YENİ Parti’de kongre süreci devam ediyor.

Odunpazarı İlçe Kongresi ön seçimi Pazar günü gerçekleşecek.

Benim bu kongre sürecinden anladığım şu…

Demokratikleşme adı altında, demokratiksizleşmenin en güzel örneklerinden birini yaşıyoruz.

Üye bazlı seçim yapılacağı söylendi.

Bu konudaki endişelerimi daha önceki yazılarımda da dile getirmiştim.

Ancak bugün gelinen noktada, endişelerimin nedenlerini çok daha net görebiliyorum.

Çünkü güç savaşları artık her yerde kendisini hissettiriyor.

Adaylar yarışmıyor.

Güç odakları yarışıyor.

Odunpazarı İlçe Kongresi'ne baktığımda da hangi adayın kazanacağının aslında çok fazla önemi olmadığını düşünüyorum.

Çünkü burada mesele yalnızca bir ilçe başkanının seçilmesi değil.

Mesele kimlerin güç kazanacağı, kimlerin kaybedeceği ve parti içerisindeki dengelerin nasıl şekilleneceği.

Benim düşüncem bu kongrenin ve ön seçimin “şu an için” parti açısından gerekli ve anlamlı olmadığı yönünde.

Böyle ortamı gerecek türden bir kongrenin zamanı mıydı bilmiyorum.

Zaten bölünen bir CHP var.

Gereksiz yere bir güç savaşı yaşandı.

Mevcut başkanlar zaten görevden alındı.

Bedel ödedi.

Birde üstüne bu gerginlik ile karşı karşıya gelindi.

Mevcut başkanların yanlışları çok olabilir.

Eksikleri olabilir.

Eleştirilecek yönleri de vardır.

Ama bunun tartışılacağı zamanın bugün olmadığı kanaatindeyim.

Çünkü ortada yeni kurulmuş bir siyasi parti var.

Ben kurucu il ve ilçe başkanlarıyla yola devam edilmesi gerektiğine inananlardanım.

Yeni kurulmuş bir siyasi hareketin daha ilk dönemlerinde, kendi içerisinde bu kadar sert güç mücadeleleri yaşaması bana göre partiye güç kazandırmaz.

Tam tersine partinin enerjisini dışarıya değil, kendi içine harcamasına neden olur.

Bu kongre iki ya da üç yıl sonra yapılmış olsaydı, elbette şartlar farklı değerlendirilebilirdi.

Ama bugün için parti üyelerini birbirleriyle karşı karşıya getirmenin, kırgınlıklar oluşturmanın ve insanları taraf olmaya zorlamanın gerekli olduğunu düşünmüyorum.

Çünkü bugün ihtiyaç duyulan şey ayrışmak değil, birleşmektir.

İnsanları saflaştırmak değil, aynı safta tutabilmektir.

Genel Merkez'in görevi de tam olarak burada başlıyor.

Benim gördüğüm kadarıyla Genel Merkez, birleştirici olmak yerine ayrıştırıcı bir yönteme başvurdu.

Eğer insanlar kongre sonunda birbirine küsmüşse...

Eğer parti üyeleri kamplara ayrılmışsa...

Eğer yıllardır emek veren insanlar kendisini dışlanmış hissediyorsa...

Biz gerçekten demokratikleşiyor muyuz yoksa demokrasiyi sadece sandığa mı indiriyoruz?

Çünkü benim gördüğüm tablo net.

Adaylar yarışıyor gibi görünse de aslında güç odakları yarışıyor.

Bir siyasi partiyi büyüten, kongreyi kimin kazandığı değildir.
Kongreden sonra kaç kişinin aynı hedef için birlikte yürüyebildiğidir.

Bugün birileri kazanabilir.

Birileri kaybedebilir.

Ama asıl kaybeden, parti içerisindeki güven ve kardeşlik duygusu olursa, bunun bedelini hep birlikte öderiz.

YENİ Parti daha yolun başında.

Önünde uzun bir yol var.

Bu yolun daha ilk virajında birbirimizi tüketirsek, yarın başkalarına anlatacak bir hikâyemiz kalmaz.

Kongreler insanları birbirinden ayırmak için değil, aynı hedefe daha güçlü yürümek için yapılır.
Eğer kongrenin sonunda kazanan bir aday, kaybeden bir parti varsa, orada kimse gerçekten kazanmış sayılmaz.