Geçtiğimiz günlerde, “Ağlamak kolay da önce ne yaptığınızı anlatın Sayın Kurt!” başlıklı bir yazı kaleme aldım.

Gece saatlerinde yazıma bir yorum geldi.

Yorumu yapan isim Odunpazarı Belediyesi Basın Müdürü İsmail Genç...

Kendisi yorumunda aynen şöyle demiş:

“Sen bir gazeteci olarak, o pohpohladığın arkadaş da ilçe başkanı olarak dünkü meclisi takip etseydiniz bugün manşet attığınız soruların cevabını öğrenirdiniz. AKP’li meclis üyeleri sordu, Kazım Kurt da yanıtladı dün. Daha kendi başkanı olduğu meclis grubunun ne sorduğunu bilmiyor.”

Öncelikle herkesin düşüncesine saygımız var.

Elbette eleştiri de yapılabilir, fikir de paylaşılabilir.

Ancak her şeyin bir adabı, bir usulü, hele hele kamu görevinde bulunanlar için bir sorumluluğu vardır.

Bir belediyenin basın müdürüyseniz, öncelikle kurumsal kimliğinizi hatırlayacaksınız.

Bir haberde yanlışlık olduğunu düşünüyorsanız tekzip gönderirsiniz.

Bir gazetecinin sorusuna itirazınız varsa arar, nazikçe anlatırsınız.

Kamuoyunu bilgilendirmek istiyorsanız açıklama yaparsınız.

Ama gazetecinin yazısının altına gelip hesap sorar gibi konuşamazsınız.

Üstelik bunu yaparken gazetecilik faaliyetini küçümseyemez, bir başka siyasi partinin temsilcisine yönelik eleştiriyi de “pohpohlama” diye yaftalayamazsınız.

Sayın Genç, siz belediyenin basın müdürüsünüz.

Belediye başkanının özel sözcüsü, siyasi savunma mekanizması ya da eleştirilere karşı kurulmuş bir kalkan değilsiniz.

Göreviniz, belediyenin faaliyetlerini kamuoyuna eşit, doğru ve tarafsız biçimde aktarmaktır.

Bunu bir kenara not edin!

Şimdi gelelim meselenin başka bir boyutuna...

AKP denildiğinde kendisini bir anda devrimci, sosyalist, solcu zanneden ama siyasetin temel dinamikleri hakkında iki kelimeyi bir araya getiremeyen bir anlayış var.

Sürekli AKP diyerek siyaset üretmek kolay.

Zor olan, kendi belediyenizin icraatlarını, eksikliklerini ve kamuoyunun merak ettiği soruları açıklayabilmek.

Bir de işin basın tarafı var.

Belediyenin bütün iletişim imkânları belli yayın organlarına seferber edilirken diğer basın kuruluşlarına aynı yaklaşım gösteriliyor mu?

Röportajlar, özel açıklamalar, bilgilendirmeler... Neden bazı yayın organları sürekli öncelikli, bazıları ise adeta yok sayılıyor?

Basın müdürlüğü, belediyenin yalnızca belli yayın organlarıyla iletişim kurduğu bir makam değildir. Kamu kaynaklarıyla yürütülen iletişim faaliyetlerinde ayrımcılık yapılmaması gerekir.

Bir de haber istediğiniz etkiyi yaratmadığında devreye giren başka yöntemler var.

O zaman birilerine sitem etmek, destek istemek, gazetecileri hedef göstermek mi gerekiyor?

Gazetecilik, belediyenin istediği manşeti atmak değildir.

Gelelim işin başka bir tarafına…

He ben bu yazıyı yazdığım için İsmail Genç’e hiçbir uyarıda bulunulmayacak.

Sen basın müdürüsün, haddine mi gazetecilere ayar vermek diye fırça da yemeyecek.

Muhtemelen sırtı sıvazlanacak.

Hatta sayemde başkan yardımcılığı görevine de getirilebilir.

Çünkü Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt bünyesinde böyle enteresan işlerle anılmayı seven kişileri barındırmayı seviyor.

İsmail Kumru örneğinde olduğu gibi…

Aldığı şikâyetler belediye duvarlarını aşmıştır.

Ancak kadın hakları denilince en önde pankart açar.

Ama hiçbir şey olmaz.

Korunur, kollanır.

Neyse işin özeti…

“Sayın Genç, basın müdürlüğünü gazetecilere ayar verme makamı sanmışsınız, keşke önce basının ne olduğunu öğrenseydiniz!”