Aslında ben bu konuyu daha önce de kaleme almıştım, hatta Avukat Hüseyin Akçar ile gerçekleştirdiğim röportajda da kendilerine bu soruyu yöneltmiştim..

Evet dikkat çekici bir durum.

Ne mi?

Eskişehir siyasetinde son dönemde dikkat çeken bir meslek grubu var:

Yeni Parti’de dikkat çeken tablo: Siyasetin avukatlaşması

Eskişehir Ekspres’te Murat Keskin’in 11 Şubat 2026 tarihinde kaleme aldığı “CHP yönetiminde dikkat çeken bir detay” başlıklı yazıda da CHP’nin Eskişehir’deki önde gelen kadrolarında avukatların yoğunluğu ele alınmıştı.

Keskin, siyaset dünyasının farklı meslek gruplarını bir araya getirmesi gerektiğini belirterek, CHP’nin Eskişehir’deki yedi kurmayından beşinin avukat olmasına dikkat çekmiş ve “kolektif bir siyasi yapı” açısından meslek çeşitliliğinin önemini vurgulamıştı.

Bugün aynı soruyu başka bir siyasi yapı için sormanın zamanı geldi:

Yeni Parti’de de avukatların ağırlığı dikkat çekici boyutlara ulaşmıyor mu?

Liste oldukça dikkat çekici. Kimin biyografisine baksam aynı. Adliye koridoru gibi.

Üşenmedim araştırdım,

Av. Talat Yalaz – Yeni Parti Eskişehir İl Başkanı

Av. Tevfik Yıldırım – Yeni Parti Tepebaşı İlçe Başkanı

Av. Emine Cevahir Çalıkuşu Yazıcı – Yeni Parti Odunpazarı İlçe Başkanı

Av. Ayşe Ünlüce – Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı

Av. Kazım Kurt – Odunpazarı Belediye Başkanı

Av. Ayhan Kavas – Büyükşehir Belediyesi danışmanı

Av. Nergis Abacı – Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı

Bunlara Yeni Parti Eskişehir İl Yönetimi’ndeki üç avukat daha eklendiğinde, artık birkaç isimden değil, belirgin bir mesleki yoğunlaşma oldukça aşikar.

Üstelik bugün gerçekleşen Odunpazarı ön seçiminde Av. Cevahir Çalıkuşu’nun ilçe başkanı seçilmesiyle bu tablo daha da dikkat çekici hale geldi.

Dolayısıyla mesele artık yalnızca “Yeni Parti’de birkaç avukat var” meselesi değil.

Partinin Eskişehir yapılanmasının önemli karar noktalarında hukukçuların belirgin bir ağırlığı oluşmuş durumda. Özellikle oluşturulmuş bir kadro mu diye düşünmeden edemiyor insan.

Mesele avukatların siyasette olması değil

Avukatların siyasette bulunmasında elbette hiçbir sorun yok. Hukuken aykırı bir durum da yok.

Tam tersine hukukçular; mevzuatı, kamu yönetimini, anayasal sistemi ve hukuki süreçleri bilmeleri nedeniyle siyasete önemli katkılar sağlayabilir.

Sorun, bir siyasi yapının karar mekanizmalarında belirli bir meslek grubunun diğer meslek ve toplumsal kesimlere göre aşırı ağırlık kazanmasıdır.

Hayırdır diyor insan…

Çünkü siyaset yalnızca hukuk değildir.

Bir şehrin sorunlarını anlamak için hukukçular kadar mühendislerin, hekimlerin, ekonomistlerin, akademisyenlerin, eğitimcilerin, esnafın, sanayicilerin, çiftçilerin, işçilerin, emeklilerin, gençlerin ve kadınların da masada olması gerekir.

Mesleki çeşitlilik azaldıkça, siyasetin toplumun farklı kesimleriyle kurduğu temas da zayıflayabilir.

Toplumun her kesimine hitap etmek lazım ya hani.

Bir avukatın şehre bakışı elbette değerlidir.

Ancak bir sanayicinin Eskişehir’e bakışı farklıdır.

Bir doktorun sağlık sistemine ilişkin gördükleri farklıdır.

Bir öğretmenin eğitim sorunlarına yaklaşımı farklıdır.

Bir mühendisin sanayi, ulaşım ve altyapı konusundaki değerlendirmesi farklıdır.

Bir esnafın ekonomiyi algılayışı farklıdır.

Emekli diyemiyorum zira en azından bu konuda kıyamıyorum..

Yani siyaset bütün bu farklı bakışların aynı masada buluşabilmesiyle zenginleşir.

Aksi durumda siyaset, toplumun tamamını temsil etmek yerine belirli meslek çevrelerinin kendi içinden insanlarla daha fazla dayanışma gösterdiği bir yapıya dönüşme riski taşır.

Mesleki dayanışma mı, siyasi çeşitlilik mi?