Korona virüsün başa bela oluşundan bu yana yaklaşık bir yıl oldu.
Bu sürede büyük beladan etkilenmeyen yok.
Tüm toplum kesimleri şu veya bu boyutta da olsa etkilendi.
Kulaklar nereye çevrilse “bittik” feryatları duyuluyor.
Feryatları duyurmaya çalışanlar da belli…
Her zaman olduğu gibi yine gazeteler.
Dara düşenin dertlerini duyurmaya çalışıyorlar.
Gel gör ki kendi durumları da ortada…
Korona virüs belasından fazlasıyla etkilendiler.
Varlıklarını sürdürmekte zorlanıyorlar.
Aralarında zoru başaramayanlar da var.
Kapılarına kilit vurdular.
Sayıları oldukça fazla…
Daha da fazlalaşabilir.
Acil desteğe gereksinimleri var.
Yapılabilecek olanlar da belli…
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanlar Konseyi Toplantısı sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde de dile getirildiler.
“-Gazetecilerin karantina tedbirleri sırasında uygulanan kısıtlamalarla birlikte, hayati önem taşıyan böyle bir dönemde halkımızın bilgiye erişimini sağlayan gece gündüz demeden sağlıklı/sağlıksız ortamlarda zor şartlar altında çalışan, bu uğurda kendi canını ve ailesini riske atan, kamu yararı için her zaman halkla, bürokrasiyle ve siyasilerle sürekli yüz yüze olan kişilerdir. Meslektaşlarımızın da sağlıklı bir ortamda görev yapmaları için, yapılacak aşı sayesinde virüs ile ilişiği kesilip sağlıklı ortamlarda görev yapması bir an evvel sağlanmalıdır. Bunun için tüm gazeteciler öncelikli olarak aşılanmalıdır.
-Devletimizin birçok esnaf grubuna destek paketi açıklamasına rağmen zor bir süreç yaşayan gazeteciler bu desteklerin dışında bırakılmıştır. Gazeteler maaş vermekte, çalışanlar da maaş almakta zorlanmaktadır. Gazeteler bu gün ilanların yetersizliği yüzünden maliyetlerini bile karşılayamaz duruma gelmiştir. Devletimizin acilen Basın sektörü ve çalışanları için de maddi destek paketi açıklaması, bunun yanında ayakta durabilmek için gazetelere, TV ve radyolara faizsiz kredi verilmesi sağlanmalıdır.
-İnternet gazeteciliği ile ilgili yasanın halen çıkartılmamış olması basın sektörünü ve hayatımızı olumsuz yönde etkilemeye devam etmektedir. Basın ilkelerine uygun şekilde görevlerini yapanların dışında merdiven altı habercilikle birlikte şantaj ve asılsız haberlerle gündem yaratan internet medyasının bir an evvel birbirinden ayrılması gerekmektedir. Yapılacak düzenlemeyle haksız rekabetin ortadan kaldırılması ile birlikte internet medyasının hem basın kartı, resmi ilan, hem de yıpranma payı gibi haklardan faydalandırılması gerekmektedir. Tüm siyasetçilerin ve halkın karşı olduğu gazetecilik adı altında bu kutsal mesleği lekeleyenlere de gerekli yaptırımların uygulanarak mesleğin onurunun kurtarılması şarttır.
- Basın İlan Kurumunun ilan alan gazetelere uygulamış olduğu %15'lik kesintinin Covid-19 pandemi süreci içerisinde bir süre alınmaması veya alınması elzem ise oranın %8'e düşürülmesi yerel medyanın yaşaması için hayati önem taşımaktadır.
- Yerel medya için en büyük gelir kaynağı olan İcra ilanlarının askıya asılmaması, bu ilanların yaygın medya yerine illerimizde imkansızlıklar içinde çıkan yerel gazetelerde değerlendirilmesi sağlanmalı ve Anadolu medyasının ayakta kalmasına destek olunmalıdır.
-Yerel basının en büyük destekçisi olması gereken belediyelerin meclis kararlarının tüm illerde gazetelerde yayınlanması ve halkın belediye meclisinde alınan kararları sağlıklı şekilde takip etmesi sağlanmalıdır. Bu sayede hem halkımız yapılan işlerden haberdar olacak hem de yerel basına can suyu olacaktır.”
Dile getirilen talepler böyle…
Abartılacak bir yanları kesinlikle yok.
“Fazlası yok eksiği var” bile denilebilir.
“Karşılanamaz” de değiller.
İstenirse kolayca karşılanabilirler.
Talepler daha önce de dile getirildiler.
Bugüne kadar en küçük bir adım atılmış değil…
Eskişehir özelinde gazetelere destek olabilecek konumda olan kurum ve kuruluşlar da var.
Başlarında bulunanlar sözde “basın dostu” konumundalar.
Gel gör ki uygulamada dostluklarının en küçük bir belirtisin görmek olanaksız…
Gazeteleri görüyorsunuz…
Oda başkanlarının açıklamaları sürekli yer alıyor.
Buna karşın başında bulundukları odaların tek ilanı bile yer almıyor.
Dostlukları bugüne kadar hep lafta kaldı.
Bugünden sonra değişen bir şey olur mu?
Hiç ümidimiz yok.
Umarız ki yanılan biz oluruz…
Bekleyip göreceğiz.