YENİ Parti Odunpazarı İlçe ön seçimini geride bıraktık.
Herkes bir yorum yaptı.
Ön seçimin kafa kafaya geçeceği çoğu kişi tarafından söyleniyordu.
Ama açıkçası kimse aradaki farkın yalnızca 3 oy olmasını beklemiyordu.
Öncelikle Cevahir Çalıkuşu’nu tebrik edelim.
Rahmi Çınar’a da verdiği emekler ve ortaya koyduğu mücadele için teşekkür edelim.
Sonuçta sandık kuruldu, üyeler oyunu kullandı ve kazanan belli oldu.
Buraya kadar sorun yok.
Ancak ön seçim bitti diye sorular da bitmiş değil.
Hatta bana kalırsa asıl şimdi başlıyor.
Ön seçimle ilgili yazılacak, söylenecek çok şey var.
Nereden başlayacağımı bilemiyorum.
Sanırım bu haftayı sadece bu konuya ayıracağım.
Çünkü ortada yalnızca 3 oy farkla sonuçlanmış bir ön seçim yok.
Aynı zamanda cevap bekleyen ciddi sorular var.
Malum Cevahir Çalıkuşu yola çıkarken “Arkamda sadece üyeler var” dedi.
Ben bu ifadeye hiçbir zaman tam anlamıyla ikna olmadım.
Bugün gelinen noktada ise bu sözün ne kadar doğru olduğunu sorgulamak hakkımız.
Çünkü kongre boyunca Büyükşehir Belediyesi’nde görev yapan bazı isimlerin süreci salonda açık biçimde takip ettiğini gördük.
Örneğin Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Özel Kalem Müdürü Burhan Değirmencioğlu ve Genel Sekreter Recai Erdir’in salonda bulunması dikkat çekti.
Şimdi burada durup çok basit bir soru sormak gerekiyor…
Kamu görevlilerinin yani devlet memurlarının siyasi faaliyetlere katılımına ilişkin yasal sınırlar varken, bir siyasi partinin ön seçiminde kamu görevlilerinin konumu nedir?
Bir siyasi etkinliği izlemek başka şeydir.
Siyasi bir sürecin parçası olmak başka şeydir.
Daha da önemlisi, bir ön seçim sürecinde herhangi bir kamu görevlisinin yönlendirici veya organizasyonel bir rol üstlenip üstlenemeyeceği konusunda hukuken ne söyleniyor?
Recai Erdir ve Burhan Değirmencioğlu kontrolünde bir ön seçim geride kaldı sonuçta.
Benim ilk merak ettiğim konu bu.
Herhangi bir hukuki veya idari inceleme başlatılacak mı?
Başlatılacaksa kim başlatacak?
Başlatılmayacaksa neden başlatılmayacak?
Bu soruların cevabını kamuoyu bilmek istiyor.
Çünkü mesele yalnızca bir siyasi partinin içindeki ön seçim meselesi değildir.
Mesele, kamu görevi ile siyasi faaliyet arasındaki sınırın nerede çizileceği meselesidir.
Elbette Odunpazarı Belediyesi açısından da bu süreçte eleştirilebilecek tavırlar olmuş olabilir.
Etik açıdan tartışılabilecek davranışlar yaşanmış da olabilir.
Ancak ben kendi adıma, ön seçim sırasında Odunpazarı Belediyesi’nde görev yapan herhangi bir memurun salonda açık biçimde boy gösterdiğini veya süreci yönlendirdiğini görmedim.
Bu nedenle birilerine eleştiri oklarını yöneltirken önce dönüp aynaya bakmak gerekiyor.
Öz eleştiri yapmak gerekiyor.
Siyasetin en büyük problemlerinden biri de tam burada başlıyor.
Kendi yaptığımızı “siyaset”, karşı tarafın yaptığını “müdahale” olarak görürsek ortada adalet kalmaz.
Kendi tarafımızdaki soru işaretlerini görmezden gelip karşı tarafın hatalarını büyütürsek, söylediğimiz sözün inandırıcılığı da kalmaz.
O yüzden soruyorum:
Bir devlet memuru siyasi bir sürecin neresine kadar dahil olabilir?
Bir siyasi partinin ön seçiminde hangi sıfatla bulunabilir?
Bir ön seçimin işleyişine müdahil olabilir mi?
Oluyorsa bunun hukuki dayanağı nedir?
Olmaması gerekiyorsa şimdiye kadar neden kimse bunu sorgulamadı?
Ve en önemlisi:
Bu konuda bir hukuki süreç başlatılacak mı?
Ben açıkçası başlatılacağını düşünmüyorum.
Keşke yanılsam.
Keşke bu soruların tamamına açık, şeffaf ve hukuka dayalı cevaplar verilse.
Çünkü mesele Cevahir Çalıkuşu’nun kazanması ya da Rahmi Çınar’ın kaybetmesi değil.
Mesele 3 oyla sonuçlanan bir ön seçimin arkasında hangi siyasi dinamiklerin bulunduğunun kamuoyuna açıklanmasıdır.
Kim ne yaptı?
Kim kimi destekledi?
Kim hangi sıfatla oradaydı?
Kim sadece izledi, kim müdahil oldu?
“Adalet” diyecekseniz önce kendi tarafınızdaki sorulara cevap vereceksiniz.
“Şeffaflık” diyecekseniz kendi kapınızı da açacaksınız.
“Sandık” diyecekseniz sandığın etrafında olup bitenleri de sorgulayacaksınız.
Çünkü adalet sadece karşı taraf için istendiğinde adalet değildir.
Adalet, size dokunduğunda da adalettir.
Ve belki de bu ön seçimden geriye kalması gereken en önemli soru şudur:
Sandıkta yalnızca 3 oy fark vardı.
Peki, sandığın dışında neler yaşandı?
İşte bunu konuşmaya daha yeni başlıyoruz.