YENİ Parti, genel başkanını seçmek için yine sandık başındaydı.
Her hafta seçime gidiyorlar maşallah!
Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde ön seçimin nabzını tutarken partili dostlarla da karşılaştık.
Önceki dönem Odunpazarı Belediye Başkan Yardımcılarından Erdal Caferoğlu da oradaydı.
Fötr şapkasıyla…
Açıkçası kombini çok hoşuma gitti.
Yanına gittim, selam verdim.
Erdal abi benim hemşerimdir.
Sayıları çok da fazla olmayan Çankırılılardan birini tanımak, aynı şehirde yaşadığını bilmek insanı mutlu ediyor.
Kendisine ayrıca saygı duyarım.
Hatta aramızda zaman zaman espriler de olur.
Yazılarımda, sosyal medya paylaşımlarımda kendime bile çakmışlığım, alay etmişliğim vardır.
Ama Erdal abi söz konusu olduğunda hep ayrı bir parantezim var.
Kendisine zaman zaman şöyle derim:
“Abi, bu şehirde eleştirmeyeceğim ender kişilerden birisin. Bende torpilin var.”
O gün de fötr şapkasıyla karşıma çıkınca ister istemez dikkatimi çekti.
Belki fötr şapkanın doğrudan solculukla ilgisi yok ama Atatürk'le çok güçlü bir bağı var.
Atatürk'ün gerçekleştirdiği şapka reformu, yalnızca bir kıyafet değişikliği değildi. Cumhuriyet'in yeni toplum anlayışının da sembollerinden biriydi.
Nitekim Kılıç Ali örneği, bu dönüşümün ne kadar çarpıcı ve ironik yönleri olduğunu gösteriyor.
Atatürk'ün yakın çevresinde bulunan Kılıç Ali, Şapka Kanunu öncesinde fötr şapka takanlara tepki gösterirken, kanunun ardından İstiklal Mahkemesi üyesi olarak bu kez fesli ve sarıklı müderrislerin karşısında yer alıyordu.
Bir dönemin yadırganan kıyafeti, başka bir dönemin modernleşme sembolüne dönüşmüştü.
Atatürk de şapka inkılabıyla birlikte fötr şapka takmıştı.
Fötr şapka, bir bakıma Atatürk'ü hatırlatıyordu.
İşte Erdal abiyi o şapkayla görünce yüzümde istemsiz bir tebessüm oluştu.
Kendisine bakarken içimden başka şeyler de geçirdim.
Bazen sohbet sırasında karşınızdaki insanın farkında olmadığı anlarda, zihninizde bambaşka düşünceler belirir.
O anlardan biriydi.
Etkilenmiştim.
Tabii Erdal abi, kendisine bakarken zihnimden neler geçtiğini, hatta o gün bu yazıyı kaleme alacağımı bilmiyordu.
Ben ona bakınca Atatürk'ü gördüm.
Sağ olsun…
Ancak sohbetin devamında konu siyasete geldi.
Kendisine, “Abi, seni CHP İl Başkanı yapalım.” diye bir öneride bulundum.
Güldük.
Aldığım cevap beni şaşırttı.
“Özge, ben CHP'den istifa ettim.” demez mi?
Üstelik YENİ Parti'ye üye olmuş.
Asıl şaşırdığım nokta burasıydı.
Çünkü Erdal abi, CHP'ye köklü bağlılığı olan bir insandı.
Böyle bir ismin CHP'den ayrıldığını duymak açıkçası beklemediğim bir gelişmeydi.
Hemen sordum:
“Abi, istifan da İl Başkanı Volkan Enver Kılıç'ın payı var mı, yok mu?”
Gerçekten yok dese de ben pek ikna olmadım.
“Yüzde 1 bile olsa mutlaka onun da bir payı vardır.” dedim.
Sonra oyunu kullandı ve ayrıldı.
Benim aklımda ise o günkü görüntü kaldı.
Ön seçimde fötr şapkalı Erdal abiyi gördüm.
10 Kasım gelmeden Atatürk'ü bir kez daha damarlarımda hissettim.
Ama işin bir de başka tarafı vardı.
Atatürk'ün kurduğu, Cumhuriyet'in değerleriyle özdeşleşmiş CHP'den Erdal Caferoğlu gibi bir ismin istifa ettiğini duymak kalbimi burktu.
Neden mi?
CHP'nin eski CHP olmadığını ben de biliyorum.
Ancak bütün eksikliklerine, tartışmalarına ve yaşadığı değişime rağmen CHP'de mücadele edeceğim diyerek yola çıkan insanlar vardı.
Umudunu kaybetmeden partide kalmaya, mücadele etmeye çalışan insanlar…
Şimdi insan ister istemez soruyor:
Bir zamanlar CHP'de mücadele etmek isteyen, partisine gönül vermiş insanları bile uzaklaştıran bir süreç nasıl yaşandı?
Erdal abi gibi isimlerin ayrılığı yalnızca bir üyelik değişikliği olarak mı görülmeli?
Yoksa parti yönetimlerinin de üzerinde düşünmesi gereken bir durum mu?
Benim kalbimi burkan biraz da bu.
Çünkü bir partiyi yalnızca seçim sonuçları değil, ona gönül veren insanların aidiyeti de ayakta tutar.
Ve insan bazen bir fötr şapkada Atatürk'ü görürken, o şapkayı taşıyan insanın artık Atatürk'ün partisinde olmadığını öğrenince ister istemez hüzünleniyor.
Erdal abi, şapkan da sohbetin de aklımda kaldı.
Ama CHP'den ayrılışın biraz buruk kaldı.
Bir partiyi bazen en çok rakipleri değil, ona gönül verenleri kapıdan uzaklaştıranlar kaybettirir. Geriye de fötr şapkalı bir adamın ardından bakıp hüzünlenmek kalır.