Bilindiği üzere “tespit” kavramı somut sonuçların, var olan bir durumun veya sorunun net olarak belirlenip adlandırılması (belgelenmesi) sürecidir. Gözlem ise olayları, nesneleri veya durumları dikkatle izleyerek veri toplama sürecidir.
Pazartesi günkü köşe yazımda Özgür Özel’in Eskişehir’de gerçekleştirmiş olduğu grup toplantısına yönelik tespitlerime yer vermiştim.
Şimdi ise sıra gözlemlerimde.
Konuya Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile başlayalım.
Gerek toplantıda, gerekse partililerle yaptığı yürüyüş esnasında yüz ifadesine her baktığımda Ünlüce’nin aklından şu soruların geçtiğini hissettim:
“Ben neredeyim, burası neresi, benim ne işim var burada?”
Ünlüce zaten örgütçü bir isim değil, bürokrasiden geliyor. Belediye başkanı seçileli ise daha iki buçuk yıl bile olmamış. Göreve başlar başlamaz da şehrin yıllar yılı ihmal edilmiş onca sorunu çıkmış karşısına.
Nitekim bir yandan bunlarla uğraşıyor, bir yandan A Takımı içerisinde huzursuzluk çıkaranlarla, bir yandan da rakip siyasetçilerle.
Ve bunlar yetmezmiş gibi şimdilerde bir de partideki kaosun ortasında bulmuş kendisini.
Üstelik bu konuda son derece de çaresiz.
“Milletvekili değilim, grup toplantısında ne işim var?” diye düşünerek organizasyona katılmasa adı “butlancıya” çıkacak.
Grup toplantısında atılan “Hain Jale” sloganlarına karşı gelse, bak bu da “hainmiş” denecek.
Ya da Hamamyolu caddesinde kırk derece sıcağın altında yapılan yürüyüşte koluna giren ızbandut gibi iki erkeğin sağa sola yalpalayarak kendisini sürüklemesine müsaade etmese yine aynı damgayı yiyecek.
Açıkçası benim gördüğüm tablo, tam olarak buydu.
***
Gelelim partinin Eskişehir’deki diğer kurmaylarına…
Geçtiğimiz hafta il başkanlığı görevinden alınan ve önceki gün de partiden ihraç edilen Talat Yalaz için pek bir şey söylemeye gerek yok sanırım. Sürecin öncülerinden biri olduğu malum. Hatta artık Özgür Özel’in sağ kolu bile diyebiliriz. Bu durum da toplantı boyunca ikilinin her halinden belliydi.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ise toplantıya zoraki katılmış gibiydi. Kendisini dört dönem üst üste liste başı milletvekili adayı yapan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı aşırı derecede mahcubiyet duyuyor gibi hissettim.
CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’ı sorarsanız, açıkçası keyfine diyecek yoktu. Şen şakrak muhabbetlerle etrafına gülücükler dağıtan Milletvekili Arslan, öyle anlaşılıyor ki siyasi olarak konuşlandığı yerden fevkalade memnun. Ve Özel ile birlikte uzun bir yol yürüyeceğine inanıyor.
***
Evet efendim; grup toplantısına katılan CHP’li kurmaylarla ilgili “gözlemlerim” bu şekilde. Kimileri halinden oldukça memnun görünürken kimileri ise bir emrivaki ile karşılaşmış izlenimi veriyor.
Ve öyle görünüyor ki CHP’deki güç savaşları devam ettiği sürece buna benzer tablolar ile daha çok karşılaşacağız.
Nitekim Eflatun’a da atfedilen bir Kızılderili atasözü ile yazımı tamamlamak istiyorum:
“Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince ise karıncalar balıkları.
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir.
Çünkü kimin kimi yiyeceğine ‘suyun akışı’ karar verir.”
Yorum sizlerin.
Bendeniz cuma günü yine buradayım.
Beklerim efendim…

GÜNÜN SÖZÜ:
En güçlü iki savaşçı, sabır ve zamandır.
-
Tolstoy