Sivrihisar’ın Kaymaz Mahallesi’nde yapılan toplantıda yalnızca bir maden projesi tartışılmadı. Asıl tartışılması gereken, bir köy meydanında hangi sözlerin, hangi amaçla ve hangi bağlamda kullanıldığıydı.
Türk Altın İşletmeleri AŞ tarafından yapılması planlanan üçüncü atık barajının kapasite artışı talebi kapsamında Kaymaz’da Halkın Katılım Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya bölge halkı, doğa savunucuları ve şirket temsilcileri katılırken, salonda ve çevresinde zaman zaman tansiyon yükseldi. Bölge sakinleri, siyanürlü madencilik faaliyetleri ve atık barajının kapasitesinin artırılması konusunda endişelerini dile getirdi.
Vatandaşların itirazlarının merkezinde ise yalnızca çevresel kaygılar yoktu. İnsanların yaşadıkları coğrafyada geleceğe dair duydukları kaygı da vardı. “Kanser olmak istemiyoruz” diyen vatandaşların tepkisi, aslında meselenin onlar açısından ne kadar hayati olduğunu gösteriyordu.
Ancak Kaymaz’da dikkat çeken başka bir ayrıntı daha vardı.
Atatürk’ün adı ve sözleri, maden faaliyetlerine yönelik savunmanın bir parçası olarak köy meydanındaki pankartlarda yer aldı.
İşte burada durup düşünmek gerekiyor. Bir sözün sahibi değil, bağlamı önemlidir.
Köy meydanına asılan görsellerden birinde “İnsanı maden yaşatır” ifadesinin yer aldığı, başka bir görselde ise Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafı ve “Madenlerimiz bizim başlıca döviz kaynağımız olduğu için de yüksek ilginizi çekmek isterim” şeklindeki sözünün kullanıldığı görüldü. Elbette Atatürk’ün madenler, yer altı kaynakları ve ülke ekonomisi üzerine söylediği sözler tarihsel bir gerçekliğin parçasıdır.
Bir tarihsel söz, bugünkü bir maden projesine destek sağlamak amacıyla kullanılabilir mi?
Atatürk’ün yıllar önce, dönemin ekonomik ve siyasi şartları içerisinde söylediği bir sözü alıp bugünün belirli bir maden projesinin savunusuna yerleştirmek, o sözün anlamını daraltmak değil midir?
Atatürk’ün bir sözünü kullanmak başka şeydir, o sözü bugünkü bir ticari faaliyetin adeta onay mührü gibi sunmak başka şey.
Atatürk’ün sözleri kimsenin propaganda aparatına dönüşmemelidir.
Atatürk’ü bir pankarta sığdırmak kolay, fikirlerini anlamak zor.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında Atatürk’ün sözleri farklı tartışmaların içine çekilebiliyor. Bazen bir siyasi görüşün, bazen bir ekonomik modelin, bazen bir ticari faaliyetin, bazen de bir kurumun kendisini haklı göstermek için Atatürk’ten bir cümle seçiliyor. Oysa Atatürk’ü yalnızca işimize gelen cümleleri üzerinden değerlendirmek, onun düşünce sistemini anlamaktan oldukça uzak. Atatürk’ün temel yaklaşımında akıl, bilim, kamu yararı, bağımsızlık ve ülkenin kaynaklarının milletin menfaatleri doğrultusunda değerlendirilmesi gibi kavramlar önemli bir yere sahiptir. Dolayısıyla bir maden projesini savunurken Atatürk’ün tek bir cümlesini pankarta taşımak yeterli değildir.
Bir başka önemli nokta da şu:
Kaymaz’da yaşayan insanlar kendi hayatlarının söz konusu olduğunu düşünüyor. Onlar için mesele bir şirketin yatırım planından veya bir ekonomik faaliyetten ibaret değil. O toprakta yaşayan, o suyu kullanan, o havayı soluyan insanların geleceği söz konusu. Bu nedenle vatandaşların “istemiyoruz” demesi, en az şirketin “istiyoruz” demesi kadar dikkate alınmalı.
Halkın Katılım Toplantısı’nın amacı da zaten yalnızca halkı bir araya getirmek olmamalı. Halkın sözünü gerçekten duymak olmalı.
Vatandaşın kaygısını dinlemeden, karşısına pankartlarla çıkıp “Atatürk de madenciliği savundu” demek, tartışmayı çözmez. Tam tersine, tartışmayı daha da sertleştirebilir. Çünkü Atatürk’ün adı, herhangi bir ticari faaliyetin tartışılmazlık kalkanı değildir.
Madenlerin ülke ekonomisi açısından öneminden söz etmek başka, Atatürk’ün sözlerini belirli bir maden projesinin yanında kullanarak tartışmayı duygusal bir zemine taşımak başka. Kimse Atatürk’ün madenlerin ekonomik önemine ilişkin sözlerine itiraz ettiği için bu yazıyı okumamalı.
Mesele sözün kendisi değil. Mesele, sözün bugünkü tartışmada nasıl kullanıldığıdır.