Geride kalan iki yıla, minnetle ve dimdik…
Bazı hikâyeler vardır; okunup geçilmez, yaşanır. Bazı yollar vardır; yalnızca yürünmez, iz bırakılır. Bazı insanlar vardır; hayatınıza yalnızca eşlik etmez, yolculuğunuzun anlamına dönüşür.
Ve bazı şehirler vardır ki onların hikâyesini yazmak, yalnızca kalem tutmayı değil; vicdan taşımayı, cesaret göstermeyi ve dimdik durmayı gerektirir.
Bir şehrin hikâyesi olmak, o şehrin sesine ses, derdine dert, sevincine ortak olabilmektir.
Üstelik bunu yaparken kendi hikâyenizi de temiz tutabilmektir. Kalabalıkların arasında yönünüzü kaybetmeden, rüzgârın estiği tarafa göre eğilmeden, inandığınız doğruların arkasında durabilmektir.
Çünkü mesele yalnızca bir hikâye yazmak değildir. Mesele, yazdığınız hikâyenin içinde başınız dik, alnınız açık, vicdanınız huzurlu bir kahraman olarak kalabilmektir.
Hayatın tek düze gitmemesi de bundandır belki. Her gün yeni bir sınav, her haber yeni bir sorumluluk, her satır yeni bir imtihandır. Bazen bir cümlenin ağırlığını taşırsınız, bazen bir suskunluğun anlamını çözmeye çalışırsınız. Bazen anlatmak istediklerinizle anlatabildikleriniz arasında uzun yollar vardır.
Ama bütün bu yolların sonunda insanın kendisine soracağı tek bir soru kalır:
Ben, bu hikâyenin neresinde durdum?
Doğrunun yanında mı, kolay olanın tarafında mı? Vicdanımın sesini mi dinledim, yoksa şartların rüzgârına mı kapıldım?
İşte benim için geride kalan iki yılın anlamını biraz da buraya sakladım.
ŞEHİR Gazetesi çatısı altında geçen bu iki yıl; yalnızca bir mesleki yolculuk değil, aynı zamanda insanı, hayatı, şehri ve kendimi yeniden tanıdığım bir dönem oldu. Her satırında emeğin, her gününde mücadelenin, her anında ayrı bir hatıranın bulunduğu bir yolculuk…
Bu yolculukta şehrin hikâyesini kaleme alırken, kendi hikâyemin de bir parçasını yazdım. Sevinçlerimle, mücadelelerimle, öğrendiklerimle ve geride bıraktığım izlerle…
Elbette her yolun kendine özgü zorlukları var. Her hikâye kusursuz değil. Fakat insanın asıl kıymeti, bütün yaşananlara rağmen duruşunu koruyabilmesinde.
Yürüdüğü yola saygısını, taşıdığı kaleme sorumluluğunu, kurduğu cümlelere vicdanını katabilmesinde.
Benim için temiz bir hikâye yazmak, yalnızca güzel cümleler kurmak değil; geriye dönüp baktığımda kendimden utanmayacağım bir yol yürümek.
Ve bugün geride kalan iki yıla baktığımda, hafızamda biriken onca anının yanında, içimde minnet duygusu taşıyorum.
Çünkü bazı yolculuklar, yalnızca varılan yerle değil, o yolda size eşlik eden insanlarla anlam kazanır.
Teşekkürler Murat Keskin…
Bir şehrin hikâyesini yazma yolculuğunda bana yer açtığınız, emeğimi ve kalemimi bu hikâyenin bir parçası hâline getirdiğiniz için…
İnsan, hayatının her döneminde kendisine yeni kapılar açan insanlarla karşılaşmaz. Karşılaştığında ise bunu sıradan bir tesadüf olarak görmemek gerekir. Çünkü bazen bir fırsat, yalnızca bir başlangıç değildir; yıllar sonra bile minnetle hatırlanacak bir dönemin ilk satırıdır.
ŞEHİR Gazetesi benim için böyle bir yolculuğun adı oldu.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, iki yılın takvim yapraklarından ibaret olmadığını biliyorum. Bu iki yılın içinde emek var, mücadele var, hatıralar var. En önemlisi, dimdik yürümeye duyulan inanç var.
Ve biliyorum ki bir şehrin hikâyesini kaleme almak, o şehirde yaşananları anlatmaktan çok daha fazlası.
O şehrin hafızasında bir iz bırakmak, söylenen sözlerin ve yazılan satırların sorumluluğunu taşımak.
Günün sonunda geriye ne makamlar kalır ne unvanlar ne de gelip geçici alkışlar…
Geriye, nasıl bir insan olduğunuz; hangi izleri bıraktığınız ve adınız anıldığında insanların yüreğinde nasıl bir duygu uyandırdığınız kalır.
Benim dileğim, yazdığım her hikâyenin ardında temiz bir iz, yürüdüğüm her yolun sonunda dimdik bir duruş ve geride bıraktığım her dönemin içinde minnetle anacağım insanlar olması.
Çünkü bazı hikâyeler bitmez. Yalnızca yeni bir sayfaya geçer.
Ve insan, kendi hikâyesini vicdanıyla yazabildiyse, başı dik yürümeye devam edebilir.
Bir şehrin hikâyesi olmak da güzel o hikayeyi kaleme almak da.
Ne güzel bir sorumluluk, ne büyük bir emanet…
ŞEHİR Gazetesi’ne, geride kalan iki yıla ve bu yolculukta emeği bulunan herkese gönülden teşekkürler.
İyi ki bu hikâyenin bir parçası oldum.
Teşekkürler Murat Keskin.
Ve teşekkürler kıymetli yol arkadaşlarım.
Bazı teşekkürler bir cümleye sığar; ama taşıdığı anlam, yıllar boyunca insanın yüreğinde yaşamaya devam eder.
Bir ömür…