Şimdi bazıları diyecek ki:
“İyi de kardeşim, bu kadar övdün, hiç mi eksiği yok?”
Olmaz mı?
Mesela telefonu her aradığımızda açmıyor.
Bu büyük bir problem!
Ama sonra dönüyor.
İnsan ister istemez kızamıyor.
“Telefonu açmadı” diye kızacaksın, on beş dakika bilemedin yarım saat sonra geri arıyor.
Eeee ne diyeceksin?
“Niye aradın?” mı diyeceksin?
İl başkanından biraz daha sertlik bekliyoruz.
Biraz “Ben il başkanıyım, sonra konuşuruz” havası bekliyoruz.
Yok.
O da yok.
İl başkanlığı koltuğunda oturuyor ama koltuğu kendisinden büyük görmüyor.
Bu da bazıları için ciddi bir rahatsızlık sebebi olabilir.
Çünkü siyasette bazen makamın ağırlığı, makam sahibinin ağırlığından daha fazla olabiliyor.
Albayrak’ta ise tam tersi bir durum var.
Kendisi makamı taşıyor.
Makam kendisini değil.
Eskişehir’de sahaya çıkıyor.
Toplantıya gidiyor.
Ankara’ya gidiyor.
Bakanlıkların kapısını çalıyor.
Eskişehir’in sorunlarını anlatıyor.
Bir bakıyorsunuz ilçede, bir bakıyorsunuz Ankara’da.
Bir bakıyorsunuz mahallelerde…
Bir bakıyorsunuz teşkilat programında, bir bakıyorsunuz bir esnafın yanında.
İnsan “Bu adamın şarjı hiç mi bitmiyor?” diye düşünüyor.
Belki de en büyük başarısı budur.
Telefonun şarjı biter, Gürhan Albayrak’ın bitmez!
Bir de şu “görevden alınacak” meselesi var.
Allah aşkına…
Adamı haftalardır alıyoruz.
Ama hâlâ görevde!
Bu nasıl bir görevden alma biçimidir?
“Alındı.”
“Alınacak.”
“Haftaya.”
“Yok, bugün.”
“Yok, Ankara karar vermedi.”
“Karar verildi.”
“Karar değişti.”
Sonra bir bakıyorsunuz:
Gürhan Albayrak yine il başkanlığında.
Artık bu söylentiler yüzünden Albayrak’ın kendisi bile sabah aynaya bakıp, “Bugün hâlâ il başkanı mıyım?” diye soruyor olabilir.
Ayna da muhtemelen şöyle cevap veriyordur:
“Vallahi bilmiyorum abi, Ankara’ya sor!”
Şaka bir yana…
Bir siyasi teşkilat yöneticisini değerlendirirken sadece makamda oturup oturmadığına bakılmaz.
Sahadaki görünürlüğüne, teşkilatla ilişkisine, kent meselelerini ne kadar gündeme taşıdığına ve yaptığı çalışmalara da bakılır.
Albayrak açısından bakıldığında, en azından sahada görünür olmayı tercih eden, etkinlik ve program sayısını yüksek tutmaya çalışan bir il başkanı profili var.
Üstelik bunu yaparken “Ben iktidar partisinin il başkanıyım, herkes ayağa kalksın” havasına girmemesi de ayrıca dikkat çekici.
Albayrak’ın tarzı biraz farklı.
Kahkaha atıyor.
Gülüyor.
İnsanlarla konuşuyor.
Esnafın yanına gidiyor.
Teşkilat mensuplarıyla bir araya geliyor.
Ankara’ya gidip geliyor.
Ve bütün bunları yaparken hâlâ hakkında “alınacak” haberleri çıkıyor.
Demek ki adamın kaderi de biraz hızlı tren gibi.
Ne zaman geleceği belli değil ama herkes konuşuyor!
Şimdilik bildiğimiz şu…
Gürhan Albayrak görevde.
Ve görünen o ki görevde olduğu sürece de çalışmaya devam ediyor.
Alınır mı?
Bilemem.
Kalır mı?
Onu da bilemem.
Ama benim bildiğim başka bir şey var.
Eskişehir’de il başkanlığı yapmak kolay iş değil.
Hele bir de hem Ankara’yı memnun edeceksin, hem Eskişehir’i dinleyeceksin, hem teşkilatı yöneteceksin, hem sahada olacaksın, hem de her hafta “Başkan gidiyor” söylentisini okuyacaksın…
Buna rağmen hâlâ gülüyorsan…
Ya çok rahatsın ya da gerçekten işini seviyorsun!
Ben ikinci ihtimali daha yakın buluyorum.
Gerisini Ankara bilir.
Bütün bunların üzerine bir de kulağımıza geleni ekleyelim.
Gürhan Albayrak, ülke genelinde en başarılı il başkanları değerlendirmesinde ilk beş içerisinde yer alıyormuş; artık gerisini siz düşünün.
Biz yine de “benden duymadınız” diyelim.