Eskişehir’de son günlerde Vakıflar ve Kurşunlu Külliyesi üzerinden yaşanan tartışmalar, meselenin yalnızca bir külliyeden ibaret olmadığını gösteriyor. Şimdi de 1957 yılından bu yana Tarım Bakanlığı tarafından kullanılan bir kamu binası gündemde. Üstelik öyle sıradan bir gündem değil; bir kamu kurumu, başka bir kamu kurumunu işgalci olarak değerlendiriyor!
Yanlış okumadınız. Yaklaşık 69 yıldır kullanılan bir bina için bugün ecrimisil isteniyor, tahliye talebinde bulunuluyor. Yani neredeyse üç nesildir devletin hizmet verdiği bir binada, bir bakmışsınız işgalci durumuna düşmüşsünüz.
İnsan ister istemez soruyor: Bu bina dün mü ortaya çıktı? 1957’den bu yana orada değil miydi? Bunca yıl boyunca kimse bu taşınmazın durumunu sorgulamadı mı? Eğer ortada çözülmesi gereken bir mülkiyet meselesi varsa, bunun hesabı neden bugün, yıllardır kamu hizmeti verilen bir binanın tahliyesi üzerinden görülüyor?
Üstelik işin daha da dikkat çekici bir tarafı var. Kütahya Vakıflar Bölge Müdürlüğü, 18 Haziran 2026 tarihinde gönderdiği yazıyla taşınmazın Vakıflar adına tescil edildiğini bildiriyor. Ardından İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden hem ecrimisil bedeli talep ediliyor hem de binanın boşaltılması isteniyor.
Bir kamu kurumu diğerine kira mı kesecek, yoksa devlet kendi kurumuna tahliye tebligatı mı gönderecek? Görünen o ki kamu kurumları arasında taşınmaz meselesi, oldukça ciddi bir emlak mesaisine dönüşmüş durumda.
Ancak İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de bu talep karşısında sessiz kalmamış ve konuyu yargıya taşımış. Açılan davada mahkemenin yürütmenin durdurulmasına karar verdiği öğrenildi. Yani şimdilik tahliye işlemi durdurulmuş durumda.
Burada elbette mülkiyet hakkı, vakıf mallarının korunması ve hukuki sorumluluklar tartışılabilir. Bunların hepsi önemli. Ancak bir başka önemli mesele daha var: Kamu kurumlarının birbirleriyle yaşadığı bu tür anlaşmazlıkların bedelini vatandaş ödememeli.
Çünkü söz konusu bina yalnızca duvarlardan, odalardan ve bir tapu kaydından ibaret değil. Orada yürütülen bir kamu hizmeti var. O binada çalışan insanlar, hizmet almak için kapısını çalan vatandaşlar var. Tahliye kararı çıkarsa ne olacak? Yeni bina mı bulunacak, taşınma mı yaşanacak, hizmetler nasıl sürdürülecek? Bunların da bir cevabı olmalı.
Eskişehir’de Kurşunlu Külliyesi üzerinden başlayan tartışmaların ardından şimdi de 69 yıllık kamu binası için benzer sorular soruluyor. Bir tarafta mülkiyet iddiası, diğer tarafta yıllardır süren kamu hizmeti…
Devletin kendi kurumlarıyla bu kadar uğraştığı bir tabloda insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Devletin bir kurumu diğerine işgalci diyorsa, vatandaş hangi kapıyı çalacağını şaşırmaz mı?
Bir binanın tapusu elbette önemlidir. Ancak devlet yönetiminde hafıza, planlama ve kamu yararı da en az tapu kadar önemlidir.
Sonuçta mesele yalnızca kimin tapusunun olduğu değil, yıllardır kullanılan bir kamu binasının neden bugün bir tahliye tartışmasının ortasında kaldığıdır.
Devletin kendi kurumları arasında mülkiyet kavgası yaşanıyorsa, önce bu düğümün nasıl atıldığını sorgulamak gerekir. Çünkü kamu hizmeti, kurumların birbirine gönderdiği tahliye yazılarının arasında kalmamalı.