… Kaybedileni geri kazanmak olanaksız…
Bir an önce şoktan kurtulup geleceğe bakmak gerekir.
Maç öncesi “kaybetmek” seçeneği akılların ucundan bile geçmiyordu.
Gerçekleşmesi halinde ortaya çıkacak tabloyu düşünmek bile insanı ürkütüyordu.
Ne yazı ki, korkulan oldu.
Eskişehirspor, Antalya’da yalnızca Süper Lig’e yükselme şansını kaybetmedi.
Beraberinde insanın içini karartan bir tablo ile karşı karşıya kaldı.
Tablo zaten iç açıcı değildi.
Süper Lig’e yükselme başarılsa belki birazcık nefes alınabilecekti.
Ne yazık ki, olmadı.
Zaten kara olan tablo iyice karardı.
Nedeni, nasılı ile ilgili olarak çok şey söylenebilir.
Ancak değişen bir şey olmaz.
Ortada sözle değişmeyecek acı bir gerçek var.
Görmemek olanaksız…
Yapılması gerekenler oldukça fazla… Yapılmaları da çok kolay değil… Ancak yapılmaları dışında bir seçenek yok… Ne kadar zor olursa olsun yapmak zorunluluğu var.
Ah ile vah ile geçirilecek zaman da yok.
Hepsi acil… Bir anı bile boşa geçirmemek gerekiyor.
Acılar yüreğe gömülecek, zorunlulukları yerine getirmenin çaresi aranacak.
Başka yolu yok…
Yoksa gelecek bugünden daha kara olur.
Bugüne kadar çok “görev ihmali” yapıldı.
Artık ihmalin en küçüğüne bile tahammül yok.
Ne kadar Eskişehirspor sevdalısı varsa top yekun görev başına geçmeli… Umarız öyle olur.