Bugün öyle havadan sudan bir yazı yazmak istedim.

Kuşlardan, böceklerden, ağaçlardan, gökyüzünden bahsetmek istedim.

Çünkü sürekli aynı gündem…

CHP ve YENİ parti çekişmeleri, ekonomik krizin geldiği nokta, AK Parti’de gizliden gizliye yaşanan hesaplaşmalar, tartışmalar, kavgalar…

Bir bakıyorsun siyaset, bir bakıyorsun ekonomi, bir bakıyorsun yeni bir kriz…

Sabah gözümüzü açıyoruz gündem.

Telefonu elimize alıyoruz gündem.

Televizyonu açıyoruz gündem.

Kahve içiyoruz gündem.

İnsan bazen “Yeter artık!” demek istiyor.

Yorulduk artık abicim.

Hem de öyle böyle değil.

Her şeyden yorulduk.

Bugün biraz bunlardan uzaklaşacağım.

Kimseye laf sokmadan, kimseye sataşmadan, kimseye bulaşmadan…

Bugün kuşları anlatacağım.

Mesela sabahları pencerenin önüne konan serçeyi…

Onun umurunda değil CHP’de kim kiminle kavga ediyor.

Döviz ne olmuş, enflasyon kaç olmuş, hangi siyasetçi ne demiş…

Onun derdi başka.

Bir parça ekmek bulmak, su içmek, kanat çırpmak, yuvasına dönmek…

Belki de hayatı bizden daha doğru yaşıyorlar.

Bugün hayata A Haber gibi bakacağım.

Her şey güllük gülistanlık!

Ekonomi şahane.

Memleketin dört bir yanında huzur, mutluluk, bereket…

Kuşlar cıvıl cıvıl.

Böcekler görev başında.

Ağaçlar yemyeşil.

Gökyüzü masmavi.

Ne güzel değil mi?

Bir günlüğüne de olsa böyle bakmak istiyorum hayata.

Olmaz mı?

İnsan sürekli kötü haberlere maruz kalınca, iyi olanı görmeyi de unutuyor.

Oysa hayat sadece televizyon ekranlarından, sosyal medya tartışmalarından ve siyasi polemiklerden ibaret değil.

Bir ağacın dalında açan küçücük bir çiçek de var.

Sabah güneşinin yüzümüze vurması da var.

Sokakta koşturan bir çocuğun kahkahası da…

Bir kedinin güneşin altında miskin miskin yatması da…

Ve evet, bir serçenin kanat çırparak gökyüzüne yükselmesi de var.

Belki de biraz bunlara bakmak gerekiyor.

Çünkü memleketin bütün meselelerini bugün biz çözemeyiz.

Dünyanın bütün derdini sırtımıza yüklenemeyiz.

Her tartışmaya dahil olmak, her kavgaya taraf olmak, her kötü haberi zihnimize doldurmak zorunda değiliz.

Bazen insanın kendisine de izin vermesi gerekiyor.

“Bugün hiçbir şey düşünmeyeceğim” demeye…

“Bugün biraz güleceğim” demeye…

“Bugün canımı sıkmayacağım” demeye…

Hayat zaten yeterince ağır.

Bari arada bir hafifleyelim.

Bari bir kuşun peşinden gözümüzü gökyüzüne çevirelim.

Bari bir böceğin küçücük dünyasına bakıp şaşıralım.

Bari güneşin doğuşunu, akşamın serinliğini, çayın sıcaklığını fark edelim.

Bugün kimseyle kavga etmeyeceğim.

Kimseyi eleştirmeyeceğim.

Kimseye laf yetiştirmeyeceğim.

Bugün sadece kuşları anlatacağım.

Belki yarın yine memleket meselelerine döneriz.

Yine ekonomiyi konuşuruz.

Yine siyasete gireriz.

Yine birbirimize kızarız, birbirimizi eleştiririz.

Ama bugün değil.

Bugün biraz nefes alalım.

Bugün biraz gülelim.

Çünkü yeter be!

Gülmek benim de hakkım.

Gülmek hepimizin hakkı.

Hem ne demişler;

Bazen hiçbir şeyi değiştiremezsin ama güzel bir güne uyanabilirsin.

Ben bugün o güzel güne bakacağım.

Kuşlara bakacağım.

Gökyüzüne bakacağım.

Ve mümkünse…

Bugün hiçbir şeyi fazla ciddiye almayacağım.