Bir tarafta milyonlarca liralık tadilat…
Diğer tarafta aşırı yağışın ardından tesisat arızası nedeniyle kapatılan bir üniversite yemekhanesi…
Ve ortada cevap bekleyen çok basit ama bir o kadar da önemli bir soru:
Kamu kaynaklarını kullanırken önceliklerimizi neye göre belirliyoruz?
Eskişehir’de etkili olan aşırı yağış, Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü’nde öğrencilerin yoğun olarak kullandığı Öğrenci Yemekhanesi’ni de etkiledi. Üniversite yönetimi, aşırı yağışlar nedeniyle tesisatta meydana gelen arıza sebebiyle yemekhanenin bakım ve onarım çalışmaları tamamlanıncaya kadar geçici olarak hizmet veremeyeceğini öğrencilere duyurdu. Öğrencilere gönderilen mesajda, bu süreçte yemek hizmeti için Merkez Yemekhanenin kullanılabileceği bildirildi. Ancak yemekhanenin ne zaman yeniden hizmete açılacağı konusunda henüz net bir tarih paylaşılmadı.
Buraya kadar bakıldığında ortada bir altyapı sorunu var.
Peki asıl mesele ne?
Bu sorun neden daha önce görülmedi?
Yeni sayılabilecek bir yemekhanede, yoğun yağışın ardından tesisat arızası meydana geliyorsa, burada yalnızca yağışı mı konuşacağız?
Yoksa binanın altyapısını, drenaj sistemini, tesisatını ve yağmur suyu yönetimini de sorgulayacak mıyız?
Çünkü öğrencilerin kullandığı bir yemekhane, üniversitenin “olsa da olur” denilebilecek alanlarından biri değil. Burası her gün binlerce öğrencinin temel ihtiyacını karşılayan bir alan. Dolayısıyla burada yaşanan herhangi bir altyapı problemi, yalnızca bir binanın teknik sorunu olmaktan çıkıyor; doğrudan öğrencinin günlük yaşamına dokunuyor.
Tam da burada başka bir rakam karşımıza çıkıyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ek hizmet binalarındaki 48 tuvaletin ıslak hacimlerinin tadilat ve onarımı için 27 Ağustos 2026 tarihinde ihale gerçekleştirildi. İhale dosyasındaki yaklaşık maliyet 38 milyon 96 bin 797 lira olarak kayıtlara geçti. 23 Eylül’de imzalanan sözleşmenin bedeli ise 29 milyon 419 bin lira oldu. 48 tuvaletin tadilat ve onarımını kapsayan iş için bu rakam, basit bir bölme işlemiyle tuvalet başına yaklaşık 612 bin 896 liralık ortalama sözleşme bedeline karşılık geliyor.
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var:
Mesele “Meclis’in tuvaletleri neden yenileniyor?” sorusundan ibaret değil. Elbette kamu binalarının bakım ve onarıma ihtiyacı olabilir. Elbette çalışanların, ziyaretçilerin ve kamu görevlilerinin kullandığı alanların sağlıklı ve güvenli olması gerekir.
Ancak kamuoyunun sorması gereken başka bir soru daha var:
Öğrencilerin kullandığı eğitim yapılarının, yemekhanelerin ve kampüs altyapılarının bakımına ayrılan kaynaklar aynı hassasiyetle değerlendiriliyor mu?
İşte asıl sorun burada başlıyor.
Öğrencinin temel ihtiyacı neden gündemin sonunda? Üniversiteler yalnızca dersliklerden oluşmuyor. Bir öğrencinin üniversite hayatı; sınıftan çıkıp yemekhaneye girmesiyle, kütüphaneye gitmesiyle, kampüs içerisinde güvenli ve sağlıklı bir ortamda bulunmasıyla devam ediyor.
Yemekhane de bunun en temel parçalarından biri. Üstelik bugün Anadolu Üniversitesi’nde yaşanan olayda üniversite yönetiminin “Merkez Yemekhaneden faydalanabilirsiniz” şeklinde alternatif üretmesi, sorunun öğrencilerin yemek ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmadığını gösteriyor.
Fakat bu, asıl soruyu da ortadan kaldırmıyor:
Neden öğrencilerin kullandığı yeni bir yemekhane, aşırı yağış sonrasında tesisat arızası yaşayacak noktaya geliyor?
Burada cevap verilmesi gereken başlıklar belli.
Binanın altyapısı yapılırken yağmur suyu tahliye sistemi yeterince değerlendirildi mi?
Tesisatın kapasitesi bölgenin yağış koşullarına uygun muydu?
Yapım aşamasında gerekli kontroller gerçekleştirildi mi?
Daha önce aynı bölgede benzer bir problem yaşandı mı?
Ve en önemlisi…
Sorun ortaya çıktıktan sonra yapılacak bakım ve onarım için yeterli kaynak ve teknik planlama hazır mıydı?
Bunların hiçbirini bilmeden “bütçe ayrılmadı” demek doğru olmaz. Ama tam tersine, bunları bilmeden “sorun yalnızca yağıştan kaynaklandı” demek de meseleyi fazlasıyla basitleştirmek olur.
Bir kamu kurumunda 48 tuvaletin yenilenmesine yaklaşık 29,4 milyon lira kaynak ayrılabiliyorsa, üniversitelerde öğrencilerin temel ihtiyaçlarını karşılayan yapıların altyapı sorunlarının önceden giderilmesi için ne kadar kaynak ayrılıyor?
Daha da önemlisi:
Bu kaynaklar ihtiyaçlara göre mi, yoksa sorun ortaya çıktıktan sonra mı kullanılıyor?
Çünkü iyi kamu yönetimi, yalnızca arıza meydana geldiğinde tamir etmek değildir. İyi kamu yönetimi, arızanın meydana gelmesini mümkün olduğunca engellemektir.
Yağmur yağdığında yemekhane su alıyorsa, yalnızca suyu temizlemek yetmez.
Neden su aldı?
Bu sorunun cevabını bulmak gerekir.
Öğrencinin hakkı yalnızca eğitim almak değil. Üniversite öğrencisinden harç, ulaşım, barınma, yemek ve yaşam maliyetleriyle baş etmesi beklenirken; karşılığında sunulan kamu hizmetlerinin de aynı ciddiyetle ele alınması gerekiyor. Öğrenci, dersini göreceği sınıfın sağlam olmasını bekler. Kütüphanesinin kullanılabilir olmasını bekler. Yemekhanesinin çalışmasını bekler. Yağmur yağdığında kampüsün altyapısının buna dayanmasını bekler. Bunlar lüks değil. Bunlar temel üniversite hizmetleridir. Dolayısıyla Anadolu Üniversitesi’nde yaşanan bu olayın ardından sorulması gereken soru yalnızca “Yemekhane ne zaman açılacak?” olmamalı.
Asıl soru şu olmalı:
Sorun yağmurda mıydı, tesisatta mıydı, planlamada mıydı; yoksa kamu kaynaklarının önceliklendirilmesinde mi?