YENİ Parti’de Odunpazarı Başkanlığı için ön seçim yapıldı.
Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde sonuç henüz belli değildi.
Gazete matbaaya yetişeceği için kazanan üzerinden bir değerlendirme yapmayacağım.
Zaten sandıktan kimin çıktığından bağımsız olarak, bu kongrenin bize anlattığı başka bir hikâye var.
Bu kongrenin zamanı mıydı?
Bölünmüş bir CHP’nin ardından yeni ayrışmalara, yeni kamplaşmalara ve yeni kavgalara zemin hazırladığı ortada.
Ama hakkını da teslim edelim…
Uzun zamandır unuttuğumuz bir heyecanı yeniden hissettik.
Seçimi hatırladık.
Seçilmeyi hatırladık.
Sandığı, listeyi, delegeleri, kulisleri ve siyasi mücadeleyi yeniden gördük.
Her ne kadar bize bunun “üye bazlı bir seçim” olduğu anlatılsa da iş biraz daha farklıydı.
Bu kongrede belediyelerin savaşı da vardı.
İki taraf da benzer yöntemlerle mücadele etti.
İki taraf da diğerini etik olmamakla suçladı.
Ve iki taraf da birbirini yaptıklarıyla etiketledi.
Ve bana göre bu süreçte Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt savunmaya geçti.
Belki de Kurt’un ilk kez gerçekten müdahil olmayacağı, kararı üyeye bırakacağı bir seçim olacaktı.
Belki de…
Ancak Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin, kendi bölgesi olmamasına rağmen bir aday açıklaması, Kurt’un gardını almasına neden oldu.
Bana göre haklıydı da.
Kim ne derse desin.
Çünkü benim Kazım Kurt’a yönelik çok sert yazılarım oldu.
Özellikle önceki kongrede delege seçimleri üzerinden kendisini çok ağır eleştirdim.
O günlerde “muhalifler” aday bile çıkaramadılar.
Beyaz liste-mavi liste üzerinden yürüyen mücadelede ben beyaz listeyi kalemimin son mürekkebine kadar savundum.
Hatta o dönem Odunpazarı Belediyesi’ni TOMA’ya benzettim.
“Beyaz listeyi biber gazıyla püskürttü” dedim.
Peki…
O günlerde Ayşe Ünlüce neden dahil olmadı?
En azından bir aday çıkarılabilirdi.
Şimdi ise…
Hiç ayrışmaya gerek olmayan bir dönemde aday açıklandı.
Bana göre zamansızdı.
Belki Ünlüce bunu yalnızca bir üye tercihi olarak gördü.
Belki kendi siyasi penceresinden baktı.
Belki de gerçekten sadece demokratik bir yarışın parçası olmak istedi.
Ama siyaset yalnızca niyetlerle okunmaz.
Sonuçlarına ve oluşturduğu algıya da bakılır.
Kazım Kurt da tam burada “Bu savaş bana” dedi.
Kurt bu ön seçim, “Cevahir Çalıkuşu- Rahmi Çınar meselesi değil” dedi.
“Kazım Kurt muhalifleri oklarını bana çeviriyor” dedi.
Ve desteğini Rahmi Çınar’a verdi.
Daha doğrusu karşı tarafın hamlesi Kurt’u buna mecbur bıraktı.
Çünkü artık mesele Rahmi Çınar değildi.
Mesele Cevahir Çalıkuşu da değildi.
Mesele bir ilçe kongresinden çok daha büyüktü.
Çünkü Odunpazarı kaybedilirse bunun Kazım Kurt açısından yalnızca bir kongre sonucu olmayacağı açıktı.
Bunun siyasi bir karşılığı, bir itibar karşılığı olacaktı.
Bu yüzden bu seçim sıradan bir ön seçim değildi.
Bu bir itibar savaşıydı.
Belediye gücü kullanıldı mı?
Kullanılmadı mı?
Bunu elbette ayrıca tartışacağız.
Kim ne yaptı, kim kimin yanında durdu…
Bunların hepsi konuşulacak.
Ama ben bugün başka bir şey söylüyorum:
Kazım Kurt kendi açısından verdiği mücadelede haklı olduğunu düşündü ve sonuna kadar mücadele etti.
Ben bu yazıyı yazarken sandığın sonucu belli değil.
O yüzden kazanana göre pozisyon almıyorum.
Çünkü bence burada zaten iki aday yarışmadı.
Cevahir Çalıkuşu ile Rahmi Çınar yarışmadı.
Asıl yarış…
Kazım Kurt ile Kazım Kurt’a muhalif grup arasında yaşandı.
Sandıkta iki isim vardı.
Ama sandığın arkasında iki siyasi güç duruyordu.
Karşı taraf çıkabileceği en güçlü adayla geldi.
Kazım Kurt ise çıkabileceği en zayıf adayla…
Ve belki de bu kongrenin en ilginç tarafı tam olarak buydu.
Çünkü bazen siyaset, kimin kazandığından çok, kimin kimi mecbur bıraktığıyla ilgilidir.
Bugün sandıktan kim çıkarsa çıksın, bir gerçek değişmeyecek.
Odunpazarı’nda artık sadece bir ilçe yönetimi seçilmedi.
Bir güç dengesi sınandı.
Bir siyasi ağırlık tartıldı.
Bir dönemin hesabı görüldü.
Ve belki de asıl seçim, sandık kapandıktan sonra başlayacak.
Çünkü bu kongrede kazanan sadece bir liste olmayacak.
Kaybeden de sadece bir liste olmayacak.
Sandıktan çıkan sonuç önümüzdeki dönemin kimin etrafında şekilleneceğini gösterecek.
Ve…
Kazım Kurt bugün yalnızca bir kongreyi değil, kendi siyasi ağırlığının sınandığı bir ön seçimi geride bırakacak.