Haftayı yine tatsız bitiriyoruz iyi mi…

Külliye çarpacak hepimizi az kaldı.

Ama yine bambaşka tarafına çekeyim mi konuyu izninizle,

Eskişehir’in tarihi ve kültürel mirası açısından önemli bir yere sahip olan Kurşunlu Külliyesi üzerinden yaşanan tartışma, aslında çok daha temel bir sorunu yeniden gündeme getirdi.

Kamu kurumları birbirleriyle neden uzlaşamıyor kimse anlamadı.

Sanki kendi aralarındaki ihtilaf yerleşmiş bir düzen.

Bizim kimyamız problemli olmak dercesine hep bir kaos içerisindeler.

Neden ortak bir çözüm üretmek yerine karşı karşıya geliyorlar?

Bir tarafta Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğer tarafta Odunpazarı Belediyesi… Her ikisi de kamu adına görev yapan kurumlar. Ancak Kurşunlu Külliyesi’nin kullanımı ve yönetimi konusunda yaşanan anlaşmazlık, hukuki bir mesele olmanın ötesine geçerek şehrin kültürel geleceğini ilgilendiren bir tartışmaya dönüşmüş durumda.

Bir taraftan da yine yeniden Gürhan Albayrak açıklama yapıyor ve Esnaf Odaları Birliği Başkanı Adnan Karamanlı olaya el koyuyor.

Üstelik söz konusu olan sıradan bir bina değil. Kurşunlu Külliyesi, Eskişehir’in tarihi kimliğinin önemli parçalarından biri. Yıllar içerisinde burada oluşturulan müzeler, sanat atölyeleri ve kültürel etkinlikler, külliyeyi yalnızca turistlerin ziyaret ettiği tarihî bir yapı olmaktan çıkararak yaşayan bir kültür merkezine dönüştürdü.

Şimdi bütün bu birikimin geleceği tartışılıyor.

Elbette Vakıflar Genel Müdürlüğünün hukuki hakları ve tarihî eserlerin korunmasına ilişkin sorumlulukları var. Odunpazarı Belediyesinin de yıllar içerisinde oluşturduğu kültürel faaliyetleri ve hizmetleri sürdürme yönündeki beklentisi bulunuyor. Ancak bu iki yaklaşımın birbirini dışlaması gerekmiyor.

Asıl sorgulanması gereken de tam olarak bu.

Kamu kurumları arasındaki anlaşmazlıkların çözüm yeri siyasi polemikler veya karşılıklı açıklamalar değil, uzlaşma ve müzakere masası olmalıdır. Bir kurumun kazanması diğerinin kaybetmesi anlamına gelmemeli. Hele ki söz konusu olan Eskişehir’in ortak kültürel mirasıysa…

Tahliye sürecinin şimdilik durdurulmuş olması, taraflara bir sulh sağlandı gibi ama bu fırsat, karşılıklı restleşmeleri sürdürmek için değil, kalıcı bir çözüm üretmek için değerlendirilmelidir.

Kazım Kurt’un da bu süreçte siyasi tartışmaların ötesine geçerek Eskişehir’in kültürel kazanımlarını koruyacak bir uzlaşma arayışına öncelik vermesi önemli. Aynı şekilde Vakıflar Genel Müdürlüğünün de şehrin beklentilerini ve külliyede yıllar içerisinde oluşturulan kültürel birikimi dikkate alması gerekiyor.

Unutulmamalı ki kamu kurumları birbirleriyle rekabet etmek için değil, vatandaşa hizmet etmek için vardır.

Kurşunlu Külliyesi’nde mesele kimin kazandığı değil, Eskişehir’in ne kazandığı olmalıdır. Çünkü tarihi eserler kurumların değil, gelecek kuşakların emanetidir.

Biri de çıkıp bu meseleye bu açıdan bakmalı…