Düşünsene…

Kendi siyasi iradenin seçilmişlerini, kendi yol arkadaşlarını, aynı siyasi çatının altında siyaset yaptığın isimleri şikâyet eden bir siyasetçisin.

Önce insanın aklına şu soru geliyor: Sen kiminle, ne için siyaset yapıyorsun?

Siyaset, yalnızca makam sahibi olmak, kürsüye çıkmak, açıklama yapmak ya da kendine yakın isimlerle yol yürümek değil ki.

Siyaset, aynı zamanda birlikte hareket edebilme, farklılıkları yönetebilme ve en önemlisi kendi teşkilatına güven duyabilme meselesidir.

Tabii güven de verebilme…

Kendi siyasi iradenin seçilmişleriyle sorun yaşıyorsan, bunu kamuoyu önünde şikâyet ederek çözmeye çalışıyorsan burada ciddi bir siyasi yönetim sorunu var demektir.

Üstelik mesele yalnızca bugünü ilgilendirmiyor.

Asıl korkutucu olan, bunun yarın sandığa nasıl yansıyacağını hesaplamak!

Kendi seçilmişlerine güvenmeyen, kendi kadrolarıyla sorun yaşayan, kendi siyasi ailesini kamuoyu önünde tartışmaya açan bir anlayışın seçmenden nasıl bir birliktelik beklentisi olabilir?

Seçmen, kendi içinde anlaşamayan bir siyasi yapıya neden güvensin?

Dahası, kendi seçtiklerini şikâyet eden bir siyasetçinin, yarın seçmenin karşısına hangi birliktelik fotoğrafıyla çıkacağını düşünmesi gerekmez mi?

Çünkü siyaset matematiğinde her kırgınlığın, her güvensizliğin, her kamuoyu önünde yaşanan hesaplaşmanın bir karşılığı vardır.

Ve bazen kaybettirdikleriniz, kazandırdıklarınızdan çok daha fazla olur.

Siyasette rakiplerinize karşı mücadele etmek başka, kendi siyasi iradenizin içindeki isimleri rakip gibi görmek bambaşka bir şeydir.

Unutulmamalı ki sandık, yalnızca adayları değil; yönetim anlayışını, teşkilat kültürünü ve siyasi güveni de tartar.

Bu ağırlık sorgulanıyor maalesef.

İnsanın kendi evinin içindeki çatlağı büyütüp sonra dışarıdaki fırtınadan şikâyet etmesi, siyasetin en büyük çelişkilerinden biri.

Ve bazen bir siyasi yapıya en büyük zararı rakipleri değil, kendi içindeki hesaplaşmalar verir.

Çok acı belki de sert bir cümle ile bitirmem kaçınılmaz oldu.

Siyasette müttefik yoktur.

Yılan ile yapılan ortaklıkta aynı yılan tarafından ısırılmak kaçınılmazdır.

Bana yine mutsuz yazılar yazdırıyorsunuz…

İçimde okunan selayı biri susturmalı…