AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada dikkat çeken bir ifadeye yer verdi.
Hatipoğlu, yıllardır sandıkta ortaya çıkan milli iradeyi küçümseyenlerin bugün demokrasi dersi vermeye kalktığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
"Yıllarca bu milletin iradesine 'koyun' diyerek hakaret ettiler. Sandıkta tecelli eden milli iradeyi küçümsediler, milleti aşağılamayı marifet sandılar."
Açıklamanın en çok bu kısmına takıldım.
Çünkü haksız sayılmaz.
Bu ülkede yıllardır AK Parti'ye oy veren milyonlarca insan için "koyun" benzetmesi yapıldı. Sadece farklı bir siyasi tercih yaptığı için insanlar küçümsendi, zekâları sorgulandı, iradeleri yok sayıldı.
Eleştirirsiniz...
İktidarı da eleştirirsiniz, muhalefeti de...
Ama seçmeni aşağılamaya başladığınız an da siyaseti değil, insanları hedef almış olursunuz.
Fakat burada başka bir gerçek daha var.
Bu eleştiriyi yaparken insanın biraz da kendi mahallesine bakması gerekiyor.
Çünkü mesele sadece AK Parti seçmeni değil.
Biz bunu yıllardır muhalefetin kendi içinde de gördük.
Hiç düşünmeden, sorgulamadan birileri "lider" ilan edildi.
Ne söylerse doğru kabul edildi.
Yanlışları konuşulmadı.
Konuşanlar ise susturuldu.
Geçmişte CHP'nin il kongresi ve ilçe delege seçimlerinde yaşananlar bunun en somut örneklerinden biriydi.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt'un parti içindeki ağırlığı tartışılmazdı.
Ancak o süreçte yaşanan birçok olay sorgulanmadan kabul edildi.
Yanlış olduğunu bile bile sessiz kalanlar oldu.
Kimse çıkıp "Durun, burada bir yanlış var." demedi.
Burada mesele Kazım Kurt değil.
O sadece bir örnek.
Çünkü aynı refleksi ülkenin her siyasi partisinde görmek mümkün.
Sağda da var.
Solda da var.
Bir de şu var...
"AK Parti linci" diye bir gerçek var.
Belki yıllar önce bana "Bir gün AK Parti seçmenine yapılan haksızlığı yazacaksın." deseler inanmazdım.
Ama defalarca şahit oldum.
Bir insan sadece "Ben AK Partiliyim." dediği an da söyledikleri dinlenmeden peşin hükümle yargılanabiliyor.
Oysa aynı insanlar farklılıkların kabul edilmesinden, özgürlükten ve demokrasiden söz ediyor.
İşte burada ciddi bir çelişki başlıyor.
Kimsenin siyasi görüşüne katılmak zorunda değiliz.
Ben de birçok düşünceye katılmıyorum.
Ama bu bana kimseye "koyun" deme hakkı vermez.
Çünkü insanların siyasi tercihleri yetiştikleri çevreyle, yaşadıkları hayatla, inandıkları değerlerle şekillenir.
Sonrası ise kişinin kendini ne kadar geliştirdiğiyle ilgilidir.
İşin ironik tarafı ise şu...
Bu ülkede herkes karşı tarafın "koyun" olduğundan emin.
Ama kimse dönüp kendi sürüsüne bakmıyor.
Belki de asıl mesele koyun olmak değildir.
Asıl mesele kimin çobanını sorgulayabildiğidir.