Siyaset bazen kürsülerde yapılan resmi konuşmalarla değil, araya sıkıştırılan birkaç cümleyle hareketlenir. Mihalıççık’ta yaşanan son gelişme de tam olarak böyle bir tabloyu ortaya çıkardı.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği iftar programı öncesinde CHP Mihalıççık İlçe Başkanlığı’nın yeni binasının açılışı yapıldı. Ancak açılış sırasında sarf edilen sözler, iftar programının önüne geçen bir siyasi tartışmanın kapısını araladı.

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın konuşması kısa ama oldukça çarpıcıydı. Ataç, Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum’u hedef alan ifadeler kullandı ve “Buraya AKP’li bir başkan yakışmıyor. Çakma CHP’lidir o” diyerek açık bir eleştiri ortaya koydu. Üstelik sözlerinin devamında daha fazlasını söylemek istediğini ancak yerinin olmadığını belirterek mesajını yarım bırakmayı tercih etti.

İlk duyulduğunda bu sözler sert ve hatta yanlış anlaşılmaya müsait görünebilir. Fakat siyasette verilen mesajların çoğu zaman satır aralarında saklı olduğunu da unutmamak gerekir. Ataç’ın “Neden böyle söylediğimi kendisine sorarsanız anlatır, yüreği varsa anlatır” sözleri ise tartışmanın dozunu daha da artıran bir ifade oldu.

Siyaset sahnesinde bazı cevaplar hemen gelmez. Zamanı gelince verilir.

Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum da bu yolu tercih etti. Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında söz alarak Ataç’ın açıklamalarına yanıt verdi.

Çorum’un sözleri de en az Ataç’ın sözleri kadar dikkat çekiciydi. Kendini anlatırken siyasetten önce hayat hikâyesine vurgu yaptı. Yüzlerce metre yer altında geçen madencilik yıllarını hatırlatarak, “Ben bir madenciyim. Dünyanın en ağır ve en tehlikeli işlerinden birini onurla yaptım. Bu yüzden hiçbir şeyden çekinmem, her şeye yüreğim yeter” diyerek eleştirilere karşı duruşunu ortaya koydu.

Aslında bu sözler sadece bir savunma değildi. Aynı zamanda siyasetteki polemiklere karşı verilen bir karakter mesajıydı.

Çorum’un dikkat çeken bir diğer ifadesi ise şu oldu: Eğer söylenecek bir şey varsa, bunun yüz yüze yapılması gerektiğini söyledi. Hatta Ataç’ın konuşmayı yaptıktan sonra iftara bile kalmadan ilçeden ayrıldığını vurgulayarak, tartışmanın doğrudan yapılması gerektiğine işaret etti.

Fakat işin ilginç tarafı şu oldu: Çorum’un yanıt verdiği meclis toplantısında Ahmet Ataç yoktu.

Neden katılmadı, bilinmiyor.

Belki program yoğunluğu, belki başka bir neden…

Ancak siyasette bazı tartışmaların gerçek anlamda sonuçlanabilmesi için tarafların aynı ortamda bulunması gerekir. Mihalıççık’ta başlayan bu söz düellosu da şimdilik yarım kalmış gibi görünüyor.

Siyasette tartışmalar, kırılmalar ve hatta saf değişimleri her zaman olmuştur. Yerel siyasette ise bu tür polemikler çok daha hızlı büyüyebilir. Çünkü aktörler birbirini yakından tanır, geçmişleri ortaktır ve çoğu zaman meseleler kişisel ilişkilerle iç içe geçer.

Bugün Mihalıççık’ta konuşulan bu tartışmanın nasıl sonuçlanacağını şimdiden kestirmek zor. Ancak görünen o ki, bu sözler yerel siyasetin gündeminde bir süre daha konuşulacak.

Belki bir sonraki meclis toplantısında…

Belki de bir başka kürsüde…

Ama kesin olan bir şey var: Mihalıççık’ta açılan yalnızca bir ilçe başkanlığı binası değildi. Aynı zamanda yeni bir siyasi tartışmanın kapısı da aralanmış oldu.

Esen kalın.