Siyaset kabak tadı vermeye başlayınca ben de kabak yazmaya karar verdim!
Dün Simge ve Ufuk'la pazarı biraz dolaşalım dedik.
Tabii benim pazar haberi yapmaktan pek hoşlanmadığımı bilen bilir.
Hatta Ufuk bir ara benimle dalga geçti.
"Özge, şu an burada benim ne işim var diyorsun değil mi?" dedi.
Vallahi düşündüm!
Derken bal kabağı satan bir esnafın önünde durduk.
Mehmet Özkan...
Geçtiğimiz günlerde Kızılinler kabağının coğrafi işaret tescili alması gündeme gelmişti. Biz de bu tescilin esnafa ve satışlara etkisi oldu mu diye soralım dedik.
Ama karşımıza Yörükkırka kabağı çıktı.
Mehmet Özkan, Yörükkırka kabağının da yaklaşık üç yıllık bir geçmişi olduğunu, kendilerinin de tescil için girişimde bulunacağını söyledi.
Tamam, dedik.
Bir de diğer tarafa bakalım.
Yol üzerinde Okan Çiftçi'ye rastladık.
Baktık ki o da Kızılinler kabağı satıyor.
"Dur, esnaf arkadaşın da görüşünü alayım" dedim.
Amacımız belli…
Yörükkırka kabağıyla Kızılinler kabağını karşılaştırmak!
Tabii çevremdekiler hemen uyardı:
"Özge, kabaktan bari kaos çıkarma!"
Çok güldüm.
Ama işin şakası bir yana, onlar kabakları yorumlarken benim aklıma Adile Naşit ve Münir Özkul'un başrollerini paylaştığı Neşeli Günler filmi geldi.
Hani o meşhur turşu tartışması vardı ya...
Turşunun iyisi sirkeden mi yapılır, limondan mı?
Bizde de benzer bir tartışma var galiba.
Kabağın iyisi Kızılinler'de mi yetişir, Yörükkırka'da mı?
İşin ilginç tarafı ise şu:
İki köy birbirine komşu.
Üretim benzer, emek benzer, topraklar birbirine yakın.
Ancak birinin kabağı coğrafi işaretle tescillenmiş, diğerinin ise henüz böyle bir tescili yok.
Şimdi burada kimse yanlış anlamasın.
Kızılinler kabağının tescil alması elbette sevindirici.
Bir yerel ürünün değer kazanması, tanınması ve korunması hepimiz için önemli.
Ama insan sormadan da edemiyor:
Yörükkırka kabağının suçu ne?
Neden o da aynı ölçüde gündeme gelmesin?
Neden onun üreticisinin emeği de tanınmasın?
Neden Yörükkırka kabağı için de bir tescil süreci başlatılmasın?
Ben her zamanki gibi emeğin, ezilenin ve biraz da sesi daha az duyulanın yanındayım.
Kimsenin kabağını diğerinden üstün ilan edecek değilim.
Zaten mesele de hangi kabağın daha iyi olduğu değil.
Mesele, yıllardır üretim yapan insanların emeklerinin karşılık bulması.
Belki de yetkililerin bu iki köyün üretimini birlikte değerlendirmesi, Yörükkırka kabağının özelliklerini araştırması ve üreticilere tescil sürecinde yol göstermesi gerekiyor.
Çünkü bir köyün değer kazanması, diğer köyün değer kaybetmesi anlamına gelmemeli.
Neşeli Günler'de turşunun limonlusu mu sirkeli mi tartışması yıllarca unutulmadı. Bakalım bizim kabak meselesi nereye varacak?
Ama ben şimdiden söyleyeyim:
Kızılinler kabağı tescil aldı diye Yörükkırka kabağı kabak sayılmaktan çıkmadı ya!
Birinin kabağı tescilli, diğerininki tescil bekliyor.
O halde soruyu bir kez daha soralım…
Yörükkırka kabağının suçu ne?
Yoksa onun da kendisini anlatması için önce kabak tadı vermesi mi gerekiyor?