Bizim, sizin yani bu şehrin gazetesi Şehir Gazetesi’nin haberlerini takip ediyorsunuz değil mi?
Birkaç gün önce arkadaşlarım vatandaşlara mikrofon uzattı ve sordu:
Eskişehir milletvekillerini tanıyor musunuz?
Maalesef verilen cevaplar pek iç açıcı değildi.
Peki, acaba Eskişehir'in milletvekilleri nerede?
Bir sokak röportajı bazen uzun siyasi analizlerden daha fazla şey anlatabilir. Biraz öyle de oldu.
Çünkü siyasetin gerçek karşılığı yalnızca Meclis kürsüsünde yapılan konuşmalarda, parti toplantılarında veya sosyal medya paylaşımlarında değil, vatandaşın gündelik hayatında da aranmalıdır.
Halk buluşmalarında vatandaş size geliyor bu da güzel ama vekile daha elzem olanı biraz da vatandaşa gitmek..
Adeta periyoda dönen aynı evler aynı şehit aileleri aynı adreslerden bahsetmiyorum.
Umarım soruyu ve aldığımız cevapları anladınız?
Vatandaşların önemli bir bölümü, kendilerini Ankara'da temsil eden milletvekillerinin isimlerini hatırlamakta zorlanıyor.
İsimleri bilenlerin cevaplarında ise İbrahim Arslan, Utku Çakırözer, Nebi Hatipoğlu ve Jale Nur Süllü öne çıkıyor.
Ancak röportajda isimlerin hatırlanmamasından daha dikkat çekici bir başka konu var.
Bazı vatandaşlar, milletvekillerini yalnızca seçim dönemlerinde gördüklerini, seçim bittikten sonra ise kendilerine ulaşamadıklarını söylüyorlar.
Elbette bu röportaj bilimsel bir kamuoyu araştırması değil. Katılımcıların cevaplarından bütün Eskişehir'in kanaatini çıkarmak doğru olmaz. Fakat ortaya çıkan tablo, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir soruyu gündeme getiriyor:
Eskişehir’i Ankara'da temsil eden milletvekilleri, Eskişehirliyle ne kadar güçlü bir bağ kurabiliyor?
Seçim döneminde kapısı çalınan, eli sıkılan, talebi dinlenen vatandaşın seçim sonrasında da aynı ilgiyi görmesi gerekir.
Milletvekillerinin Ankara'da Meclis çalışmaları, komisyon görevleri ve parti faaliyetleri var. Her talebin karşılanması, her sorunun çözülmesi de mümkün değil ve vatandaşın dinlenmesi, talebinin takip edilmesi ve sonuç hakkında bilgilendirilmesi temsil görevinin en temel gereği.
Asıl üzerinde durulması gereken konu ise Eskişehir'in yıllardır çözüm bekleyen meseleleri.
2023 genel seçimlerinin üzerinden üç yılı aşkın zaman geçti.
Bu süre içerisinde Eskişehir'in öncelikli sorunlarının ne kadarının çözüldüğüne bakmak gerekiyor.
Baktık ne gördük ?(!)
Mesela; Eskişehir'in kronik sorunu çevre yolu.
Yıllardır gündeme getirilen, farklı dönemlerde yapılacağı açıklanan çevre yolu konusunda hâlâ kesinleşmiş bir yapım takvimi ve tamamlanmış bir ihale bulunmuyor.
Mesela eski Devlet Hastanesi arazisi...
Hastanenin yıkılmasının ardından bu alana yeni bir devlet hastanesi yapılacağı açıklandı. Ancak bugün geldiğimiz noktada hâlâ vatandaşın karşısına konulmuş net bir yapım takvimi bulunmuyor.
Varsa da vatandaş bilmiyor..
Bir diğer önemli konu ESOGÜ Tıp Fakültesi Hastanesi.
Üniversite yönetimi yeni bina hazırlıklarından söz ediyor. Ancak somut yatırım ve yapım sürecinin ne zaman başlayacağı henüz belli değil.
Hasan Polatkan Havalimanı'ndan tarifeli uçuşların başlatılması da benzer bir beklenti.
Havacılık alanında önemli bir geçmişe sahip, üniversitesiyle ve sanayisiyle gelişmiş bir şehir olan Eskişehir'in tarifeli uçuşlardan yeterince yararlanamaması kabul edilmesi kolay bir durum değil.
Yıllardır dile getirilen İstanbul ve diğer merkezlere uçuş beklentisi hâlâ karşılanabilmiş değil.
Farklı sorunlarla konuyu uzatmayalım. Zira Eskişehir'in beklentileri ile gerçekleşenler arasındaki mesafe fazla fazla uzun.
Bence burada sorun yalnızca Ankara'da değil, temsil anlayışında
Burada bütün sorumluluğu tek bir milletvekiline veya siyasi partiye yüklemek doğru olmaz. İktidar ve muhalefet milletvekillerinin yetkileri, imkânları ve sorumlulukları aynı değil.
İktidar milletvekillerinin merkezi yönetimle ilişkileri ve yatırım kararlarının takibi konusunda daha fazla imkâna sahip olduğu açık. Muhalefet milletvekillerinin ise denetim, soru önergeleri, Meclis gündemi oluşturma ve kamuoyu baskısı yaratma gibi önemli görevleri var.
Eskişehirli artık kimin hangi açıklamayı yaptığından çok, hangi sorunun çözümüne katkı sağladığına bakıyor.
Mesele, milletvekillerinin sosyal medyada ne kadar takip edildiği veya basında ne kadar yer aldığı da değil; seçmenle nasıl bir ilişki kurduğu ve şehre ne kazandırdığı.
Seçmen artık söz değil, sonuç istiyor
Ama önce vekilini görmek tanımak istiyor.
Eskişehir'in milletvekillerinden beklentisi siyasi kimliklerinin ötesinde, şehrin ortak meselelerinde birlikte hareket edebilmeleri.
Vatandaşın milletvekilinin adını hatırlamaması belki tek başına çok şey ifade etmeyebilir. Fakat aynı vatandaşın seçimden sonra kendisine ulaşamadığını söylemesi ve şehrin temel sorunlarının yıllardır çözülememesi birlikte değerlendirildiğinde, ortaya ciddi bir temsil sorunu çıkıyor.
Milletvekilliği bir unvan değil, sorumluluktur. Bu sorumluluk seçimden seçime değil, her gün yerine getirilmeli.
Çünkü milletvekilleri Ankara'da görev yapar ama siyasi varlıklarının sebebi Eskişehir'dir. Seçmen onları yalnızca seçim günü değil, ihtiyaç duyduğu her gün yanında görmek ister.
Ve unutulmamalı ki bir sonraki seçimde seçmen yalnızca kimin adını bildiğini değil, kimin kendisi ve şehri için ne yaptığını hatırlayacak.
Eskişehir'in milletvekilleri tanınmak istiyorsa, önce seçmeninin hayatında ve şehrin sorunlarının çözümünde iz bırakmalı.
Biz değil efendim sandıkta oy kullanan seçmenin ifadesi bu…