-
16 Nisan referandumu bitti ama referandumda alınan sonuç belli. Ancak siyasiler hızlarını alamamış görünüyorlar. CHP’nin genel merkezden başlayarak 16 Nisan tarihine gidilirken oluşan geniş yelpazededeki mutabakatın devam konusunda çabaları da gözle görülüyor. Bir taraftan AK Parti’nin yeni değişimle ilgili yapılan düzenlemeler ve yakın gelecekte teşkilatlara kadar inecek olan değişimin ayak sesleri diğer tarafta mevcut pozisyonunu koruma arzusundaki CHP’nin çabaları…
Bu çabaların ayak seslerini Eskişehir’de yaşıyoruz. Örneğin son olarak Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın Demokrat Parti, Saadet Partisi, Vatan Partisi ve Demokratik Sol Parti gibi siyasi partilerin yerel teşkilatlarına yaptığı ziyaretin başka bir anlamı olabilir mi?
Soru şu “Bu ziyaretler eğer bir parti faaliyetiyse kim tarafından yapılmalı?” Elbette İl Başkanlığı tarafından cevabından başka bir şey yok ortada. Başkan Ahmet Ataç bu ziyaret trafiği ile parti teşkilatınında bir adım önüne çıkmış olmuyor mu? Olsa da bu işin siyasi sonuçları olur mu? Onu bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey Ataç ile İl Teşkilatı arasında ilişkilerin çok da sıcak olmadığı gerçeği…
+++
VALİ ÇELİK DUR DURAK BİLMİYOR
Vali Azmi Çelik Eskişehir’e atandığı günden bu yana nerede ise makamda geçirdiği günler sayılı denilebilir. Göreve geldiği andan itibaren önce kamu kurumlarını, ardından ilçeleri tek tek gezen, muhtarlar ile sık sık bir araya gelen Azmi Çelik sorunları yerinde görüp , çözümleri içinde kurumlar ile sorun yaşayan yerler arasında köprü görevi görmeye çaba gösteriyor. Bu arada zaman zaman moral ziyaretleri de yapmıyor değil. Son olarak Mahmudiye İlçesi’ne giden Çelik orada vatani görevini yapan askerler ile buluşup onlarla iftar etmiş, onlara moral vermiş. Bu arada mesajını da, “Türkiye’yi bölmeye çalışan kim olursa olsun fırsat vermeyeceğiz. Şehitlerimizin emanetine sonuna kadar sahip çıkacağız!”diye vermiş. Gördüğüm o ki Sayın Çelik yaptıklarıyla, uygulamalarıyla sıradışı bir görev anlayışı sergiliyor.
+++
İFTAR SOFRALARI LÜKSE KAÇMASIN
Bu sütunlardan birkaç kez dikkatlerinize sundum. Ramazan ayı en çok yoksulların, garibanların kayrıldığı, korunup kollandığı bir mübarek rahmet yağmurudur. Bu ayda klasik iftar sofraları geleneği de devam ediyor. Fakirlerin, yoksulların, garibanların zenginleştirmediği her iftar sofrası emin olun kendisi yoksuldur. Tavsiyem çevrenizdeki garibanların, yoksulların, gerçek ihtiyaç sahiplerinin bulunup korunup kollanmasıdır. İftar sofralarının bereketi, tadı tuzu o garip ve yoksulların, gerçek ihtiyaç sahiplerinin gülen yüzleri, parlayan gözleridir.
Elbette sevdiklerimizle, komşularımızla, akrabalarımızla iftar sofralarımızı paylaşmalı ve Ramazan’ın bereketini yaşamalıyız. Onlarında gönlünü almalı, muhabbetimizi, sevgimizi saygımızı arttırmalıyız. Bu fırsatları kaçırmamalıyız. Çünkü toplum olarak daha fazla dayanışmaya, daha fazla birlik ve beraberliğe o kadar çok muhtacız ki. Birlik beraberliğimiz için, kırgınlıkların, küskünlerin biteceği, sevapların artacağı, birlik ve beraberliğin kuvveteleneceği bir Ramazan ayını daha kim bilir ne zaman idrak etme bahtiyarlığına erişeceğiz belli değil.
Yorumlar