2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na göre bir siyasi partinin il başkanı, partisinin o ildeki en üst düzey temsilcisi ve yürütme organının başıdır.
Teşkilat yönetimi ve koordinasyondan mali ve idari işlere kadar pek çok konu il başkanının görev ve sorumluluğu altındadır.
İl başkanına ait bu yetki alanı, kimi zaman partisinin milletvekilleri ya da başka merciler tarafından ihlal edilmeye çalışılabilir.
Böylesi bir durumu hoş karşılamak ise ‘uyumluluk şemsiyesi’ altına gizlenemeyecek kadar hassas bir konudur.
Sonuçta sadece siyasi partiler kanunu tarafından yüklenmiş bir sorumluluktan bahsetmiyoruz. Bir il başkanı partisinin tüzük ve yönetmelikleri açısından da yetki alanına sahip çıkması gerekir.
Bu yapılmazsa ne olur?
Siz kendi sınırlarınızı çizemediğiniz için gelir birileri sizin sınırlarınızı çizmeye kalkar.
Teşkilatta, bürokraside, sahada…
Hemen her alanda ağırlığınız azalmaya başlar.
Hatta sadece bununla kalmaz; başka partilerin yetkilileri gelir, size had bildirmeye kalkarlar.
Şimdilerde bunun en bariz örneğini AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ta görüyoruz.
Aslında temposu gayet güzel, çalışıyor, koşturuyor. Zamanının önemli bir kısmını partisine adıyor.
“Ama bal yapmayan arıdan da bir farkı yok.”
Çünkü pek çok zaman kendi asli görevine odaklanmak yerine takım arkadaşlarının yapması gereken işi kendisi üstleniyor. Herhalde bundan ötürü alkış alacağını sanıyor.
Ama şunu unutuyor: AK Parti siyasi tarihimizin en kurumsal partisidir ve tanımlı kurallar, süreçler ile sistemlerin hiyerarşik bir düzende işlediği bir yönetim biçimine sahiptir.
Böylesi kurumsal bir partide “iş başvurusu mülakatında ne iş olsa yaparım diyen kişiler” gibi hareket etme şansınız yoktur.
Meselenin özü de zaten budur; her işi yapmak yerine sorumlusu olduğunuz işi en mükemmel şekilde yapmak.
Ne var ki Albayrak’ın siyaset tarzı hiçbir zaman bu derece rafine olmadı, olamadı.
Ve her işi ben yaparım derken kendi yetki alanını koruyamadı.
Bugün resmi kurumlar ve mülki idare nezdinde yaşadığı sorunlar da tam olarak bundan kaynaklanıyor.
Bakmayın; aslında öylesine zekidir ki kendisinin de söylediklerimin farkında olduğuna yüzde yüz eminim.
Ama buna rağmen durumdan rahatsız olmuyor, “temsil konusundaki hatalarımı gidereyim ya da yumruğumu artık masaya vurayım” demiyor.
“Ne de olsa ufukta seçim var, o zamana kadar herkesi ve her şeyi idare edeyim” diye düşünüyor olsa gerek.
Nitekim; “müsabakanın son dakikalarında skor avantajı olup da oyun süresinin dolması için gayret eden oyuncular” gibi hareket etmesinin başka bir açıklaması da olamaz sanırım.

DÜZELTME
Cuma günü yayınlanan ‘Kime Niyet, Kime Kısmet’ başlıklı köşe yazımda, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulamaya sokulan dijital su yükleme hizmetinin önemine vurgu yapmış ve bu önemli projeyi hayata geçiren Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile ESKİ Genel Müdür Vekili Niyazi Solak’ı kutladığımı belirtmiştim.
Bununla birlikte söz konusu projenin Ünlüce’nin seçim öncesindeki lansman projeleri arasında yer almadığını ve 2024 yerel seçimlerinde AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan Nebi Hatipoğlu’nun "Vatandaşları sumatik kuyruklarından kurtaracağız, online su yükleme getireceğiz" vaadiyle projenin önünü açan isim olduğunu belirterek Hatipoğlu’nun hakkını da teslim etmemiz gerektiğini ifade etmiştim.
Yazımın ardından Sayın Ünlüce telefon açtı. Uygulamanın kendisinin de lansman projeleri arasında yer aldığını belirterek Hatipoğlu’nun seçim sürecinde uygulamayı daha fazla vurguladığı için kamuoyunda bu yönde bir kanı oluştuğunu belirtti. Görüşmenin sonunda ise her zamanki içtenliği ile Hatipoğlu’na da teşekkür edilmesinin doğru bir yaklaşım olduğu söyleyerek yazımdan dolayı da bendenizi kutladığını ifade etti.
Aslında Ünlüce sadece bilgi vermek istediğini ve kesinlikle düzeltme talebinin olmadığını belirtmişti.
Yine de sorumlu yayıncılık anlayışımız gereği açıklamasını sizlerle paylaşmanın ve gözümden kaçan bu detaydan dolayı siz okuyucularımız ile Ünlüce’den özür dilemenin doğru olacağını düşündüm.
Ne diyeyim?
Yaşlanmanın alametleri olsa gerek…
Yorum sizlerin.
Bendeniz çarşamba günü yine buradayım.
Beklerim efendim…
GÜNÜN SÖZÜ:
Evet deme yetkisine sahip olmayan birinin size hayır demesine asla izin vermeyin.
- Eleanor Roosevelt