Vatandaş geçim derdinde, siyasetçiler kongre hesabında! Halkın mutfağında yangın varken siyasi partilerin kendi iç gündemlerine sıkışması, iktidar hedefini gerçeğe dönüştürmeye yetmez. Seçmeni sloganlarla değil, çözümle ikna edebilirsiniz.
Türkiye’de vatandaşın gündemi belli: Ekonomi, hayat pahalılığı ve geçim mücadelesi… Ay sonunu getirmeye çalışan, alışveriş yaparken fiyat etiketlerini defalarca kontrol eden, kazandığı paranın ihtiyaçlarına yetmediğini gören milyonlarca insan için siyasetin önceliği de belli olmalı. Ancak siyasi partilerin gündemine bakıldığında halkın gerçekleriyle siyaset koridorlarında konuşulanlar arasında ciddi bir mesafe olduğu görülüyor.
Yeni Parti de bu mesafenin dışında değil!
İlçe kongreleri tamamlandı, başkanlar belirlendi. Şimdi gözler il kongresine çevrildi. Talat Yalaz’ın karşısına bir aday çıkıp çıkmayacağı tartışılıyor. İsimler konuşuluyor, kulisler hareketleniyor, siyasi hesaplar yapılıyor. Elbette parti içi demokrasi önemlidir. Kongreler, adaylıklar ve örgütlenme çalışmaları siyasetin doğal parçalarıdır.
Ancak asıl mesele şu: Vatandaşın hayatında ne değişiyor?
Kongrede kimin kazanacağı, hangi ilçede kimin başkan olacağı siyaset dünyasının gündemini meşgul edebilir. Fakat geçim sıkıntısıyla boğuşan vatandaşın önceliği bunlar değil. İnsanlar siyasi partilerin iç meselelerinden çok kendi hayatlarında karşılık bulacak çözümler görmek istiyor. Bir vatandaşın pazar filesi dolmuyorsa, faturaları üst üste birikiyorsa, maaşı ayın sonunu getirmiyorsa siyasi partilerin kongre takvimi onun hangi sorununu çözüyor?
Hiçbirini!
İktidar söylemekle değil, çözüm üretmekle olunur
Yeni Parti son aylarda kuruluş süreci, teşkilatlanma çalışmaları ve kongreleriyle gündemde kendisine geniş yer buldu. Ancak siyasette görünür olmakla toplumun güvenini kazanmak aynı şey değil.
Bir partinin büyümesi, yeni teşkilatlar kurması ve yönetim kadrolarını belirlemesi elbette önemlidir. Fakat bütün bunlar, seçmenin desteğini kazanmak için tek başına yeterli değildir.
Sürekli “İktidara yürüyoruz” demek, iktidara giden yolu açmaz. Çünkü seçmen artık yalnızca hedef duymak istemiyor; o hedefe nasıl ulaşılacağını da bilmek istiyor.
Peki Yeni Parti, vatandaşın karşısına hangi ekonomik programla çıkacak?
Enflasyonla nasıl mücadele edecek? Dar gelirlinin alım gücünü nasıl yükseltecek? Emeklinin, asgari ücretlinin ve işçinin hayatını kolaylaştırmak için hangi adımları atacak? Üretimi nasıl artıracak, istihdamı nasıl güçlendirecek? Bütçe kaynaklarını nasıl kullanacak?
İşte cevaplanması gereken sorular bunlar!
“Ekonomiyi düzelteceğiz” demek kolaydır. Zor olan, bunu hangi politikalarla, hangi kaynaklarla ve hangi takvim içerisinde yapacağını anlatmaktır. Seçmenin karşısına genel vaatlerle değil, ölçülebilir hedeflerle çıkmak gerekir.
Vatandaş artık vaat dinlemek değil, hesabını görmek istiyor!
Siyasetin merkezi kongre salonları değil, vatandaşın hayatıdır
Bir siyasi parti için teşkilatlanma çalışmaları hiçbir zaman önemsiz değildir. Ancak teşkilatların asıl görevi kongre yapmakla sınırlı kalamaz. Örgütler, vatandaşın sorunlarını dinlemek, çözüm önerileri geliştirmek ve bu önerileri kamuoyuna anlatmak için vardır.
Siyasetçinin başarısı, kaç toplantıya katıldığıyla veya kaç kişinin önünde konuştuğuyla ölçülmemeli. Asıl ölçü, vatandaşın kapısını ne kadar çaldığı, hangi soruna çözüm aradığı ve halkın güvenini ne ölçüde kazandığıdır.
Yeni Parti gerçekten iktidarı hedefliyorsa yalnızca kendi siyasi gündemine odaklanamaz. İlçelerdeki kongrelerin ardından asıl çalışma başlamalıdır. Sokak sokak gezilmeli, esnafın derdi dinlenmeli, pazardaki fiyatlar görülmeli, işçinin ve emeklinin sesi duyulmalıdır.
Üstelik bu ziyaretler yalnızca fotoğraf vermek, sosyal medyada paylaşım yapmak veya basına açıklama göndermek için gerçekleştirilmemelidir. Vatandaşın anlattığı sorunlar kayda alınmalı, bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri hazırlanmalı ve sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Çünkü vatandaş artık kendisini yalnızca seçim dönemlerinde hatırlayan siyasetçilere güvenmekte zorlanıyor.
Sandığa giden yol mutfaktan geçiyor
Bugün siyasi partilerin önündeki en büyük sınav, ekonomik sorunlara inandırıcı çözümler sunabilmektir. Bunu hangi parti başarırsa seçmen nezdinde önemli bir avantaj elde eder.
Yeni Parti de bu gerçeği görmezden gelmemeli. İktidar hedefini yalnızca siyasi bir slogan olarak tekrarlamak yerine, bu hedefin içini doldurmalı. Ekonomi politikalarını anlaşılır biçimde açıklamalı, vaatlerinin maliyetini ortaya koymalı ve vatandaşın karşısına somut bir programla çıkmalıdır.
Aksi hâlde kongreler tamamlanır, yöneticiler belirlenir, açıklamalar yapılır; fakat vatandaşın hayatındaki sorunlar yerinde sayar. Siyaset, kendi içerisinde hareketli görünürken toplumun gerçeklerinden uzaklaşırsa bunun bedelini yine siyaset öder. Unutulmamalı ki seçmen, bir partinin ne kadar iddialı konuştuğuna değil, kendi hayatına ne katabileceğine bakar. İnsanlar yalnızca iktidar değişikliği vaadi değil, hayatlarında gerçek bir iyileşme görmek ister.
Yeni Parti’nin önünde de tam olarak böyle bir sınav var.
Ya halkın gündemini kendi gündeminin önüne koyacak ya da kendi gündemiyle baş başa kalacak.
Siyaset makamda oturarak, kongre salonlarında alkış toplayarak ve iktidar hedefini tekrarlayarak yapılmaz. Siyaset, halkın arasında yapılır. Sorunları yerinde görmek, çözüm üretmek ve bunun sorumluluğunu üstlenmek gerekir. İktidar olmak isteyenler önce vatandaşın güvenini kazanmak zorunda.
Bunun da yolu belli: Daha çok sokak, daha çok temas, daha somut çözüm!
Halk geçim derdindeyken koltuk hesabı yapanlara değil, derdine ortak olanlara kulak verir.