Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan yönetim krizinin yansımaları her geçen gün daha da büyüyor. Türkiye gündeminde gözler bir yandan miting meydanlarında ve sokaklarda siyaset yapan Özgür Özel’e çevrilirken, diğer yandan parti genel merkezinde alınan kararlar teşkilatların kaderini belirlemeye devam ediyor.
Özgür Özel, Türkiye’nin dört bir yanında yürüyüşlerini ve ziyaretlerini sürdürürken, her salı günü de TBMM’de grup toplantısında kamuoyuna sesleniyor. Ancak CHP açısından salı günlerinin önemi yalnızca kürsüden verilen mesajlarla sınırlı değil. Asıl dikkat çeken gelişmeler, parti genel merkezinde alınan idari kararlar oluyor.
Kurultay sürecinin ardından başlayan tartışmalar, “mutlak butlan” kararının gölgesinde şekillenen yeni yönetim anlayışıyla birlikte teşkilatlarda ciddi kırılmalara yol açtı. Hukuki meşruiyeti kamuoyunda tartışılmaya devam eden MYK’nın attığı adımlar ise özellikle Eskişehir’de adeta siyasi deprem etkisi oluşturdu.
İlk hedef İl Başkanı Talat Yalaz oldu. Görevden alınmasıyla başlayan süreç, yalnızca bir yönetici değişikliği olarak kalmadı. Yalaz’ın kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilmesi, itirazlarının dikkate alınmaması ve sonunda parti üyeliğinin de sona erdirilmesi, verilen kararların ne kadar kesin ve geri dönüşsüz olduğunun göstergesi oldu.
Ardından İl Yönetim Kurulu ile İl Disiplin Kurulu tamamen feshedildi. Ancak dikkat çeken nokta şu; görevden almalar peş peşe gelirken, boşalan koltukların hâlâ doldurulamamış olması. Bir siyasi partinin en önemli teşkilatlarından biri haftalardır fiilen yönetimsiz durumda bulunuyor.
Üstelik süreç bununla da sınırlı kalmadı.
Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar ile Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım da görevlerinden alındı. Sadece başkanlar değil, yönetim kurulları da dağıtıldı. Böylece Eskişehir’in iki merkez ilçesi de teşkilatsız bırakılmış oldu.
Bu kararlara şaşırmak işten bile değil.
Kurultay sürecinde açık şekilde Özgür Özel’e destek veren isimlerin bugün görevden alınması, yaşanan siyasi hesaplaşmanın doğal sonucu olarak görülüyor. Kimin hangi safta durduğu zaten uzun süredir biliniyordu. Bugün yaşananlar, o tercihlerin faturası olarak okunuyor.
Ancak burada önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekiyor.
Ortaya çıkan tepkiler, kişilere duyulan bağlılıktan kaynaklanmıyor. Rahmi Çınar ya da Tevfik Yıldırım üzerinden bir sahiplenme refleksinden söz etmek mümkün değil.
Asıl rahatsızlık, yönteme yönelik.
Teşkilatların seçimle oluştuğu bir yapıda, peş peşe gelen görevden almalar ve yerlerine uzun süre atama yapılmaması, parti örgütlerinde ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Belirsizlik ise en çok sahadaki siyasetçiyi yoruyor.
Kurultay döneminde yaşanan ayrışmanın faturası bugün teşkilatlara kesiliyor. Dün verilen siyasi kararların bedeli bugün il ve ilçe örgütleri tarafından ödeniyor.
Şimdi gözler yeniden genel merkezde.
Çünkü bu boşluk sonsuza kadar devam edemez. Yeni atamalar mutlaka yapılacak. Ancak asıl soru, atanacak isimlerin örgütü birleştirecek isimler mi olacağı, yoksa yeni tartışmaların kapısını aralayacak tercihler mi yapılacağıdır.
CHP Eskişehir’de artık sıradan bir yönetim değişikliği yaşanmıyor. Yaşanan süreç, parti içi güç mücadelesinin teşkilatlara kadar uzanan açık bir tasfiye operasyonuna dönüşmüş durumda. Önümüzdeki günler yalnızca yeni isimlerin açıklanacağı günler olmayacak. Aynı zamanda CHP Eskişehir örgütünün hangi siyasi çizgide yoluna devam edeceğinin de netleşeceği bir döneme giriliyor.
Sessizlik uzun sürmeyecek.
Çünkü siyasette boş kalan makamlar kadar, boş bırakılan sorular da mutlaka bir gün cevap bulur.